Kahramanmaraş"ın Mezarlık Sorunu ve Maraş"ta Şeyh Adil

Maraş"la ilgili bugüne kadar yazılanlara bakıldığında, kentte icra ettiği çok önemli bir işten dolayı kendi yaşadığı zamanı aşıp bugünlere kadar ulaşmış olmasının ötesinde yarınları da kuşatarak adından en çok söz edilen az sayıdaki seçkin kişilerden birisi Şeyh Adil Hazretleri"dir şüphesiz. Ne var ki bu kadar önemli bir şahsiyet hakkında sağlıklı ve yeterli bir bilgiye erişmek mümkün değildir. Bunun da en büyük sebebi, bir kısım duyarlı kişiler tarafından her fırsatta belirtildiği gibi; millet olarak kayıt düşme, olaylar veya kişiler hakkında anlatılanları ve bilinenleri yahut da şahit olunanları yazılı belge haline getirme disiplinine bir türlü sahip olamayışımızdır.

Adından bu kadar sık söz edilen bir kişi hakkında, yazılı bir metnin olmayışı gerçekten çok üzücü bir durumdur. Dilden dile dolaşarak bugünlere kadar gelen rivayetlerin de bir yerde arkası kesilecektir. Çünkü yeni yetişen neslin ilgi alanı değiştiğinden bu tür olaylara ve kişilere ait rivayet veya bilgilere merak duyanların sayıları daha bugünden azalmaya başlamıştır. Hâl böyle olunca dillerde dolaşan o anlatımlar da artık unutulacak gibi görünmektedir.

Değerli hocam Yalçın Özalp"in Dilinden, Mevhibe Savaş"ın derlediği "Kahramanmaraş"taki Gönül Sultanları" adlı eserde, Şeyh Adil"in anlatıldığı bölümde bulunan bir fotoğrafta, sonradan yapıldığı açıkça belli olan mezar taşı üzerinde, Latin harfleri ile "ŞEYH ADİL DEVLETLİ RUHUNA FATİHA" yazmaktadır. Vakfettiği mezarlık yeri ile Maraş"a çok önemli ve ciddi katkısı olmuş, böylesine önemli bir kişiye layık, yaşadığı zamanı belgeleyen bir mezar taşının bulunmaması Kahramanmaraş adına bir ayıptır.

Merhum hakkında daha önce kaleme aldığım, bir kısmını güncellediğim bu yazı "Dört Mevsim Maraş" dergisinde yayınlanmıştı.

Merhumun hâlihazır mezar taşının dış tarafa bakan cephesinde: "ŞEYH ADİLEM TÜRKİSTANİ/DEVLET HANLI DAĞİSTANİ/SUBAŞI AMİR-İ SANİ/VAKFETTİ BU KABRİSTANİ ŞEYH ONYEDİNCİ ASIRDA/SUBAŞI OLMUŞTU BURDA/KEYMÜRES(1)SELAM-ET DURDA/ASAYİŞ HAK VE HUZURDA HAK SÖZLERİN DİBACESİ/SEVİNİR ZİYARETÇİSİ/SAĞLIK, İNCEDEN İNCESİ/RAHMETE LAYIK CÜMLESİ" beyitleri yazılıdır. Bu dizelerin nereden alındığına dair yaptığım araştırmada, eski mezar taşı üzerinden alındığı bilgisini almaktan başka sağlıklı bir bilgi elde edemedim.

Bu beyitlerin içerik olarak eleştirisini bir tarafa bırakacak olursak, yukarıda yazılı mısraların hatalı yazılışından, Şeyh Adil Hazretleri"nin mezarı başında, Osmanlıca yazılı bir mezar taşının bir şekilde ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır. O taşın nasıl ve niçin yok edildiği üzerinde ciddi bir çalışılma yapılması gereken ayrı bir konudur.

Ortadan kaldırılan taş üzerindeki Osmanlıca yazılı mısraları Latin harflerine aktaranlar, muhtemelen bir fotoğraftan yararlanmışlardır. Ancak çeviride ciddi hatalar yapılmıştır. Merhumun mezarının en son yenilemesi sırasında da söz konusu hatalı yazılımın aynen alındığı görülmektedir.

