Kahramanmaraş Dosyası 21

Başkan yardımcısı olarak göreve başladığım ilk günler denilebilecek bir günde, Ulu Cami ile Taş Mescid arasındaki alandan geçerken, havuzun etrafında oturan kişiler dikkatimi çekmişti. Daha önceleri, defalarca o alandan geçtiğim ve bazı insanların orada oturduklarını da defalarca gördüğüm halde, belki de elimden gelecek bir şey olmadığı için bu defadaki algıladığımı daha önce algılayamamıştım. Kendi kendime:" Bu insanlar yaz günlerinde burada oturuyorlar, arkadaşlarıyla burada buluşuyorlar, vakit geçiriyorlar, peki kış günlerinde bu insanlar acaba nereye gidiyorlar, nerede ve nasıl vakit geçiriyorlar?" diye sordum. Hele bir de ihtiyarlığın verdiği komplekse kapılmışlarsa, hele bir de huysuz bir gelinin evine sığınmak zorunda kalmışlarsa, parasız pulsuz iseler bu kişilerin sıkıntıları kat be kat artacaktır.

Şekerdere Bulvarı üzerinde bulunan Belediye Sosyal Tesisleri, o zaman düğün salonu olarak kirada idi. Birinci kat diye bilinen salonun altındaki ne bodrum, ne de zemin denilecek bölümün "Yaşlılar Dinlenme Salonu" olarak kullanılabileceği o anda aklıma geldi. İlgili arkadaşlara o yerin durumunu sordum, kiracılar tarafından, düğüne gelen aileler için "Çocuk Oyun Salonu " olarak kullanıldığını öğrendim. Salon, o günün şartlarında çok cüzi bir bedelle kiraya verilmiş.  "Kira sözleşmesine göre boşaltılma imkânı var mı?" diye sordum."Boşaltılabilir" cevabını alınca derhal işlemlere başlanmasını söyledim. Kiracı firmanın da muvafakati ile salon kısa zamanda boşaltıldı, bakımı ve onarımı, boyası yapıldıktan sonra televizyonu, kitaplığı, oturma gurupları gibi mefruşatla donatılarak benden sonra ne maksatla yapıldığını bilemediğim adına "Şehr-i Nimet" ilavesi yapılan Gıda Bankasının şimdi faaliyet gösterdiği yerde  "Yaşlılar Dinlenme Salonu"nu hizmete açmak nasip oldu.

Salon bünyesinde bir mescid ve çay ocağı da yaptırmıştık.

Sıkça uğradığım bu salonda bir gün, tıraşları gelmiş kişiler dikkatimi çekti. Belki tıraş olacak paraları yoktur diye düşündüm. İlgili arkadaşa (onu da buradan rahmetle anıyorum),hizmet alımı şekliyle bir berber almasını, bu iş için bir de yer yaptırmasını söyledim. Bu işler kısa sürede tamamlandı. Artık berberimiz de vardı, kim gelirse, tıraşları ücretsiz yapılıyordu. Sıra banyo işine gelmişti. Mülkiyeti Belediyeye ait tarihi Çukur Hamam"ın işletmeciliği kiraya veriliyordu. Hamama gitmek isteyenlere fiş veriliyor, bedeli kirasından mahsup edilmek üzere hamama gönderiliyordu. Çay, tıraş, hamam ücretsiz, sabahları da hemen bitişikteki aşevinde kahvaltı ücretsiz olarak hizmete sunulmuş oldu. Sorumluluğu olan kişilerin,  bir nebze de olsa sorumlulukları böylece hafiflemiş oldu.

Çaresizlere çare olmak bir bakıma belediyelerin görevi olmasının yanında bu hizmetler belediyelere daha çok yakışmaktadır. Bizim halkımızın; yoksul, aciz kişilere;"Sana belediye baksın.",ya da herkesten ümidini kesmiş olan kişilerin;"Ölürsem nasıl olsa cenazemi belediye kaldırır." demelerinden, öteden beri belediyelerin böyle bir görevinin olduğunu ya da halkın belediyelere böyle bir görev biçmiş olduğunu anlamaktayız.

80li yıllarda belediyelere Gıda Bankası kurma yetkisi verilmiş, daha sonra bu, Büyük Şehir Belediyelerine özel hâle getirilmişti. Değişen Yerel Yönetimler Yasası ile belediyelere tekrardan Gıda Bankası kurabilme yetkisi verildiğinde, meclis üyesi ve başkan yardımcısı sıfatıyla hemen sıcağı sıcağına, Gıda Bankası kurulması için konuyu Meclis gündemine getirdim. Teklif onaylandı. Gıda Bankası kuracak yer aramaya başladım ama nafile. Meclisten onay çıktı ama destek verilmesi gereken yerden destek alamıyordum. Burada anlatmayacağım bir bakış farklılığı vardı. Bu tür işlerde şahsen benim tercihim, yapılmasında bir noktada zorunluluk olan işlerin, düzenli yürümesi ve devamlılığı için resmi kurumlar, özellikle de belediyeler tarafından yapılması yönündedir."Elden gelen öğün olmaz, olsa da vaktinde olmaz." özdeyişi bir tecrübeyi ifade etmektedir. Bu işin esprisi de asıl itibarıyla budur.

