Kahramanmaraş Dosyası 6

Yapılan uygulamalar tek başına harita mühendisinin insafına ve iradesine kesinlikle bırakılmamalıdır. Bunu haritacıları hedef almak niyetiyle söylemiyorum. Ben, tecrübelerime dayanarak olması gerekeni söylüyorum.

Her uygulama, adet olduğu üzere, usulen görüşülmekten öte bütün detayları ile imar komisyonunda görüşülmelidir. Görüşme tamamlandıktan sonra konu hakkında çok yönlü yani olumlu ve olumsuz yönleriyle açıklayıcı bir rapor hazırlamalıdır. Gerektiğinde rapora, üyeler açıklamalı şerh koyabilmelidir, koymalıdırlar. Hazırlanan rapor, meclis toplantısından önce üyelerin inceleyebilecekleri zaman aralığı dikkate alınarak üyelere gönderilmelidir. Meclis Üyeleri, konu hakkında bilgi sahibi olarak toplantıya katılmalı, bağımsız bir şekilde, konuyu kendi aralarında değerlendirdikten sonra da adil bir şekilde teklifi ya kabul, ya da ret etmelidirler.

Her nedense imarla ilgili işler "acil ya da gelecek meclise kalmasına gerek yok, bir sonraki meclise kalırsa talepte bulunan mağdur olur" gibi abes gerekçelerle tamamına yakını denilebilecek çoğunluğu, gündem dışı meclis görüşmelerine dâhil edilirdi. Meclis üyesi arkadaşların ısrarlı itirazına anlık olumlu cevaplar verilmesine rağmen her nedense uygulama bir türlü yukarıda belirttiğim şekilde gerçekleştirilemezdi!

Az da olsa meclisin yetki alanına girmeyen, ya da yasalara veya yönetmeliğe aykırı olmasına rağmen, bazı konuların meclise getirilmesine, görüşülmesine ve kabul edilmesine şaşmamak elde değildir. Meclisin yetkileri ve çalışma alanı bellidir. Yanlış hesap Bağdat"tan döner hesabı bu tür kararların hiçbir geçerliliğinin olmadığı bilinerek, ya da bilgi sahibi olmadan, konuyu meclis gündemine taşımak, hatta karar alınmasını sağlamak, yetkililer üzerinde güvenirlilik kaybına sebep olacak davranışlardır. Eğer taleplerin haksızlık içerdiği sezilir de bu olumsuzluk görmezlikten gelinerek, yetki kullanılmak suretiyle bazı kararlar alınırsa, o zaman bu da yetkiyi kötüye kullanmak babına girer.

Bir gün iki işadamı bana geldiler. Yanılmıyorsam o gün meclis toplantısı vardı. Arkadaşlara ikramda bulunmak istedim, onlar "Sizi işinizden alıkoymayalım, biz sizi tebrik etmeye geldik."dediler. Ben, biraz şaşırdım. Birisi:"Bizim işyerimize yakın bir arsa sahibi, bizim işimizin aynısından yapmak için arsasına imar tadilatı isteğinde bulunmuş, konu mecliste görüşülerek oy çokluğu ile kabul edilmişti. Biz bu kararın iptali istemiyle Bölge İdare Mahkemesi"ne başvurmuştuk. Mahkeme, konuyu incelemek için belediyeden meclis tutanaklarını istemişti. İncelemeden sonra, yapılan tadilatın yasaya uygun olmadığı tespit edilerek meclis kararı mahkeme marifetiyle iptal edildi. Biz de Meclis tutanağını gördük, sadece siz bu talebin uygun olmadığını belirterek ret oyu vermişsiniz. Mahkeme sizin görüşünüze uygun karar verdi. Biz de bu yüzden sizi tebrik etmek için geldik."demişlerdi.

Meclis üyeleri tartıştıkları, görüştükleri konulara, önce hâkim olmalıdırlar. Meclisten doğru kararların çıkması, aslında yönetim için bir itibar ve onurdur. Kendi güvenirliliği açısından da yönetim bu konuya ağırlık vermeli, yönlendirme gibi işlerden de oldukça uzak durmalı, bilakis onların hür iradeleri ile hareket etmeleri, yönetim tarafından desteklenmelidir.

Yukarıdaki olaya benzer bir olay da bir sonraki dönemde yaşanmış, belediye arsasına imar tadilatı ile bir statü kazandırılarak satılmıştı. Arsayı satın alan kişi veya kuruluş, arsayı kiraya vermişti. Kiracı, kısa sürede kuruluşunu tamamladığı işyerini faaliyete geçirmişti. O çevrede aynı işi yapanlardan bir işyeri sahibi, Bölge İdare Mahkemesi"ne şikâyette bulunmuş, mahkeme de işi durdurmuştu.