"Key Mir"e selam et dur da" (Bey için es selam et dur da) olması gereken mısra "Keymüres(1)selam-et durda" şeklinde anlamsız bir şekilde Latin harflerine çevrilmiş ve aynı şekilde hatalı olarak yazılmıştır. Bilmediğimiz bir kelime midir endişesiyle "Keymüres" kelimesini incelediğimizde böyle bir kelimenin olmadığı anlaşılmış, dolayısıyla yukarıdaki kanaat oluşmuştur. Parantez içerisinde yazılı "1" rakamının da niçin kullanıldığı ayrı bir kapalılık oluşturmuştur. Bu yazı yayımlandıktan sonra ilgililere yeni bir iş çıkmış olacaktır ama bir yanlışlık da düzeltilmiş olacaktır! Tabi dikkate alınırsa, zira bu yazının dergide yayınlanması üzerinden yanılmıyorsam üç yılı aşkın bir süre geçmiş olması yanında bazı yetkililere de söylememe rağmen hiçbir olumlu gelişme görülmemiştir.

Şeyh Adil mezarlığında, sayıları çok az da olsa halen, sert taşlardan düzenli bir şekilde yapılmış, üzerinde Osmanlıca yazılar bulunan sanat eseri niteliğinde mezar taşları bulunmaktadır. Önemli kişiliğe sahip birisine ait mezar üzerinde, kimlik bilgileri yazılı böyle bir mezar taşının olmayışı, üstelik mezarı başında, benim bildiğim kadarıyla üçüncü kez değiştirilmiş bir mezar taşının dikili olması zaten çok manidardır!

Şeyh Adil Hazretleri"nin, on yedinci yüzyılda yaşadığı, mezar taşında yazılı, "Şeyh on yedinci asırda/Subaşı olmuştu burada" mısralarından anlaşılmaktadır. Ayrıca mezar taşının iç yüzeyinde 1704 yılında vefat ettiği de yazılıdır. Bu verilere göre Şeyh Adil"in on yedinci yüz yılda yaşadığı rivayeti güçlüdür. Ancak mezar taşının iç yüzeyinde yazılı bilgiler de incelemeye değer niteliktedir. Burada: "ŞEYH ADİL HAZRETLERİ 17.Y.Y.DA MARAŞ JANDARMA KUMANDANI EMNİYET AMİRİ VE BELEDİYE REİSİ HİZMETLERİNİ YÜRÜTMÜŞTÜR.1704.TARİHİNDE VEFAT ETMİŞTİR." yazılıdır. Hâlbuki modern anlamda ilk belediye yönetiminin Tanzimat sonrasında 16 Ağustos 1855 tarihinde Şehremaneti adı altında İstanbul"da kurulduğu, başında ise merkezi hükümetçe tayin edilmiş bir memur yani şehremini bulunduğu, daha sonra 1857 tarihinde Galata-Beyoğlu semtinde Altıncı Daire-i Belediye adıyla yeni bir belediye kurulduğu, ancak belediye teşkilatının gerçek temelinin 1877"de atılmasından sonra vilayetlerde işlerlik kazandığı dikkate alındığında: belediye hizmetleri kapsamındaki işlerin yürütülmesi sorumluluk ve yetkisini üstlenmiş olsa bile mezar taşına, Şeyh Adil"in Maraş"ta Belediye Reisi hizmeti görevi yürüttüğü ifadesinin yazılmasının uygun düşmeyeceği anlaşılmaktadır.

Şeyh Adil Hazretleri"nin yürüttüğü diğer görevler bağlamında, yukarıda adı geçen eserde: "Hakkında pek çok rivayetler anlatılan bu zat için kimileri; "Jandarma Komutanı"dır, der." denilmektedir. Yine aynı eserde, Bayezitlilerle Dulkadirliler arasında uzun yıllar süren çatışmayı durdurmak için Şeyh Adil Hazretleri"nin çok uğraştığı da anlatılmaktadır. Besim Atalay"ın Maraş Tarihi ve Coğrafyası adlı esrinde ise:"…Hâlâ Mer"aş ihtiyarları Dulkadirli ve Bayezidli beğlerinin kavgalarını hatırlarlar." şeklinde bir beyanı vardır. Besim Atalay"ın Maraş harbi öncesi (1917) Maraş"ta Maarif müdürlüğü yaptığı sırada bu eseri yazdığı dikkate alındığında Şeyh Adil"in onyedinci yüzyılda yaşadığı ve bu iki beylik arasında arabuluculuk yaptığı rivayeti kuvvet kazanmaktadır.

