7215- Ebu`d-Derdâ radıyallahu anh
anlatıyor: "Halilim Aleyhissalâtu vesselâm bana şu vasiyette bulundu:
"Hiçbir şeyi Allah`a ortak kılma, hatta param parça edilsen, ateşlerde
yakılsan da; bile bile hiçbir namazını terketme; kim namazı bile bile
terkederse ondan Allah`ın zimmeti (garantisi) kalkar; içki içme, çünkü o, bütün
kötülüklerin anahtarıdır."
7216- Hz. Muaviye radıyallahu anh
anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Dünyanın bela ve fitneden başka hiçbir şeyi kalmadı."
7217- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu
anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"İnsanlar öyle aldatıcı yıllar görecek ki, o yıllarda yalancılar tasdik,
doğru söyleyenler tekzib edilecekler. Keza o yıllarda hâine itimad edilecek,
emin kimseye de hainsin denecek. O zaman ruvaybıda adam amme işinde söz sahibi
olacak."
"Ruvaybıda kimdir?" diye sorulmuştu. "Amme
işlerinde (söz sahibi olan) değersiz adam" diye cevap verdi."
7220- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu
anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Fırat nehri, altından bir dağı ortaya çıkarmadıkça Kıyamet kopmayacaktır.
İnsanlar o altın sebebiyle öldürülecek. Öyle ki on insandan dokuzu
öldürülecektir."
7222- Ziyâd İbnu Lebîd radıyallahu
anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir şey anlatarak:
"İşte bu şey, ilmin gitme anlarında olur" buyurdu. Ben: "Ey
Allah`ın Resulü! Bizler Kur`ân`ı okur olduğumuz, evlatlarımıza da okuttuğumuz,
evlatlarımız da kendi evlatlarına okutur olacakları halde ilim nasıl gider
(kaybolur)?" dedim. Aleyhissalâtu vesselâm: "Anasız kalasıca Ziyâd!
Ben seni, Medine`nin en fakihlerinden biri bilirdim. Şu, (gözümüzün önündeki)
yahudi ve hıristiyanlar kitapları olan Tevrat ve İncil`i okudukları halde
onların içinde bulunanlarla amel ediyorlar mı? (Demek ki keramet okumada değil,
okunanı hayata geçirmekte, yaşamakta ve tatbik etmektedir)"
buyurdular."
7223- Huzeyfe İbnu`l-Yemân
radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular
ki:
"Elbisenin nakşı silinip gittiği gibi İslâm da silinip
gidecek. Öyle ki oruç nedir, namaz nedir, hacc nedir, sadaka nedir?
bilinemeyecek. Bir gecede Allah`ın kitabı götürülecek, ondan yeryüzünde hiçbir
şey kalmayacak. Çok yaşlı ihtiyar erkek ve kadınlardan bir kısım insanlar sağ
kalıp: "Biz babalarımıza lâ ilâhe illallah kelimesi üzerine yetiştiğimiz
için bu kelimeyi söyleriz" diyecekler."
Huzeyfe bu hadisi anlatınca orada bulunan Sıla radıyallahu anh
kendisine: "O yaşlılar namaz nedir, oruç nedir, hacc nedir, sadaka nedir
bilmezken "Lâ ilâhe illallah" kelimesi onlara bir fayda sağlar
mı?" dedi. Huzeyfe (bu söze) cevap vermedi. Ama Sıla bu sorusunu üç kere
tekrarladı. Her seferinde Huzeyfe onun sorusuna cevaptan kaçındı. Sonunda
üçüncü tekrar üzerine Sıla`ya yönelerek: "Ey Sıla, kelime-i tevhid onları
(hiç olsun ebedî) cehennemden kurtarır" dedi ve bunu üç kere tekrar
etti."
7224- İbnu Ömer radıyallahu anh
anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Aziz ve
celil olan Allah, bir insan helak etmek istedi mi, ondan önce hayayı çeker
alır. Hayası bir kere gitti mi sen ona artık herkesin nefretini kazanmış bir
kimse olarak rastlarsın. Herkesin nefretini kazanmış olarak rastladığın
kimseden emanet çekilip alınır (artık o, güvenilmeyen, kuşkulu kişidir).
Kişiden emanet (güven) çekilip alınınca ona artık hep hain ve herkesçe hain
bilinen biri olarak rastlarsın. Ona hep hain ve hıyanetle bilinen biri olarak
rastladın mı, sıra ondan merhametin çekip çıkarılmasına gelmiştir. Ondan rahmetin
çıkarıldığı vakit artık ona (Allah`ın rahmetinden) kovulmuş, lânetlenmiş olarak
rastlarsın. Ona sen kovulmuş, lânetlenmiş olarak rastlayınca ondan İslâmiyet
bağı çözülüp atılır."