Kadına Yönelik Şiddet
Değerli Okurlar, kadına şiddet, Türkiye`nin önemli sorunlarından biri olmayı sürdürüyor. Kadına şiddet tel"in ediliyor. Kadını toplum yaşamından soyutlayan, onun zihnini, aklını, bilgisini ve üretkenliğini yok sayan zihniyet kınanıyor, ayıplanıyor.
Sevgili Okurlarım, Müslüman
ülkesinde kadına karşı şiddet uygulanmasını dünyaya nasıl anlatacağız. İslam
Dinini bir şiddet dini olarak takdim eden İslam aleyhtarlarını haklı çıkarırsak
bunun hesabını Allah"a nasıl vereceğiz? Kadının özel yaşam hakkını, ruh ve
vücut bütünlüğünü güvence altına almayı hedefleyen Hz. Peygambere sadakatimizi
ve imanımızı nasıl savunacağız?
Evet, biliyor ve okuyoruz ki
Hz. Peygamberin vefatından sonra kadın aleyhtarı gelenek ve göreneklerin
yeniden sürgün vermesi ve bu sürgünün uydurma hadislerle, mesnetsiz
rivayetlerle ve asılsız haberlerle meşrulaştırılması, İslam toplumunda kadını
toplumdan soyutlamış, onu uğursuz ve şehvet giderici olarak gören zihniyetin
doğmasına neden olmuştur. Kadına üçüncü sınıf muamelesi yapan ve çoğu kadını
cariye hükmünde sayan Arap geleneğini dinileştiren İslam toplumu, yüzyıllardır
kadını okutmanın, eğitmenin günah olduğu inancıyla çoğu kadınların cahil
kalmasına sebep olmuştur. Bununla da kalmamış, kadını doğuştan fitne, şeytan,
aklen ve dinen erkekten aşağı olduğu ve erkeğin emrine verildiğine dair pek çok
uydurma hadisler ve yüzyılların ötesinden gelen mesnetsiz haberler, kadını
toplumdan soyutlamış; bunun sonucunda kadına yönelik şiddet toplumun ve
devletin duyarsızlığı yüzünden artarak çoğalmış; kadına karşı zorba, dövme ve
aşağılama hız kesmemiştir. Bu hal sadece kadının bedenlerine zarar vermekle
kalmamış, öz saygısını ve hak arama arzusunu da zayıflatmıştır. Bunun sonucunda
kadını aşağılama geleneği asırların ötesinden sürüp gelmiştir. İşte bu anlayış,
çoğu erkeklerin zihniyetinde "kadının sırtını sopadan, karnını sı
/ çocuktan
eksik etmeyeceksin " sözü revaç bulmuştur.
Kur"an-ı Kerim, kadın ve erkek
olmaları bakımından insanlar arasında hiçbir ayırım yapmadığı gibi, her
ikisinin de aynı hak ve yükümlülükleri taşıdığını ve toplum içinde icra
ettikleri fonksiyonları bakımından aralarında bir ayırım da olmadığını
(Ahzab,35) vurgulamakta, "Allah katında O"na en çok saygı gösterenin en üstün
olduğunu(Hucürat,13), yani yeryüzünde barış ve kardeşliğin, iyilik ve
güzelliğin, sevgi ve saygının, eşitliğin ve özgürlüğün hüküm sürmesine en çok
katkıda bulunanın üstün olduğunu hatırlatmaktadır.
M. KEMAL ATİK
21.02.2015 10:58:22
-
1
Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu
-
2
Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı
-
3
Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması
-
4
BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”
-
5
Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor
-
6
KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı
-
7
"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında
-
8
KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi
-
9
Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı
-
10
Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı
-
11
Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”
-
12
Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

