Nerde ki hemen herkesin fert
olarak aklını zorladığı ya da aklının zorlandığı zamanlar olmuştur, toplumların
da; ya hayrına ya şerrine, çoğu zaman nefsine, bazen, ara sıra da toplumsala!
Zor zamanlardır böyle anlar, hele bir de çeşitli yöntemlerle kasten akıllar
zorlanıyorsa!
Kirletilmiş ortamlarda, biraz
da olsa öz değerlerini kaybetmemiş, sorumluluk bilincini unutmamış olanların
daha çok zorlanır akılları. Yorgun düşenlerin sahadan çekilmesiyle, iyi işler
yapmak, toplumu selamete çıkarmak isteyen bu kişilerin; çevreden görülemeyecek,
seslerinin işitilmeyecek kadar sayılarının düşmüş olması, akılların en çok
zorlandığı zamanlardır.
Aklı zorlamak sorumluluk
duyanların, akılları karıştırmak, akılların zorlanmasına yani karışıklığa ortam
hazırlamak da buhrandan yararlananların ya da yararlanacak olanların işidir.
Sadece doğruyu bulmak adına
aklı zorlamak ve karışıklık içerisinden salimen çıkmanın yolunu aramak, hesap
sorabileceklerin üzerinde bir hesap soracak olanın varlığına inananların
işidir. Böyle bir kaygı taşımayanların akılları, vitrinde sadece duran
makineleri bile kıskandıracak verimliliktedir ancak.
Doğrunun yanlıştan ayırt edilemediği,
ortalığın toz duman olduğu, ortalığı karanlığın kapladığı, hele bir de işe
yarayacak bilgi birikiminin olmadığı zamanlar, iyi işler yapmak isteyenlerin
akıllarının en çok zorlandığı zamanlardır yine.
Elden bir şey
gelmiyor;"Allahım! Aklımızı Sen koru." demekten başka. Tabi bunu demeye hakkım,
ya da hakkımız da varsa!