Sevgili Okurlarım! Bilindiği
üzere insanı dehşete düşüren karmakarışık bir dünyada yaşıyoruz. Hepimiz
dünyanın köklü bir değişime uğradığının farkındayız. Artan temposunun, sınır ve
gelenekleri silip süpüren devrim ruhunun, dil, moda, alışkanlık, yaşam ve
düşünce biçimleriyle yaşamımızı değiştiren hızın farkındayız. Ayrıca insanlığın
bir arayış içinde olduğunu da biliyoruz. Teknoloji bize yaşamın zorluklarını
aşmada kolaylıklar getirdi. Daha yüksek yaşam standartları elde etme imkânı
verdi. Politik özgürlüğü başardık, ama daha iyi bir dünyaya oluşmadık. Çürüme,
adam kayırma, sömürü, iki yüzlülük ve zorbalık gün geçtikçe toplumda çoğalıyor.
Tüm insanlık dünyaya baskı yapan bu kargaşaya, ahlak hastalığına ve ruhsal
boşluğa cevap aramaktadır. Yine tüm insanlık teselli ve huzur için feryat
etmektedir
Büyük umut bağladığımız bir
başka yol vardı. Pek çok kişi çözümün bu olduğuna inanmıştı. "Demokrasi ve
eğitim bir arada sorunu çözecek" diyorlardı. Uzun bir süre bu yolda önemli
mesafeler elde ettik. Umutlu adımlarla yürüdük. Gençlerimiz evrenin fiziksel
yasaları hakkında geçmiş çağlardaki bilim adamlarının sahip olduklarından daha
fazla bilgiye sahip oldular. Ama zihinlerimiz bilgi ile dolu olmasına rağmen yüreklerimiz
bomboş, canlarımızın içinde ruhsal bir boşluk sürekli bizi rahatsız ediyor
İçimizdeki aç gözlülüğü, kıskançlığı, hırsı, öfkeyi, acımasızlığı, yüreğimizin
ve zihnimizin derinliklerinden atamadık, o hala yaşıyor. Din, kültür,
medeniyet, ahlak aracılığıyla dışımızı cilaladık ama içimizdeki şer
duygularımız hala yaşıyor. Nefislerimizden başka kendimize hâkim bir güç
tanımadık
En yüksek binaları, en hızlı
uçakları, en uzun köprüleri, en modern ulaşım araçlarını inşa ettik. Uzayın
derinliklerini başarıyla araştırıp keşfetmeye başladık. Ancak yine de hala
kendimizi tanıyamıyor ya da eşitlik ve huzur içinde birlikte yaşayamıyoruz. Adına
uygarlık dediğimiz bu çağda yoksulluk, sefillik, zulüm yaşamın bir parçası oldu
adeta. Toplumsal haksızlık söz konusu, aşırı zenginler ve aşırı yoksullar var.
İnsanlar acı çekiyor, her türlü, kişisel ve genel sorunlar yaşama egemen olmuş
durumda.
Yaşamlarına son verenlerin
sayısı gün geçtikçe artıyor. Aile bağları zayıflıyor. Neredeyse her iki
evlilikten biri boşanmayla sonuçlanmaya başladı. İsteyerek yapılan kürtajlar,
başkasının çocuğuna annelik, sperm bankaları ve benzeri konular sürüp gidiyor.
Ailelerimiz her türlükötü örnekler ve sapıklıkla delik deşik edilmek isteniyor.
Günümüz gençleri yön ve bakış açısı arıyorlar. İzleyecekleri örneklerde
kendilerine güç sağlayacak kimseleri bulmakta zorlanıyorlar.
Sevgili okurlarım, yukarıda
anlatmaya çalıştığım olumsuzlukların nedeninin başında günah gelmektedir. Onun
içindir ki insan tüm değerleri günah nedeniyle elde edemiyor. Çünkü insanı
gerçek mutluluktan alı koyan, günahtır. İnsanın yaptığı her plan, kurduğu her
uygarlık sonunda başarısız oluyor ve işler hep haksızlık ve kötülükle dolu
oluyorsa nedeni günahtır. Yüce Allah evreni mükemmel yarattı, günah ise onu
bozdu. Yüce Yaratan insanı da masum yarattı; ancak günah insanı bozdu, onu
bencil yaptı. İşte insanın tarihinde yer alan tüm üzüntü, acı, vahşet ve
kötülüğün her çeşidinin temelinde günah yatmaktadır.Unutmayalım ki o günahı
işleyen de insandır.