Nihayet şu andaki Mehmet Akif Kültür Merkezi"nin sahne arkasındaki geçiş yerine Gıda Bankası açılması için Başkan Bey"e teklifte bulundum. Orasının uygun olmayacağını ben de biliyordum ama başka bir yer de yoktu, yani bu teklifi bilinçli yaptım ve Kültür Merkezi faaliyete geçeceği zamanda derhal boşatacağımız sözü ile olur aldım.

Burada yeri gelmişken bir saplantı yapacak olursam; Kültür Merkezi inşaatının bir an önce bitirilmesini mübalağasız ben daha çok arzu ediyordum. 2002 yılı bütçe görüşmelerinden önce Kültür Merkezi inşasının tamamlanması talebimi bizzat ilettim. O günkü parayla milyarlar harcanan bina, eksikleri tamamlanmadığı için çürümeye terk edilmiş gibiydi. Binanın bodrumuna Aşevi yapmak için teşebbüs ettiğimizde bodrumun yarı yerinden fazlasının su ile dolu olduğunu gördük. Görevli arkadaşlar günlerce tahliye ve kanal bağlantısı işi ile uğraşmışlardı.

Başkan Bey"den binanın tamamlanması sözünü aldım. Ancak bütçe görüşmelerinde kültür merkezi binası için yüz milyon lira yani bugünkü parayla sadece yüz lira ödenek konulduğunu görünce moralim bozuldu. Başkan bana baktı ve :"Söz veriyorum, önümüzdeki yıl burayı tamamlayacağım." dedi, fakat ben belediyeden ayrıldıktan dört yıl sonra bina hizmete açıldı. Bu gecikmede Kültür Bakanlığı"na ait Necip Fazıl Kültür Merkezi"nin kullanım hakkının, belirli şartlarda belediyeye verilmesinin de etkisi oldu.

Bir kentin sosyal alanda gelişmesine kültür merkezlerinin çok önemli katkıları vardır. N.Fazıl Kültür merkezi belediyeye devredildikten sonra program yapmak için gelen talepler bunun açık bir göstergesi idi.Kimsenin uğramadığı Kültür Merkezi her gün dolup taşıyordu.

Necip fazıl Kültür Merkezi kapasite itibarıyla biraz küçük olmasına rağmen güzel planlanmıştır. Ancak Mehmet Akif Kültür Merkezi için aynı sözü söylemek mümkün değildir. Biz, Necip Fazıl Kültür Merkezi"nde neler yapmadık ki? Ebru Sanatı Atölyesi, takı tasarım, aba ve kilim dokuma, karakalem, yağlı boya resim kursları, konservatuar, konservatuarın eklentisi olarak enstrüman kursları, Türk Sanat Müziği, Halk Müziği, Tasavvuf Müziği kursları ve bunların her birinde karma, kadın, çocuk koroları, tiyatro çalışmaları, 08.00- 23.00 saatleri arasında hizmet veren kütüphane, ücretsiz internet hizmeti, kafeterya, Kahramanmaraş el sanatlarının sergilenmesi, erkek ve kadınlar için ayrı birer mescid gibi projelerin hepsini Necip Fazıl Kültür Merkezi binası içerisine sığdırmıştık. Küçük de olsa bir otoparkı ve geniş denilebilecek bahçesi ile Necip Fazıl Kültür Merkezi güzel bir konuma sahiptir.

 

Mehmet Akif Kültür Merkezi"nde bunların yapılabilmesi hiç de mümkün değildir. Kimse kusura bakmasın, bir defa yer seçimi uygun değildir. Yolun içerisi denilebilecek bir yer kültür merkezi yapımı için hiç uygun da değil, doğru da değildir. Öyle mi olması gerekirdi? Bir otoparkı bile yoktur. Aday adayı olduğum sırada ilk defa girdiğim bu salondaki mescidi görünce bir defa daha içim sızladı. Belediyenin o kadar çok ve güzel yerlerde arsaları mutlaka olmuştur. Neden böyle masraflı ve kullanışlı olmayan bir yer seçilmiştir, onu bilemiyorum ve yorum da yapmıyorum. Hâlbuki yapılan bir işi en güzel bir şekilde yapmak insana çok yakışacaktır çünkü insanın kendisi o mükemmel yaratılışı ile güzel bir örnektir. Yine de biz binanın eklentilerinden en azamî derecede yararlanma yoluna gitmiştik.