Bu arada işe çözüm arama çalışmaları nerede ki aralıksız devam etti. Mahkeme kararı bulunan bir konuda, kararın aşılması için çıkış ya da çözüm aramanın bir tek yolu vardır; o da bir üst mahkemeye gitmektir. Prosedür böyle olmasına rağmen yönetim tarafından yerelde çareler aranmaya başlandı! Nerede ki belediyenin ilgili birimleri bu konuyla yatar ve kalkar oldu. Düşünülenlerin ve işlemlerin, süreci uzatmaktan, boşa zaman harcamaktan ve mesai öldürmekten başka bir getirisi yoktu.

Yapılan iş ve işlemlerde eğer kurallara uygunluk yoksa ben yaptım mı olur mantığı ile hareket edilecekse, orada kural koymanın, hak ve hukuktan söz etmenin bir anlamı olmayacaktır.

Hangi kuruluş olursa olsun, kurum içinde, komisyon marifetiyle iş yapmak öngörülmüşse, temelde işlerin sağlıklı, hak ve hukuk çerçevesinde yapılması esas alınmış demektir. Bunun aksi asla düşünülmemelidir. İşte o zaman yönetim iyi yönetim olur.

Komisyon üyesi olmak sorumluluk almak demektir. Esasta komisyonlara hak ve hukuktan ödün vermeyecek kişiler seçilir, seçilmelidir. Komisyonlar, doğru işler yapılsın, yanlışlığa meydan verilmesin diye kurulur. Onlar her halükarda güvenilir kişilerdir, ya da güvenilir kişiler olmalıdırlar. İşin esası budur. Başka türlüsünü düşünmek felaket çağırmak demektir. Bu kıyamettir. Yapılan işlerde yasayı uygulamak yerine yasaları işlere uydurmak için acayip garaip işler üretmek ancak dedikoduya sebep olur. Nitekim öyle olduğu zamanlar olmuştur. Yukarıda anlattığım uygulama hakkında hâlâ dedikodu bitmiş değildir. Gerekli miydi, bana göre değildi, değer miydi, bence değildi!

Bu tür işlerde bir de kamuyu zarara uğratmak söz konusudur ki kamu malında kıyamete kadar gelecek insanların haklarının olduğu nasıl unutulabilir? Bu ise tam bir felakettir.

Uygulamalarda bazı arsa sahiplerinin gönendirildiğini, bazılarının da perma perişan edildiğini gelen bir kısım şikâyetlerden anlıyor ve görüyorduk. Benim şahit olduklarım sadece görev yaptığım iki dönemi kapsamaktadır. Uygulamalar içerisinde arsanın en kıymetli yeri belediyeye, çoklu ortaklı arsalarda uygulama talebinde bulunan tanıdıklara ayrılmışsa bu da sorumlular tarafından görülememişse, o ortamda bulunan herkes kendisini önce bir hesaba çekmelidir.

Adamın binlerce dönüm arsasından bir apartman yeri bile çıkarılmayıp paramparça edilişine, birçok kişinin bir adaya toplanarak çıkmaza mahkûm edilmesine kadar yanlış işlemlerin, ifade yerinde ise tereyağından kıl çekercesine yapıldığını gördükten sonra bu işin ciddiyetini anlamak daha kolaydır. Bizden önce benzer durumlara maruz kalıp da bizi haberdar edenlere, arkadaşlarla olduğunca çözüm üretmeye çalıştık ve işlerinin bizzat takipçisi oldum. Gücü olduğu halde zulme karşı çıkmayanlar zulüm yapmış gibidirler. İşin en acı taraflarından biri de bunu yapanların, kimi kendisini yetkili gören kişilerin her zaman iltifatına mazhar olmalarıdır. En fenası da bu tür işleri yapanların bir şey olmamış gibi davranıp dahasını istemeleridir!

Hâlihazır yapılan planlarla veya tadilatlarla insanlar, bu işi yapanların istedikleri şekilde yaşamaya zorlanmaktadırlar.

Yetkiliyseniz, bir iş yapıyorsanız, büyük paralar harcıyorsanız, şekli ve adı ne olursa olsun en verimli şekilde hizmet olarak karşılığını önce vatandaşa yansıtmalısınız, her vatandaşın yararlanılacağı bir sistem ortaya çıkarmalısınız.


M. Nedim Tepebaşı

25.09.2014 00:00:00


Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu

Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı

Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması

BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”

Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı

"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında

KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi

Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı

Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı

Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”

Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

AKOM’dan Yağmur ve Kar Uyarısı

Ülkü Ocakları'ndan Anlamlı Destek

Başkan Gül'den YENAD'a Ziyaret

Başkan Çetinkaya’dan Gazetecilere Anlamlı Buluşma

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 2025 yılı değerlendirmesi