Kıyak emeklilikten kasıt,
Turgut Özal zamanında kanunlaşan, 2 yıl vekillik yapan siyasilerin çook üst
düzeyden emekli olmalarını sağlayan kanundur. O zamandan bu yana iptal
edilmemiş olup halen devam etmektedir.
Çok kişinin bildiği bir hikâyedir
ama tekrarlamakta fayda var...
Hz. Ömer zamanında bir
vatandaş bir konuda mağdur olur. Hakkını araması için Hz.Ömer`e gitmesini
söylerler. Vatandaş devesine biner ve Medine`ye gider. Hz.Ömer`i sorar. Derler
ki, Ömer`in falan yerde bir tarlası var, şimdi oradadır.
Adam tarif edilen yere gider.
Bakar ki bir çiftçi çift sürüyor. Ona Ömer`i sorar. Çiftçi, Ömer benim, deyince
adam şaşırır. Bir kendini mağdur eden valinin şatafatını düşünür bir de Halife
Ömer`e bakar. İçinden der ki, yahu bunun kendine hayrı yok, (O zaman kıyak
emeklilik yokmuş) buna derdimi neden anlatayım?
Adam geri dönmüş. Ömer adamın
bir sıkıntısı olduğunu anlayıp neden geldiğini sormuş. Adam da hangi konuda
nasıl mağdur olduğunu anlatmış. Ömer geniş bir kemik parçasına bir şeyler
yazmış ve adama vermiş, bunu o valiye ver, demiş.
Adam elinde kemik dönmüş.
Yolda kemiği atacak olmuş ama vazgeçmiş.
Memleketine
dönünce,başkalarının ısrarı üzerine ve de umutsuz bir şekilde valiye kemiği
vermiş. Vali derhal adamın mağduriyetini gidermiş.
Kemikte şöyle yazıyormuş: Ben
Nuşi Revandan daha az adil değilim.
Nuşi Revan, adalet uğruna
vezirini ve oğlunu idam eden İran
Hükümdarıdır.
Bu dini hikâyede çok önemli
mesajlar olduğu gibi ülkemizin bulunduğu nokta açısından da gerçekler vardır.
Ömer devlet başkanıdır ama
kendi arazisini kendi sürmektedir. Kılık kıyafeti sıradan bile değildir.
Yani...
Yani kıyak emekli falan
değildir.
Demek ki kıyak emeklilik o
zaman icad edilmemiş.
Güleriz ağlanacak halimize...
Yorum sizin...