Yalnızlığım (3)
Söylenmedik nice türkünün
içinde ben ve nice soğuk gecenin içinde aklımdan hiç çıkmayan sen yani
yalnızlığım, yani kirpiklerimden düşen üşümüşlüğüm...
Bahar yüzünü erken gösterse de
yine yapıyor yapacağını, ömrün filizlerine soğuk düşüyor, don vuruyor
tomurcuklarıma yalnızlığım...
Boğuk bağırtılarında
martıların günün yüzünü karanlık örtüyor ve ben, simit, çay üçlemesinde
durağan, kabus dolu bir gecenin en orta yerinde yapa yalnızım...
Tütünüm göç etmiş dost
sandıklarım gibi ve iyi gün elemanları, birer ikişer beynimin bombalarını
patlatıyorlar sonra asıyorum kendimi yalnızlığıma, boğuyorum martıların boğuk
çığlıklarına...
Sen benim yürümüşlüğüm,
yıllarca düşünmüşlüğüm, kah kalkıp, kah düşmüşlüğüm ve en önemlisi nice yaz
ortasında üşümüşlüğümsün yalnızlığım...
Ne olacak bu halim? Ve kim
bunun hesabını soracak? Sonra uykusuz gözlerimin kapaklarını kim kapatacak
yalnızlığım?
Ey! Benim mavi karanlığım, ey!
Benim avazımın çıktığı kadar bağırmışlığım ve ey! Benim paramparça yalnızlığım;
susuşlarımı, sormayışlarımı, kendi içime kaçışlarımı ve bütün arayışlarımı, ne
olur boşa çıkarma yıllarca onsuz kalışlarımı...
Ses etmez, laf etmez ve ne
kadar vursa da hayat ah! Etmez yalnızlığım, biliyorum bütün bu olanlarda sen
sadece bir sözcüksün ama kifayetsiz değil ama çok görkemli ve dahası devasalsın
yalnızlığım. Altında kalmaktan ve senle yaşamaktan ölmek üzereyim. Yakamı ne
zaman bırakırsın ki ben ister miyim? Acıların okyanusunda birde sen gidersen,
ben ne yaparım yalnızlığım?
Her ne olursa olsun benden
gitme emi ve her ne olursa olsun içimde kal, benimle kal ve sen hiç kimselere
söylemediğin türkülerini söyle çoğul yalnızlığım...
Sebepli, sebepsiz nice bakir
kışların içinde, yaza hasret yüreğime, açmamış filizlerime don vuruyor ve ben
sadece izliyorum öylece. Eli kanlı, duruşu delikanlı yalnızlığım; ölme! Sende
yaşa ki bende, gör, sende nefes al ki bil halimi...
Dünden bugüne kaldın ya bende,
ölmedin ya, gitmedin ya, yaşadın ya gönlümde yani öyle böyle değil büyüdün ya
denizler kadar ve beni bende sana hala küstürmedin ya ama ne olduğunu, nereye
kaybolduğunu, yerini, yurdunu bildirmedin ya, anla işte içimde beni bana
sorgulattırdın ya sonrada gün gece ağlatıp, kafamı duvardan duvara vurdurup,
yinede gitmeyip öylece seyrettin ya, bir kere akan kanımı silmedin ya ve bir
kere arayıp hal hatır etmedin ya...
Yinede helalim kaldın, yinede
bir kere ah! Etmedim ya sana ama gör dedim, bil istedim, ansızın çıkıp gelmeni
bekledim ya... Yani kapı aralarından sızan bütün fersiz ışıklarda seni aradım
ama sen bildin, bilmedin ya... Yinede haram etmedim bütün yaşanmışlıklarımızı,
sensiz kalışlarımı hal bilmez, gel etmez yalnızlığım...
MURAT İNCE
7.04.2013 00:00:00
-
1
Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu
-
2
Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı
-
3
Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması
-
4
BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”
-
5
Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor
-
6
KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı
-
7
"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında
-
8
KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi
-
9
Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı
-
10
Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı
-
11
Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”
-
12
Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

