Sevgili Okuyucularım, Kutlu
Doğum Haftasında Yüce Peygamberimizi millet olarak, devlet olarak hemen hemen
tüm beldelerimizde görkemli bir şekilde anıyoruz. Ona olan bağlılığımızı dile
getiriyoruz. Ona salatü selam gönderiyoruz. Onun getirdiği değerlere yürekten
inanıyoruz. Yaşadığı örnek ahlakından ve insanlığa sunduğu değerlerden, ilahi
ve insani mesajlardan yararlanmaya çalışıyoruz. Peki, Hz. Peygamberin insanlığa
sunduğu değerleri ne ölçüde biliyoruz? İzniniz olursa o değerlerin bir kısmını
burada özetlemek istiyorum.
Sevgili Okuyucularım,
bilindiği üzere Hz. Peygamber (s.a.v) öncelikle Müslümanların bilim, marifet ve
medeniyet yolunda başarıya giden yollardaki engelleri ortadan kaldırmalarını
istemektedir.
Peygamberimiz, aç iken tok
olmayı, korkudan emin olmayı, meskenet ve zillet içinde yaşamamayı, fukaralığı
yenmeyi, onurlu ve başı dik olmayı Müslümanlardan istemektedir.
Sahip olduğumuz en değerli
neslimizin, onların yetenek ve zekâlarının, gelişmelerinin önünü açmamızı
istemektedir.
Kadınlarımızın ikinci sınıf
muamelesi görmemelerini, onların yetenek ve enerjilerinden, bilgi ve
görgülerinden yararlanmamızı istemektedir.
Doğruyu, eğriyi ben bilirim,
hep benim inancım, benim yaşamım, benim düşüncem doğrudur taassubundan
kurtulmamızı; çok şeyi bilmediğimiz halde her şeyi biz biliriz hırsından
arınmamızı istemektedir.
Doğruluğu, özü ile sözünü bir
etmeyi her şeyden üstün tutan bir ahlaka yükselmemizi istemektedir.
Yalan söylemeyi, ikiyüzlü
olmayı, olduğu gibi görünmemeyi kendilerinde utandırıcı bir kusur olarak
görebilme olgunluğuna erişmemizi istemektedir.
İslam"ın bir sevgi, bir aşk,
muhabbet ve bir hoş görü dini olduğunu, savaşın, kin ve nefretin, her türlü
şiddetin, şan ve şöhretin din dışı olduğunu kendi içimizde bozulmayan bir akide
olarak kabullenmemizi istemektedir.
Yeniliği, yeni düşünceyi, yeni
buluşu yakalamada hem bilim adamlarımızın hem idarecilerimizin hem de
halkımızın kaybolan bir yitiği bulma çabası içinde olmalarını istemektedir.
Kuran ve bilim ilişkisine
yeterince yönelmemizi engelleyen taassuptan kurtulup akıl rehberliğinde
yaşamımıza yön vermemizi istemektedir.
"Müslüman, hadiseler
karşısında hareketli ve kendi kendine yenilenmedikçe, canlılığını devam
ettirmesi mümkün değildir" ayetini tebliğ ederek Müslümanların, kendi zihinsel
güçlerini, mahir ve üretici yeteneklerini yaşama geçirmelerini istemektedir.
Kitap, akıl, adalet ve
teknikten oluşan üç sağlam temelin yaşam felsefemizde yerini bulmasını istemektedir.
Evet, yukarıda sunduğum
değerleri yaşama geçirebilmek için birey olarak, millet olarak, devlet olarak
gayret ediyorsak işte o zaman, Kutlu Doğum Haftaları amacına ulaşmış ve
Müslümanlar da Hz. Peygamberin himmetine mazhar olmuşlardır diyebiliriz.
Yaşamın ve evrenin
gerçeklerini yakalayarak hayata geçiren imanlı ve imanın sorumluluğunu bir
ahret hesaplaşması şeklinde samimiyetle içinde taşıyan, bilimde ve irfanda her
türlü takdir ve tebrike mazhar olan bir toplum olma yolunda yüce himmetini bizlerden
esirgeme Sevgili Peygamberim.