Sevgili Peygamberimiz (sav): "Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim." buyurmaktadır. Bir soru üzerine Hz Aişe, Peygamber Efendimizin ahlâkının Kur"an olduğunu söylemiştir. Bu durumda, hem insanlığın kurtuluşu hem de toplumda saygınlığın yerleşmesi, Peygamberimizin yani Kur"an"ın çizdiği davranış biçimine bağlı olduğu anlaşılmaktadır.
Hâl böyle iken kısaca İslam ahlâkı diyebileceğimiz davranış ve ifade biçimlerini öğrenip yaşama lütfunda bulunmayanların, kendi usul ve yöntemlerini İslam ahlâkı gibi dikte etmeleri anlaşılacak ve kabul edilecek bir durum değildir. Son günlerdeki gelişmelere bağlı olarak söylenenlerden bir kısımlarına bakıldığında, birçoklarının İslam"la ilgisi olmayan sözler ya da yazılar olduğu görülmektedir. Böylelerinin söyledikleri veya yazdıkları sadece kendi ürünleridir.
Peygamber Efendimizin yaşantısına ve sözlerine karşı laik veya demokratik anlayış gerekçeleri ile uzak duran kişilerle kendisinin dindar olduğunu kabul eden kişilerin Peygamber Efendimizin söz ve yaşantılarına uyumlu olmayan tavırları arasında, kimse kusura bakmasın, herhangi bir fark yoktur. Çünkü iki kesimdekiler de onun yaşantısından ve sözlerine uyumluluktan nasiplenmiş değillerdir.
Ortada, kişinin hoşuna gitmeyen bir durum, bir pozisyon varsa o kişi öncelikle kendisine bir bakmalı ve; "Ben nerede, nasıl bir hata yaptım?" diyebilmelidir. Olumsuzluklardan başkalarını sorumlu tutma kolaycılığı, geçici yükseliş sağlasa da uzun vadede bir getirisi yoktur.
Toplu yaşanılan bir yerde herkesin, karşılıklı olarak birbirine saygılı olması kaçınılmazdır. Eğer yapılacak sağlam ve geçerli bir iş varsa o da Sezai Karakoç"un;" "Müslüman! İslam"ı öyle sağ, diri ve canlı yaşa ki, seni öldürmeye gelen sen de dirilsin ``sözündeki gibi yaşamaktır. Ancak görünen o ki söz ve yazılarıyla etrafa sataşanların birçoklarında böyle bir algı ve kararlılık yoktur.
Kimsenin kimseyi suçlamaya, aşağılamaya, kimseye hakaret etmeye ve hor görmeye hakkı yoktur. Allah ve Resulünden başkasının asla yanılmazlığı yoktur. Herkesin de bir saygınlığı söz konusudur. Başta, kendisini dindar görenlerin, bir yığın eksiklikleri ve hataları vardır. Öncelikle bunların düzeltilmesi gerekir. Bir defa Müslüman kesim metot öğrenmelidir. Peygamber Efendimiz (sav)"in Mekke"nin fethi sırasında, henüz Müslüman olmadığı halde; "Kim Ebu Süfya"na sığınırsa emniyettedir." sözlerindeki hikmeti doğru ve iyice anlamak durumundayız, tabi herkes de!
Bilmem anlatabildim mi?