Sevgili okuyucularım, son günlerde gündemden düşmeyen, en önemli konuların başında maalesef; adaletin tarafsızlığını yitirdiği düşüncesi gelmektedir. Bir hâkimin tutukladığını, diğeri serbest bırakıyor. Hâkimin serbest bırakma kararını savcı dinlemiyor. Bir başka hâkim, serbest bırakma kararını "yok hükmünde" sayıyor. Serbest bırakan hâkim de "Asıl senin kararın yok hükmünde" tavrını koyarak meydan okuyor.
Savcının,
hâkim kararını dinlemediği...
Hâkimin
aldığı karar nedeniyle HSYK tarafından boşa alındığı
Hangisi doğru, hangisi
yanlış?
Durum o
kadar karışık ki...
Sevgili
Okuyucular!
Şunu çok iyi
bilmeliyiz ki: İnsanlığın gelişim sürecine baktığımız zaman adalet terazisinden
sapan milletlerin çürüdüğünü, yıkılmaya mahkûm olduğunu görürüz. İnsanlığın
yanlışlarını düzeltmek için gelen peygamberler; yeryüzü atmosferini bozan,
bütünlüğünü ve evrenselliğini anlamsız kılan en önemli şeyin adaletsizlik
olduğunu söylemişlerdir. İşte Hz. Peygambere verilen ilahi talimattan örnek bir
ayet: "İnsanlar hakkında bir hüküm verecek olursan insaf ve adalet dairesinde
hüküm ver. Çünkü Allah ancak hak ve adaletle hükmedenleri sever" (Nisa/4:58 ).
Bu ayet, adaletle hükmeden bir hâkimin en asil yönünü belirtmektedir. O da
öncelikli görevinin insanlığa karşı adil olması gerektiğini bilmesidir. Eğer
yargıç tüm insanları, din, dil, cins, ırk ve sınıf ayırımı yapmaksızın onları
sevgi ile kucaklamıyorsa, onların hak ve hukukta eşit olduklarına inanmıyorsa
ve bu eşitliği gerçekleştirmek için de harekete geçmiyorsa, insanlığın
geleceğini karartıyor demektir. O zaman hem insanlar hem ülkeler kaçınılmaz
olarak cezalarını baskı ve anarşi olarak çekecekler demektir. Doğal olarak o
zaman adalet ve hakkaniyet bayrağı ülkede parlamayacak demektir. Unutmayalım ki
bir toplumda kötülüğü salgın hale getiren adalet mekanizmasının düzgün
işlemeyişidir.