Binanın bodrumunu Aşevi olarak hizmete açtık. Aşevinde o zaman, günlük 500 kişilik, iki gün peş peşe değişik türde çorba çıkıyor, üçüncü gün aynı miktarda kahvaltı veriliyordu.O zaman,daha çok görevli  arkadaşlarımız, bazı kişilerin kahvaltıya geliyor olmalarına yönelik eleştirilerde bulunuyorlardı. Mesela;"Adam arabasıyla geliyor, burada kahvaltı yapıyor!" deniliyordu. Öyle olsa bile bir kişinin yanlış hareketinden dolayı diğer ihtiyaç sahipleri, çaresizlikleri ile kendi başlarına mı bırakılmalıydı? Sonra o, arabayla gelen adamın veya durumu iyi denilen adamın iç durumu ile ilgili kim ne biliyordu ki? Adamın bindiği araba belki emanet, belki patronunun, belki adamın kalabalık nüfusu var, eline geçen parayı aile geçimine yetiştiremiyor, belki o an için aç ve de parası o anda yok. Arabası olsa bile parası o anda yoksa adam bir yemek için o anda arabasını mı satsın! Bunların hepsi ya hizmetleri engellemeye yönelik ya da kıskançlık veya sağlıklı düşünememenin mahsulüdür. Bir kentte aç olarak akşamlayanlar ya da sabahlayanlar varsa, bizim inancımıza göre o kentin başta yöneticileri olmak üzere varlıklı kişileri vebal altındadır. Bu tür işlerin yürütülmesinde baş sorumlu ve baş yetkili de belediye yönetimidir.

Aşevi yaptığımız yerin arka kısmında bulunan yeri malzeme deposu yaptık. Binanın dış tarafına eklentili bodrumu da Öğrenci Çamaşırhanesi yaptık.

Bir öğrenci için çamaşır yıkamanın ne kadar zor olduğunu en iyi bilenler öğrencilerdir. Biz de çamaşırhanenin açılışını;"Siz derslerinize çalışın, çamaşırlarınızı biz yıkayalım!" sloganıyla öğrencilere duyurduk. Üniversite öğrencilerine hizmet veren çamaşırhaneyi sadece bir görevli idare ediyordu. Otomatik yıkama ve kurutma makinelerinde çamaşırlar yıkanıyor, kurutuluyor ve ütülenecek hale getiriliyordu. Hemen orada ütü yapmak isteyenler için de her şey hazır ve mevcuttu. İlk başlarda arkadaşlar, deterjan masrafı diye bir ücret alma teklifi getirmişlerse de onlara:"Nehri geçip derede boğulmayalım." diyerek teklifi kabul etmemiştik.

Öğrenciler bu hizmeti ne kadar değerlendirirler bilemem ama ülkemizin geleceği için donanımlı insanların yetişmesinde belki de ailelerden çok yöneticiler sorumluluk almalıdırlar.

Nesilleri yarınlara yetiştirme yönünde çok konferanslar, nasihatler, açıklamalar dinledim, yazılar okudum ama her ne hikmetse,  geleceğe yönelik donanımlı insanlar yetiştirme yolunda öyle çok da olumlu bir icraat şahsen görmedim. Bundan 30-40 yıl öncesini bir düşünebilirsek,4-5 çocuklu veya daha fazla sayıda nüfusu olan ailelerin evlerinde, öğrenci olan çocukların ders çalışacakları özel bir yerlerinin olmadığı o zamanlar, hayalimizde canlanacaktır. Yokluk, birçok ailenin yakasını bırakmadığı için bütün ailenin bir odada, yer yatağında yattıkları günler unutulmuş olsa da, kocaman evlere sahip olunmasına rağmen halen ailenin çocuklarını otel gibi barındırmanın dışında, onlara huzur veren, onları kucaklayan mekânların olmayışı insanın içini burkmaktadır.

 

Bizim mahallenin imamlarından birisi, imam odasını, ders çalışmaları için mahallenin gençlerine açmıştı. Bundan dolayı hem hoca efendinin hem de orada ders çalışan öğrencilerin başını ağrıtanlar olmasına rağmen on metre kareyi geçmeyen o odadan ne insanlar yetişmişti! Bunları gören, bilen ve yaşayan birisi olarak, imkân bulduğum ilk anda, kentin resmi kütüphanesinde bu imkânı halkımıza sunmak istememize rağmen gerçekleştirememiştik. Ancak belediyede yakaladığımız ilk fırsatta uygulamaya koyduğumuz bu çalışma ile hâlâ böyle mekânlara ihtiyaç olduğunu gördük ve anladık.

