Üç Büyük Adam
Edebiyatçıların dışında
biyografiler kimselerin dikkatini çekmez. Biyografi yazanlar da yazdıklarını
sokaktaki vatandaş okusun diye yazmazlar. Yazdıklarını kendileri gibi konuya
arzu duyan sanat ve edebiyat tutkunları için yazarlar.
Stefan Zweig Avusturyalı bir
yazardır. Dünyanın pek çok diline çevrilen romanları bulunmaktadır. Bu kadar
çalışmanın arasında bir de "Üç Büyük Adam" adı altında Dostoyevsky,
Balzac ve Dickens`ın biyografilerinin yer aldığı bir çalışması var ki bu çalışmanın
hayranıyımdır.
Stefan Zweig bu çalışmasını
1949 yılında bastırmış, Dr.Ayla Yörükan ise 1975 yılında arı duru Türkçesiyle
dilimize kazandırmıştır.
Kazandırmıştır diyorum çünkü
edebiyata soyunan gençlerin bunları kesinkes okumaları gerekir. Sağ sol olaylar
bittikten sonra kendime bir yön çizmiş ve edebiyata yönelmiştim. İlk yaptığım
iş öykü ve roman okumak, bir yıl kadar sonra ise böyle biyografileri, sanat
adına yazılmış kitapları okumak olmuştu. Onları bugün bile okurum.
Sanat ve edebiyatın
basamaklarıdır onlar.
Onları okumadan olmaz desem
yeridir. Bugün Stefan Zweig`in "Üç Büyük Adam"ını karıştırırken
anımsadım, Dostoyevsky sara hastasıdır. Bana göre dünyanın en büyük romancıları
arasında olan, hayranlık duyduğum bu büyük insan bir romanın çatısını kurar,
yazmaya başlar, belki elli sayfa sonra sara nöbetine yakalanır. Ağzı köpürerek
yere yıkılır. Ayıldığında her şeyi, ama her şeyi unutmuştur. Romanın
neresindedir, kahramanı ne yapacaktır, gelişme nedir, sonuç ne olacaktır...
Hepsini unutmuştur.
Büyük bir azimle kaldığı yerden
yeniden başlar. Olayların çatısını yeniden kurarak yazmaya devam eder, ta ki
ikinci bir sara nöbetine kadar.
Dosto bundan yakınmaz.
Yakınmayı isyan sayar. Hastalığının nöbetini şöyle anlatır:
-Nöbet gelmeden birkaç saniye
önce dünya o karar pembeleşir, o kadar güzelleşir, o kadar haz verici hale
gelir ki sımsıkı dünyaya tutunmak isterim.
Dosto bu birkaç saniyelik anı
sayfalarca anlattıktan sonra şöyle der:
-Ben bu birkaç saniyede şu
kadar anlamlı ve derin şeyler yaşıyorsam, bu yaşadıklarım bana saatler gibi
geliyorsa, inanıyorum ki Muhammed de yatağı soğumayacak kadar kısa bir zaman
içerisinde miraca çıkmıştır ve Tanrı ile konuşmuştur. Çünkü o yarım saat, çok
büyük bir zaman dilimidir.
Bu dünyada kimler yaşamış
değil mi?
Yorum sizin...
HACI ALİ ÖZTURAN
17.12.2013 00:00:00
-
1
Blueland Yeni Sezonu 18 Mart’ta Açıyor
-
2
Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu
-
3
Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı
-
4
Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması
-
5
BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”
-
6
Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor
-
7
KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı
-
8
"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında
-
9
KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi
-
10
Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı
-
11
Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı
-
12
Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”

