Zâriyât Suresi
1-6: Esip savuran
rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten
meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir.
Ödeşme günü gelecektir.
7-9: İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili
sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur"an"dan veya imandan) dönen döndürülür
(engellenmez).
15-16: Şüphesiz ki
Allah"a isyandan sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak
cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Kuşkusuz onlar, bundan önce
dünyada güzel davrananlardı.
20: Kesin
olarak inananlar için yeryüzünde âyetler vardır.
21: Kendi
nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?
22: Semada
da rızkınız ve size vaad edilen başka şeyler vardır.
23: Göğün
ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.
38: Musa"da
da (ibretler vardır). Onu apaçık bir delil ile Firavun"a göndermiştik.
41: Âd
kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.
49: Her
şeyden de çift çift yarattık ki, düşünüp öğüt alasınız.
50: De
ki: Öyleyse Allah"a koşusun; doğrusu ben sizi O"nun azabı ile açıkça
uyaranım."
55: Sen
yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir.
56: Ben
cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
57: Ben
onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.
60: Başlarına
gelecek (acı) günlerinden dolayı vay o kâfirlerin haline!
Necm Suresi
23: Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın
taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil
indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki
kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.
27: Ahirete inanmayanlar, meleklere dişilerin
adlarını takıyorlar.
32: Ufak tefek kusurları dışında, büyük
günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol
olandır. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin
karınlarında bulunduğunuz sırada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için
kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.
35: Acaba gaybın bilgisi kendi yanındadır da o
görüyor mu?
38: Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah
yükünü yüklenemez.
43: Doğrusu güldüren de ağlatan da O`dur.
44: Öldüren de dirilten de O`dur.
52: Daha önce de çok zalim ve pek azgın olan Nuh
kavmini (helâk etmişti).
Vâkıa Suresi
Ayet no:
4: Yer sarsıldıkça sarsıldığı,
7: Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman,
8: Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!
9: Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar!
10: (Hayırda) önde olanlar, (ecirde de)
öndedirler.
24: Yaptıklarına karşılık olarak (verilir).
27: Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!
39-40: Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir
kısmı da sonrakilerdendir.
41: Soldakiler; ne yazık o soldakilere!
47: Ve diyorlardı ki: Biz öldükten, toprak ve
kemik yığını haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?
57: Sizi biz yarattık. Tasdik etmeniz gerekmez
mi?
58: Söyleyin öyleyse, (rahimlere) döktüğünüz meni
nedir?
59: Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz
miyiz?
61: Böylece sizin yerinize benzerlerinizi
getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (ölümü takdir
ettik).
62: Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp
ibret almanız gerekmez mi?
64: Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz
miyiz?
65: Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar
kalırdınız.
68: Ya içtiğiniz suya ne dersiniz?
70: Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz
gerekmez mi?
71: Söyleyin şimdi bana, tutuşturmakta olduğunuz
ateşi,
72: Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan
biz miyiz?
73: Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlerin
istifadesi için yarattık.
86: Madem ki ceza görmeyecekmişsiniz,
87: Onu (canı) geri çevirsenize, şayet iddianızda
doğru iseniz!
88: Fakat (ölen kişi Allah"a) yakın olanlardan
ise,
89: Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti
vardır.
Rahmân Suresi
4: Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.
12: Yapraklı daneler ve hoş kokulu bitkiler
vardır.
18: Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini
yalanlayabilirsiniz?
27: Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı
bâki kalacak.
29: Göklerde ve yerde bulunan herkes, O`ndan
ister. O, her an yaratma halindedir.
31: Ey insan ve cin! Sizin de hesabınızı ele
alacağız.
33: Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin
çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle
çıkıp gidebilirsiniz.
35: Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir de
birbirinizi kurtaramaz ve yardımlaşamazsınız.
46: Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere
iki cennet vardır.
50: İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır.
54: Hepsi de örtüleri atlastan minderlere
yaslanırlar. İki cennetin de meyvesinin devşirilmesi yakındır.
56: Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş
güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
70: İçlerinde huyu güzel yüzü güzel kadınlar
vardır.