 

Bunları yaşarken dâhilî ve hâricî ne kimseden bir destek gördüm ne de destek içerikli bir söz duydum, ne de hiçbir zaman beklemediğim teşekkürü Bakanlık Müfettişleri dışında bir kişiden işittim.

 

Belediye Başkan Yardımcılığı yaptığım dönem içerisinde, kurumun rutin teftişlerinden ikisini gördüm ve en yakınımdakiler görüp de görmezlikten gelseler de her iki teftişte de müfettişler, çalışmalarımıza karşılık alenî olarak takdirlerini ifade etmişlerdir. Görev yaptığım dönemde gerçekleştirmiş olduğumuz icraatların, bugüne kadarki Kahramanmaraş Belediyesi tarihinde benzerlerinin yapılmadığını söylemede mahzur var mı bilmiyorum! Hâlâ bu alanda yaptıklarımızın üzerine ilave olabilecek ciddi çalışmaların yapıldığını zannetmiyorum.

İlimizdeki kütüphane sayısında artış olması, geceleri ve tatil günlerinde, kurulan sistem üzerinden hizmet vermeye devam ediliyor olması elbette ki güzeldir ancak işlerin kontrolsüz bir şekilde yürütülüyor olması işin ciddiyetine gölge düşürmektedir. Bunlar ve benzeri çalışmalar burada kalmamalı, kentimiz hatta ülkemiz ve evrensel boyutta, insanların ve diğer canlıların yararına geliştirilerek ve genişletilerek uygulanmalıdır. Mesela basit bir düzenlemeyle kütüphanelerin çalışma sistemi Kültür Müdürlüklerine bağlı kütüphanelerde de uygulanmalıdır. Eğer bu sistem halkın yararına ise ki bize ve gelen tepkilere göre halkın yararınadır, o zaman neden örnek alınmamaktadır? Genel duruma bakıldığında bu işin hangi boyut ve şartlarda yapıldığına dikkat bile edilmiyor demek ki. Bu iş başta gönül işi olduğu gibi bir tecrübe işidir de. Belediyeler gibi diğer kurumların da bu bilinçle hizmet ağını genişletmeleri gerekir.

Hangi durumdan kaynaklanırsa kaynaklansın kentimize ilk kültür merkezi binasını Sabancı Ailesi yaptırmıştır. Neden bir Sabancı Kültür Merkezi var kentimizde de hemşehrilerimizden birinin okul yapımı ve cami yapımı dışında, herhangi bir isme bağımlı olmayan ilim ve kültür hizmetlerine yönelik yatırımları yoktur? Burada şunu ifade edecek olursak;bilinmelidir ki, bazı hizmet diye sunulan işler, ticarete yönelik yürütülmektedir.

 

Kültür ve sosyal hizmetlerin devlet desteği ile özellikle de belediye desteği ile yapılması hizmetlerin sürekliliği ve verimliliği bakımından çok önemlidir. Bir işin sürekliliği ve verimliliği biraz da işin sorumluluk bilinci ile yürütülmesine bağlıdır. Bunu da ancak devlet kurumları, onların içerisinden de belediyeler yapmalıdırlar. Bir işe başladığımızda, çalışma arkadaşlarımıza sürekli ;"Elinizi çabuk tutun, bu işi bir an önce tamamlayın. Yaptığımız iş doğru ise, halkımız o işin gerekliliğine inanırsa, o iş sürekli olur ve hizmeti daim olur!" demişimdir.

Aşevinden, öğrenci çamaşırhanesine, enstrüman kurslarından meslek edindirme kurslarına kadar her bir hizmetin hayata geçirilmesinden sonra şahsen ben, bu alanlarda ne kadar boşluklar olduğunu, buralardan ailelere ne yükler bindirildiğini, bazı hizmetlerin ne kadar önemli olduğunu gördüm ve anladım.

Velhasıl imkânsızlıklar içerisinde, bütçenin elvermediği bir zamanda bunları ve daha bunlardan başka çok önemli hizmetlerin planlamasını ve uygulamasını yaptık. Halkımızın parasını iyi değerlendirip halkımıza hizmetler sunduğumuz için her şeye rağmen mutluyuz.


M. Nedim Tepebaşı

10.11.2014 00:00:00


Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu

Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı

Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması

BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”

Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı

"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında

KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi

Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı

Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı

Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”

Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

AKOM’dan Yağmur ve Kar Uyarısı

Ülkü Ocakları'ndan Anlamlı Destek

Başkan Gül'den YENAD'a Ziyaret

Başkan Çetinkaya’dan Gazetecilere Anlamlı Buluşma

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 2025 yılı değerlendirmesi