Yine aynı eserde, merhum Şeyh Adil Hazretleri hakkında, halkın dilinden derlenmiş rivayet bilgiler vardır. Şayet bu eser ortaya konulmamış olsa idi, bu anlatılanlar da bir müddet sonra yok olup gitme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktı. Hiç değilse, dilden dile dolaşan bu rivayetlerin kayıt altına alınmış olması iyi bir hizmet olmuştur.

Şeyh Adil Hazretleri hakkında sahip olunan en sağlıklı bilgi, geçmişte adına; "Asri Mezarlık" denilen ve halen kullanılmakta olan mezarlığın bu zat tarafından vakfedilmiş olmasıdır. "Kahramanmaraş"taki Gönül Sultanları" adlı eserde beyan edildiğine ve halk arasında hâlâ anlatıldığına göre; Şeyh Adil, bu mezarlık arsasını çok büyük miktarda para ödeyerek satın almıştır. Toprağının yapısı itibarıyla çorak bir arazi olan bu yeri, büyük paralar ödeyerek satın almasını yadırgayan halkın, burayı ne yapacağı hakkındaki sorularına karşılık: "Buraya adam ekeceğim!" sözü, bugün Şeyh Adil hakkında bilinen en güçlü ve belirgin bir rivayettir.

Maraş kent merkezinde önceleri, düzenli bir mezarlık alanının bulunmadığı, bir kısım semtlerde bulunan mezarlık yerlerinden ve mezarlardan anlaşılmaktadır. Bizim çocukluk yıllarımızda, bugün, Divanlı mahallesi sınırları içerisinde bulunan 12 Şubat İlköğretim Okulu ile Kümbet Çamlık Parkı ve Polis noktası binasının yer aldığı alanda, dikili taşları olan bir mezarlık bulunduğunu, daha sonraları oradaki ölülerin asri mezarlığa nakledildiklerini, hatta orada açılan bir alanda yaz aylarının her Pazar günü güreş müsabakası düzenlendiğini hatırlıyorum. Ancak burada bulunan ölülere ait mezar taşları üzerinde Osmanlıca mı, Latin harfleri mi kullanıldığını hatırlamıyorum. Bu da, henüz okul çağında olmadığımız için hafızamda bir iz bırakmamış olmasından kaynaklanmış olsa gerek.

Nüfusa kaydı yapılmadan ölenlerden bir kısımlarının, Deliklitaş mevkiinin doğusundaki tepede bulunan, sonradan oluşan ve Beyazıtlı mahallesi olarak adlandırılan muhtarlık sınırları içerisinde kalan Derdiment Dede denilen yere defnedildiklerini, benim akranlarım bile rahatlıkla hatırlar ve bilirler.

"Kimsesizler Mezarı" da denilen, bugünkü Yunus Emre Belediye Taziye Evi ile Yunus Emre Halk Pazarının kesişen açısı arasında kalan alanda, sadece belirli olması için dikilmiş yazısız sivri, kırık taşlar bugün dahi mezarlığa şahitlik etmektedir. Yine Karacaoğlan Halk Kütüphanesi"nin bulunduğu yerin de mezarlık olduğu anlatıla gelenler arasındadır. Sütçü İmam"ın medfun bulunduğu Merkez Bektutiye (Uzunoluk Çınarlı) Camii bahçesi ile camiye ulaşmak için kullanılan aradaki dar yol sayılmazsa Bey Camiinin bitişik bahçesindeki ve Taş Mescit doğusundaki kapalı alanda bulunan mezarlar da bu alanda gösterilebilecek örneklerden bir kaçıdır. Ulu cami"ye kıble tarafından bitişik bahçede bulunduğu rivayet edilen mezarlara ait bir emare ise bugün bulunmamaktadır.

