Teröristler Isyan Günahıyla Lekelidirler
Bu dünyayı yöneten iki güç
var: Rahman"a göre yaşayanların güçleri, Şeytana göre yaşayanların güçleri. Rahman"a göre
yaşayanlar sonsuzadek maddi ve manevi değerler içinde yaşamlarını sürdürürler. Bunlar Akıl, mantık,
sayesinde zihnilerinde formüle ettikleri ve her birinde var olan iman, arzu,
yüreklilik, sevinç, sevgi, sadakat, haz ve acıma duygusunun her şeye can veren,
her şeyi kudretiyle yaratan Allah"ın lütfu
sayesinde kazandıkları güzellikler olduğunu
bilirler. Yine bunlar, nihai mutluluğu hakikatin tefekküründe ararlar.
Kendi doğasıyla uyum içinde olanlar bunlardır. Herşeyden önce sağlam bir zihni
ve aklı selimi sürekli koruyan bu insanlar geçmişi, geleceği ve şimdiki zamanı
düşünmenin keyfini yaşarlar. Kur"an"ın ifadesiyle: "Bunlar dünya ve ahirette
iyiliğe, güzelliğe ve ihsana erişmiş erdemli insanlardır" (Bakara / 2: 201).
Şeytana göre
yaşayanlara gelince: Bunlar, Şeytanla birlikte sonsuza dek kötülüğün
girdabında hayvani hırsın çocukları olarak itaatsizliğin cezasını çekenlerdir.
Bunlar ısyan günahıyla lekelidirler.
Bunlar, kendilerini yozlaştıranlarla ve suç iştirakçileriyle birlikte
çekecekleri sonsuz cezaya sürüklenmişlerdir. Bunlar, kör ve azgın iradelerini
öfke, korku, kıskamçlık, kin, hırs ve şiddet yüklü bedenlerinde
taşımaktadırlar. Bunlar, iyiyi, güzeli yaşayanlara düşman, ahlaksız ve
günahkarlar karşısında amansız dost, dorğruyu, vatanperlverliği yaşayanlara
karşı terörist, zalim insanlar karşısında ahlak yasalarını bir tarafa bırakarak
daha aşağı derecelerde rol alanlardır. Bunlar, birliği ve beraberliği bozan,
etrafa korku, kaygı ve dehşet saçan, çevresindekilerce kayrılıp iltifata boğuldukça insanlık duygusunu yitirenleridr. Toplum ve
milletimizin çözülmesini, bölünüp parçalanmasını, insanlar arasında var olan
sevgi ve sevincin ıztıraba çevrilmesini, ülkemizin kana bulanmasını, bireysel
ve toplumsal bağların koparılmasını gerçekleştirmek için programlandırılan
şeytani / emperyalist güçlerdir bunlar.
Hakikatı tahrif eden bunlar;
lanetlenme pahasına öldürdükleri binlerce masum insanı örtbas etmek için şimdi
baş vurdukları yol barış sözcüğüdür. Milletimiz bu yalanlara asla itibar
etmeyecektir. Çünkü bunlar yalan söylemenin bedelini hiç umursamamışlardır.
Şehitlerimizin kanları bunları lenetlemiştir. Lanetli olduklarını bildiğimiz bu teröristlerle barış içinde
yaşamamız nasıl mümkün olur? Onları sevmek, şeytana tabi olmak değil midir?
"Bir insanı oldüren, yeryüzünü kana bulayan bütün insanlığı öldürmüş
hükmündedir" (Maide:32) ayeti, ilahi
müsamahasızlığı ğayet açık bir şekilde ifade etmiyor mu? Peki bu hükümleri
nereye koyacağız. Şeytanın, fitne ve desisenin neşet ettiği yerde iyiliğin,
güvenin, vefanın bulunması mümkün mü? Şeytana uyarak kibirle, talanla,
ihanetle, her türlü suçu işleyerek gözü dönmüş hainlerin ne denli çekilmez caniler
olduğunu bilmeyen kaldı mı? Baykuşların inlerine, sürüngenlerin ve vahşi
hayvanların pusu mekanına saklanarak telafisi mümkün olmayan cinayetler işleyen
bu gözü dönmüşleri milletimiz unutacak
mı?
Barış kisvesi altında birlik ve bütünlüğümüzü
bozmak için aykırı düşünceler ve hizipler icat ederek halkımızı yeni bir aldatmacanın labirantine çekmeye
çalışan bunlar değil mi? Bunların ve bunlarla işbirliği içinde olanların vefa
duygusu taşıdığına inananlar mı var? Teröre milletimizi boyun eğdirmeye
çalışanların bu yaptıklar yanlarına kalacak mı?
Tanrıdan bile nefret etmeye cüret eden teröristler bunlar
değil mi? dünyanın karanlığından kurtularak aydınlığa yaklaştığı bir anda
ülkemizi yeni bir karanlığın içine itmeye çalışan bunlar değil mi? Amaçları
insanlarımızı birbirinden kopararak ülkemizi dünyanın karanlığına sürüklemek
isteyen bu caniler değil mi? Evet, biliyoruz ki bunlar halkımıza aydınlık değil
karanlık vadetmektedirler. Nasıl ki, biri aslanın önünden kaçarken karşısına
ayı çıkar; adam evine koşar, elini duvara dayar bir ne görsün, elini yılan
sokmuş. Tıpkı onun gibi bunların vaadleri de aydınlık değil zifiri karanlıktır.
Bugün geldiğimiz açılım
sürecinde teröristlerin sözde birlik gösterdikleri halde akıllarıyla
devletimize karşı olduklarından hiç kuşkumuz yoktur. Devletimiz, ancak ve ancak
sadakatla mukabele edip taleplerini yerine getiren, devletin çıkarlarını kendi
çıkarları üstünde tutanlarla güç birliği
içinde olmalıdır. Bu bağlamda, Devletimizin üç önemli görevi olduğuna
inanıyoruz: Milletimizin değerlerine ve insan haklarına sahip çıkarak halk için
erdemli bir yaşam oluşturmak, bu yaşamı oluşturduktan sonra korumak ve korurken
giderek mükemmelleştirmektir.
M. KEMAL ATİK
10.04.2013 00:00:00
-
1
Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu
-
2
Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı
-
3
Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması
-
4
BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”
-
5
Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor
-
6
KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı
-
7
"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında
-
8
KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi
-
9
Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı
-
10
Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı
-
11
Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”
-
12
Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

