Kriz Siyasette Değil
Sevgili Okurlarım! Günler öncesinden başlayan seçim konuşmaları milletimizi iyice germiş bulunmaktadır. "Böyle demokrasi mi olur" diyenlerin sayısı gün geçtikçe toplumda artmaktadır. Kendi düşüncelerinden ve kendi ideolojilerinden yola çıkarak kendi dünyalarını ve zihinlerinde canlandırdıkları çatışmaları meydanlarda halka taşıyan siyasetçiler meydanlarda kendileri gibi düşünmeyenleri ağza alınmayacak sözlerle eleştirmektedirler. Bir uzlaşı rejimi olan demokrasiyi geliştirmenin ilk şartı olan halkın iradesini yüceltmeyi amaç edinmeleri gerekirken ne yazık ki miting meydanlarında ben sen kavgası sürüp gitmektedir.
Miting
meydanlarında kullanılan kavganın sözcükleri üzerimizde şaşılacak etkiler
bırakmakta, toplumun psikolojisi bozulmaktadır. Siyasetçiler tarafından
sergilenen ve ahlaki olmayan çoğu davranışlar gündelik yaşamımızı olumsuz yönde
etkilemekte, bu bölünmeler, bu çatışmalar belleğimizde ve bilinçaltımızda
birikmekte ve olumsuz yönde dışa yansımaktadır. İşte o nedenle diyoruz ki kriz
siyasette değil, kriz bizim belleğimizde, zihnimizde, kafamızda,
davranışlarımızda, ilişkilerimizdedir. Siyasetçiye düşün en önemli görev bu
sorunları yaşamamak, yaşatmamaktır. Bugün yaşamakta olduğumuz bu gerilim
ortamını, siyasilerimizin seviyesiz kavgalarını bir gün tarih yazacak, gelecek
nesillerimiz hiç te hoş karşılamayacaktır.
Türk toplumu tarih boyunca dini ve milli değerlerinden
aldığı ilham ile ikiliğe düşmeyi en büyük felaket olarak algılamış,
birleştirici, bütünsel ve sezgisel bir kültür geleneğine sahip çıkmıştır.
Bölücü, ayırıcı ve bireyci bir toplum olmayı asla ne yaşamış ne de yaşatmıştır.
O nedenle yönetmeye talip olanlar dillerine, iletişim biçimlerine, düşünce
biçimlerine, çok dikkat etmelidirler. Özellikle olumsuz sıfatlar kullanarak
aşağılayıcı sözler kullanmaktan şiddetle sakınmalıdırlar. Bunun için de
siyasete soyunan her kim olursa olsun öncelikle şu üç hususun bilincinde
olmalıdır diye düşünüyorum: Birincisi kendini tanımak. İkincisi halkı tanımak.
Üçüncüsü de dış dünyayı Tanımak. Bunları bilmeden yeterince halka hizmet
sunulacağını sanmıyorum.
Milletimizin içindeki insani özün uyanmasını sağlayacak
olanlar öncelikle devlet yönetimine talip olan siyasilerdir. Siyasiler
umutsuzluğu, kavgayı, şiddeti, kini, nefreti, inançsızlığı, yalanı, taassubu
bir yaşam biçimi olarak algılarlarsa o toplum var olabilir mi? Aydınlanabilir
mi? ileri gidebilir mi?
M. KEMAL ATİK
4.06.2015 14:49:46
-
1
Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu
-
2
Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı
-
3
Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması
-
4
BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”
-
5
Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor
-
6
KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı
-
7
"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında
-
8
KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi
-
9
Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı
-
10
Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı
-
11
Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”
-
12
Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

