Mahzuni tıpkı diğer ozanlar
gibi kendi halkının geliştirdiği medeniyetin, yaşayışın, tarihin, gelenek ve
göreneğin, coğrafi konumun etkisi altında kalmış, bu atmosferde yaşamış, görmüş
ve söylemiştir. Onun bir başka atmosferden, bir başka yoldan varmaya çalıştığı
şey ise halkın mutluluğu, iyiliği, güzelliği, yoksulluğun bertaraf edilmesidir.
Tüm yaşamını bencillik, aç gözlülük, kıskançlık ve sömürü esaretinden toplumun
bertaraf edilmesine adayan Mahzuni, insanı sömüren, insanın yapacağı bütün
işleri, eylemleri, atılımları alınyazısı ile sınırlandırıp durağan ve mazlum
bir toplum oluşturmaya çalışan sermayeye karşı insanın değerini ayakta tutmak
ve kapitalizmin sömürü yöntemini açığa çıkarmak için özgün şiirler söylemiştir:
Üreten biz, yaratan biz, ölen
biz
Yoksul kalan, savaş yapanlar
da biz
Olaylara kader diyenler de biz
Şu çarkı döndüren kuvvet bizim
be
Bitmez kadere inandık
İnandık da ondan yandık
Hep şükürü biz öğrendik
Bir Bey"de, şükür göreydim
Yoksulun sırtından doyan
doyana
Bunu gören yürek nasıl dayana
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
Bilmem söylesem mi söylemesem
mi?
Aşık Mahzuni zihni rahatsız eden her türlü
yükün, her tülü acının, toplumun enerjisini tükettiğini bunun da görmezlikten
gelinemeyeceğini vurgular. O, Bütün yaşamı boyunca insanın değerinin nasıl
korunacağı sorusunu sürekli omuzlarında taşıyan bir ozandır. bir şiirinde şöyle
söyler:
İnsanı insandan farklı
bilmedim
İnsanları farklı farklı
görmedim
Mahzûni, yaşamı boyunca, insan
ruhunun özgürlüğünü, din, dil, renk ayırımı gözetmeksizin bütün insanların eşit
olduğunu, insan denen varlığın yüceliğini savundu. Onun için de, aynı kökten,
aynı hücrelerden gelen insanların savaşmalarına, birbirlerini öldürmelerine,
kin ve nefret gütmelerine bir anlam veremedi: Dinli dinsiz insandır
Boş yere akan kandır
Bu kök bu ağaçtandır
Dallar birleşin
Aşık Mazuni insanı bu evrende dünyanın
ortasında, bütün zevkini ve güzelliğini gösteren muhteşem bir tasvir olarak göstermek
ister. O"nun şiirlerini ve şiirlerindeki söylediği insanlıkla ilgili sözlerini
okuduğunuz zaman bu tespiti görmeniz çok da zor değil. Mahzûni"nin düşünce ve
duyuşlarına temel olan insani değerlerdir. Ona göre insanî değerlerden kopuk
bir insanı Hakka götürürken beyaz kefenlere sararak aklayamazsınız. Hakikat
mertebesine ulaşabilmek, yetkin insan olabilmek için insani değerlerle mücehhez
olmak, kefen yerine bu değerlerle sarılıp İlahi huzura varmak gerekir. İnsani
değerlerle kefenlenerek Yüce Yaratıcıya vasıl olmayı O şöyle ifade eder:
Küçük vücuduma kefen istemem
Varsa insanlıkla sarsınlar
beni (devam edecek)