Eski yıllara göre demokraside bir hayli yol aldığımızın farkındayım. Biz o yılları yaşamadık ama tek parti dönemindeki demokrasi düşman başına 50"li yıllardan sonra demokrasi denilen idare şeklini yavaş yavaş kanıksamaya, özümsemeye başladık. Türk milleti demokrasiyi çok zor özümsedi. Hâlâ da özümsedi denemez.
Demokrasinin en yoğun yaşanıyor olması gereken yer hiç kuşku yok ki TBMM"dir. O çatı altındaki partilerdir. Milletin seçip gönderdikleri milletvekillerinin demokrat olmalarını bekleriz. Özellikle de parti liderlerinin örnek demokratlar olmasını bekleriz.
Bu bizim hakkımız
Ama ne var ki Türkiye"de demokrasi tam anlamıyla oturmadığı için, her işimiz gibi bu da maalesef yarım yamalak.
Şimdiki liderler ve şimdiki vekiller için değil ama benim gözlemlediğim çok eski yıllardan bu yana partilerde lider despotluğu vardır.
Maalesef durum hâlâ böyledir.
Hiçbir partide hiçbir vekil parti liderinin düşüncelerine muhalif fikir beyan etmez, edemez. MKYK gibi parti meclislerinde nasıl davranıldığını bilemiyorum. Oralarda da aykırı fikirler ortaya atıldığı kanaatinde değilim. Lider ne derse o doğrudur ve o doğrultuda konuşulması gerekir
İlke budur
Böyle yapmayan ne olur? Derhal Parti Disiplin Kuruluna verilir, sonra da bir daha aykırı konuşmamak üzere ya cezalandırılır ya da partiden ihraç edilir.
Bu örnekleri A partisinde B partisinde onlarca defa gördük, şahit olduk.
Birkaç gün önce de benzer bir iki olaya şahit olduk.
Doğrusu bu değildir
Doğrusu; aykırı konuşan vekil dinlenir, olay partinin yetkili kurullarında tartışılır, "Biz şöyle yapmalıyız" diye bir senteze varılır. Belki lider hatalı da o vekil doğru söylüyor?
Lider elbette ki akıllıdır, deneyimlidir, karizmatiktir, bilgedir, o kitle seçmenin vebali evvela onun omuzlarındadır ama o da bir insandır, hata yapabilir. Aykırı konuşanları derhal Disiplin Kuruluna vererek cezalandırmak veya partiden ihraç etmek demokrasinin içinde bir şey olmasa gerek. Bu şekilde davranılan partilerde özgün fikirler ortaya çıkmaz. Bu da milletin zararına olur.
Biz yazımızda sadece TBMM"ni irdeledik, diğer kamu kurum ve kuruluşları, hatta özel firmalarda durum nedir derseniz, çok da farklı değil derim. Neredeyse bütün kamu kurum ve kuruluşlarında durum Meclistekinin bir benzeridir. Özel işyerlerinde çok da farklı olduğu kanısında değilim.
Peki biz demokrasinin neresindeyiz?
Bu tutum milletimize ne kazandırır ne kaybettirir?
Ne yapmalıyız?
Bir ucundan başlamalıyız
Yorum sizin