İnsanın neşelenmesine ve hoş
vakit geçirmesine yarayan ve oyun, yarış, raks, mûsiki gibi şeylerin genel
adıdır. Eğlencenin Arapça karşılığı lehvdir. Lehv, Kur`ân`da genellikle âhirete
oranla dünya hayatının değersizliğini vurgulamak üzere kullanılmıştır. Hz.
Peygamber`in zaman zaman bazı eğlenceleri seyretmesi, ashâbını bayram ve düğün
gibi günlerde eğlenceye teşvik etmesi, düzenlenen eğlenceleri durdurmak
isteyenlere engel olması, ilke olarak eğlencenin dinen yasak olmayan bir
davranış olduğunu göstermektedir (Meselâ bk. Buhârî, İdeyn, 2, Cihâd, 56, 57,
58, 81, Salât, 41; Müslim, İmare, 95, Îdeyn, 16-20). İslâmî âdâba ve genel
ahlâk kurallarına aykırı olmaması, fuhuş, içki, kumar gibi dinin yasaklamış
olduğu şeylerden arınmış olması şartıyla oyun, mûsiki ve yarış gibi her tür
eğlence meşru; İslâmî ölçülere göre müstehcen sayılabilecek, doğrudan ya da
dolaylı olarak İslâm dinini, bu dinin inanç, ibadet ve ahlâk esaslarını,
düşünce ve hayat tarzını, üstün şahsiyetlerini, kurum ve şiarını tahrif ve
tezyife yönelik her türlü eğlence de gayri meşrûdur. Ayrıca İslâm`ın dokunulmaz
saydığı ve genellikle ırz kavramıyla ifade olunan insanların manevî
şahsiyetlerini, namus, şeref ve diğer kişilik haklarını hedef alan eğlenceler
de meşru kabul edilemez. Eğlenceyi bir dinlenme ve rahatlama aracı olmaktan
çıkarıp insanların din ve dünya hayatıyla ilgili işlerinde etkinlik ve
verimliliklerini olumsuz yönde etkileyen bir duruma getirmek de İslâm dininin
eğlenceyle ilgili müsamaha sınırını aşar. Eğlenceler toplum psikolojisi açısından
büyük bir önem taşımaktadır. Eğlenceler, insanlar arasındaki sosyal bağların
güçlenmesine, kardeşlik bilincinin yerleşmesine, kültür mirasının, geleneklerin
ve millî benliğin korunmasına vesile olur. (M.C.) Kaynak : DİB Dini Kavramlar
Sözlüğü