Servet yaşamın amacı mıdır? Yaşamı amacından üstün tutan servet mutluluğun ve erdemliğin kaynağı mıdır? İnsanı değerli kılan, onu yücelten şey servet midir? Çağdaş yaşamımızın gidişatını derinden etkileyen güç servet midir? Tüm bu sorulara evet dersek işte o zaman pek çok sorun ile karşı karşıya kalırız. Bir kere servet arayışından maksadımız, en çok parayı kazanma arayışı, sonsuz kazanma açgözlülüğü olmamalıdır. O zaman servet yalnız kalbin kabı hükmünde olur. Bu kalp sahibini yok olmaya sürükler. Zamanla acınacak bir rahat düşkünlüğü içinde kirli bir nehir gibi kirletir. Zenginlik artınca, gurur, kızgınlık ve dünyaya duyulan sevgi de artar. Bu da beraberinde gururun, kızgınlıkların, bedensel ve dünyevi arzuların ve küstahlıkların artmasına neden olur. Böyleleri insanlık ile hak dinin mensupları arasındaki hakikati saptırarak birlik ve bütünlüğü bozmaya yönelik aykırı düşünceler ve hiziplerin oluşmasına zemin hazırlar. Toplumu kaderci çizginin karanlığında tutamayınca, yeni bir aldatmacanın labirentine çekmeye çalışır. İnsanlar tam da ışığa yaklaştıkları bir anda, onları kandırarak yeni bir karanlığın içine atar. Kendileri dinin kurallarına ve değerlerine sadık olmasalar da kendilerini dindar addederler. Kanaatkârsızlıklarını cimrilikleriyle birleştirerek günahın egemenliği altında sürdürdükleri hayatlarında ruhlarını bedenlerinden önce öldürürler. Böyleleri, saf dinin sürekli olarak yozlaşmasını engelleyenlere karşı sinsice tedbirler alırlar.
Halkın
değerlerini sömürerek kazanç elde etme esasına göre kurulu, zora dayanan kazanç
fırsatlarını kendi çıkarları için kullanan kapitalist sistemin birey ve toplum
üzerine uyguladığı kurallar işte bunlardır. Bu sistemde dinin biçimi olduğu
gibi kalırken, ruhu hızla yok olur. Bunu önleyebilecek kurallar ise İslam ahlakıdır. İslam ahlakında bireysel ahlak toplum
ahlakına bağlıdır. Amaç, bir insan topluluğunun şu ya da bu üyesini yükseltmek
değil, toplumun kendisini yükseltmektir. Yani kendi kişisel menfaatimizi
düşünmekten çok, herkesin yükselmesine karınca kadarınca çalışmaktır. İşte buna
mutlu yaşam diyoruz. Bu yaşam insanın kendi doğasıyla uyum içinde olan bir
yaşamdır. İnsanın asıl çıkarsız yanıyla büyük olduğu ilkeleri bu yaşamda temel
kuraldır.