Şeyh Adil mezarlığına Asri Mezarlık denilmesinin sebebi, böylesine değişik yerlerde bulunan mezarlara karşılık düzenli ve vesikalı bir mezarlık olmasından olabilir.

Bu yerlerin yanı sıra daha bizim bilmediğimiz varsa, başka yerlerde bulunan dağınık mezarlara karşılık Şeyh Adil Hazretleri"nin, o günün şartlarında özel olarak çok geniş bir alanı mezarlık yapmak üzere satın alıp vakfetmesi, ileri görüşlü bir kişiliğe sahip olmasından kaynaklanan bir yansımadır. Böyle; sınırları belli bir arazinin mezarlık yeri olarak seçilmesi, ölenlerin kayıt altına alınması, kent yaşamının denetlenmesi bakımından da çok büyük önem taşımaktadır. Bu zatın, bunları o günden görmüş olması, iyi yetişmiş bir devlet adamı olmasının bir göstergesi ve tarihi vesikasıdır.

"Asri Mezarlık" adı verilen, bugünkü adıyla Şeyh Adil Mezarlığı"nın kurulduğu tarih belli olmadığı gibi Maraş"ın o günkü nüfusunun da ne olduğunu dolayısıyla bilememekteyiz. Ancak o günkü nüfusa göre çok büyük bir alan seçildiği ayan beyan ortadadır. Hâlihazır yaşayan nüfusun beş yüz bini geçtiği bir kentte, küçük çapta ilaveler yapılmış olsa da ve çok sıkışık bir görünüm arz etse de, hâlâ bu mezarlığın kullanılıyor olması ve şartları taşıyan yeni bir mezarlık yerinin bulunamamış (!) olması, bu zatın ufkundaki genişliği daha da belirginleştirmektedir.

Bütün bunların yanı sıra, yer seçimindeki tercih ise bu işin ayrı bir dikkat çekici tarafıdır. Bugünün şartlarında, mezarlık olarak tahsis edilecek bir yerde, arazinin bir kısım kriterlere sahip olması şarttır.

Bir yerin mezarlık olabilmesi için; hâkim rüzgâr yönünde olmaması, su havzası üzerinde veya su havzası yakınında bulunmaması, toprağın sızdırmazlık ve çürütme özelliklerine sahip olması gibi özel şartları taşıması gerekmektedir. Şeyh Adil Mezarlığı yasa ve yönetmelikte belirtilen bütün özelliklere sahiptir.

O günkü şehir, suyunu Pınarbaşı mevkiinden almaktadır yani su havzası kentin en kuzeyinde ve en yukarı tarafında bulunmaktadır. Kentin hâkim rüzgârı, nam-ı diğeri ile garbi yeli kentin kuzey batı istikametinden esmektedir, mezarlık ise şehrin en güney kısmında bulunmaktadır. Alan, küçük taşların yoğunlukta olduğu sert toprak yapısına sahip, çorak bir arazidir. Yer ve yapı itibariyle arazi, bugün aranan özelliklerin tümüne sahiptir. Bu bakımdan da bu zatın, bilgili ve görgülü bir kişi olduğu, bu işi bilerek yaptığı açıkça görülmekte ve anlaşılmaktadır.

Tarihi hatırlanmayacak kadar kuruluşu eski bir mezarlığın, bir şahıs tarafından, modern çağ dediğimiz şu zamanda aranan kriterlerde ve alabildiğine genişlikte kurulmuş olmasına karşılık bugün, devlet imkânları ile hâlâ alternatifinin ortaya konulamamış olması Şeyh Adil Hazretleri"nin ufkundaki genişliği ve devlet adamı olma özelliğini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

İşini kendisinden sonrakilere bırakmadan, yapacağını bizzat kendisinin yapmış olması da ayrı bir kişilik örneğidir. Sadak-i cariye olan bu ve benzeri hayır işlerinin, ölen kişinin amel defterinin sürekli açık kalmasına sebep olacağı hadis-i şerifte belirtilmektedir. Hâl böyle olunca, bu mezarlığın kuruluşundan bugüne kadar, ne kadar zaman geçti ise ve de gelecek zaman içerisinde, amel defterinin açık kalması uğruna çok yüksek miktarda paralar vererek araziyi satın alıp vakfeden Şeyh Adil Hazretleri"nin ahireti açısından da çok büyük oranda kârlı bir yatırımda bulunduğu ortadadır. Bu da yine, onun ufkunun çok açık olduğunu göstermektedir.

Eldeki verilere göre kent için büyük bir hizmeti gerçekleştirmiş olan bu zatın yaptıklarını gizlemek gibi bir niyetinin olduğu yani reklamdan şiddetle kaçındığı da düşünülebilir. Bu da ayrı bir erdemliliktir. Bu kişinin bilinen en net icraatı; mezarlık yerini vakfetmiş olmasıdır. Bu bile tek başına kıyamete kadar adını yaşatacak bir icraattır. Önemli hizmetleri gerçekleştirmiş, kendini bilen zatlar, gösterişten uzak durmayı da bilenlerdir. Bu hizmeti bile onu rahmetle anmamıza vesile olmaktadır. Bir kere daha onu rahmetle yâd ediyoruz.

Bu yazıyı güncelleştirip yayınlamamdaki sebebe gelince; önceki belediye yönetimi tarafından, gerekli şartları taşımadığı ve yasaya aykırı olduğu halde, Hıfzıssıhha Kurulu"ndaki görevlilere emr-i vaki yapılarak tahsisi yapılmış olan Kılavuzlu Mezarlık Alanından Büyükşehir Belediye Başkanı"nın vazgeçtiğine dair duyumlar aldığımızda, doğru bir karar verilmiş olunmasından dolayı sevinmiştik. Ancak 24.03.2015 tarihi itibarıyla EDE HABER AJANSI"ında, Kılavuzlu mezarlığı için çalışmaların yeniden başlatılması talimatının verildiğine dair duyum alındığı haberi, daha önce yayınlanmış bu yazıyı güncelleyerek yeniden yayınlamayı sorumluluk açısından zorunlu kılmıştır.

Kılavuzlu Mezarlık Yer"inin tahsis kararı yasaya uygun değildir. Orası baraj gölü ile bitişik bir yerdir, yani su havzası sayılabilecek bir yerdedir. Gelecekte baraj suyunun içme ya da kullanma suyu olarak kullanılmayacağına dair bir garanti yoktur.

Söz konusu yer, Kavlaklı Organize Sanayi Bölgesi"nin taşıdığı olumsuzluğun aynısını taşımaktadır yani kentin hâkim rüzgârı önünde bulunmaktadır. Arazi toprak yapısı itibarıyla su geçirmez özelliği taşımadığı gibi çürütme özelliğine sahip olduğuna dair de görünürde bir veri yoktur. Kısacası o yer mezarlık olabilme şartlarından hiç birini taşımamaktadır.

Kısa vadede yapılacak en hayırlı iş, Şeyh Adil Mezarlığı çevresindeki alanı kentsel dönüşüm planına alarak çevredeki evlerin kamulaştırılması, DSİ Şube Müdürlüğü binası ile Karayolları binasının uygun bir yere taşınmasıyla o alanların mezarlığa dâhil edilmesidir.

Elbette ki biz karar merci değiliz. Ancak gelecekte "Bu kentte düşünen insanlar yok mu imiş?" denilmesini de şahsen ben istemediğim için dost olarak görüşlerimi bildirmeyi sorumluluk olarak görmekteyim. Bir yanlıştan dönülmüş olması herkesin hayrına olacaktır.


M. Nedim Tepebaşı

26.03.2015 10:27:10


Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu

Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı

Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması

BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”

Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı

"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında

KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi

Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı

Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı

Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”

Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

AKOM’dan Yağmur ve Kar Uyarısı

Ülkü Ocakları'ndan Anlamlı Destek

Başkan Gül'den YENAD'a Ziyaret

Başkan Çetinkaya’dan Gazetecilere Anlamlı Buluşma

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 2025 yılı değerlendirmesi