Şahsen Gaziantep"i Kahramanmaraş"a, Kahramanmaraş"ı da Gaziantep"e hiçbir zaman rakip görmedim ve görmüyorum da, ancak biliyorum ki Gaziantep, her zaman ve her işte sürekli Kahramanmaraş"tan öndedir. Kahramanmaraş ise birçok iş ve işlemlerde sürekli yenilgiye uğrayan bir şehir durumundadır. Bu kentin; "Hiçbir edinimi yok, bir kârı, kazancı yok!" sözlerine ben de tamamen inanmaya başladım artık.
Bilindiği gibi 04-05 Temmuz günleri il merkezlerinde yapılan KPSS sınavının uzantısı olarak bu defa da 12 Temmuz 2015 günü "Alan Sınavı" yapıldı. Ancak bu sınav "Bölge" adı altında seçilmiş illerde yapıldı. Kahramanmaraş yine bölge merkezi olamadı, yine bağımlı kaldı!
Her zaman olduğu gibi Kahramanmaraş"a en yakın seçilmiş bölge ili elbette ki Gaziantep oldu. Uzun yıllardan beri bu işin kuralı hiç değişmemiştir. Üniversite sınavları il merkezlerinde yapılana kadar Maraş"ın çocukları üniversite sınavına Antep"te girmek zorunda kalmıştır. Ne zaman ki bütün il merkezleri sınav merkezi yapılmıştır, işte o zaman Maraş da doğal olarak sınav merkezi olmuştur. Bu da bir lütuf değil herkesle gelen bir uygulamadır.
Kahramanmaraşlı olup da Alan Sınavına girecek olanlar, çevrede sınav merkezi olarak seçilen Adana, Gaziantep, Malatya illerinden birini seçme durumunda bırakıldıkları için Kahramanmaraşlıların tamamına yakını doğal olarak Gaziantep"i tercih etmişlerdir. Bu durumda Kahramanmaraş yine 1-0 yenilgiye uğramıştır işte!
Kimseyi kışkırtma niyetinde değilim, ancak bu ezilmişliği yıllar öncesinde olduğu gibi birebir yaşamış biri olarak, bu kent halkının uğradığı haksızlığı ve yaşadığı ezilmişliği, ilgili ilgisiz herkesin bilmesini ve duymasını istiyorum.
Mübarek Ramazan ayı, 12 Temmuz, sabahın erken saatinde, çocukları sınava girecek ailelerden biri olarak yollara düşmüştük. Maraş"tan Narlı"ya kadar yol boyu arabalar konvoy oluşturmuşlardı sanki. Narlı"dan sonra ayrılan "eski yol" diye bilinen yenilenmiş yol, uzaktan bakıldığında bir katar görüntüsü veriyordu. Sınav saatine yetişmek için otoyolu tercih ettim. Ancak Başpınar kavşağında konvoyla tekrar birleşerek aheste ilerleyişle cümleten Antep yolunda ilerlemeye başladık.
Bizim sınav üniversitede. Üniversite yolunda ilerlemek tam bir işkenceye dönüşmüştü. Bin bir müşkülattan sonra girdiğimiz üniversite alnında bu defa da sınav salonunun yerini arama stresi yaşamaya başladık hem de bütün dehşetiyle. Üniversite alanına girdiğiniz halde sınava girememek ne demekse işte tam da o stres. Stres ve perişanlığı yaşayan sadece biz miyiz, elbette ki hayır! Elinde sınav kâğıdı, sınav salonunu arayanların, kız-erkek bir beri bir öte koşuşturmaları, illa da kızların o perişan halleri, tam küçük bir mahşer dedirtecek bir görüntüydü. Hem sınava girecek olanlar hem de aileler zor anlar yaşıyorlardı. İşin en zor tarafı da sınava girecek olanlar, sınav yerlerini saatinde bulabilirlerse, o stresle sınava girecek olmaları idi!
Bu tablo; "Eşek çamura çökerse sahibinden daha fazla çabalayan olmaz." sözü ile birlikte "El elin eşeğini ıslık çalarak arar." sözünü yani iki meşhur sözü birden hatırlatıyordu. Bütün çabayı sınava girecek olanlarla yanlarında gelen anne-babaları gösteriyordu. Yöneticiler, sorumluluk bakımından bu işin neresinde idiler peki?
Sınav sonrası yaşananlarda ise stres şekil değiştirmişti ama çocukların sınava yetişmiş olması hatırına onlara dayanılıyordu. İki buçuk saatte arkamızda, çıkıp gidenler kadar olmasa da ona yakın araba bırakarak, arada hiçbir boşluk bulunmayan araba zincirinden kurtulmuş olduk.
Elbette ki bu işi organize edecek olanlar hiçbir yetkisi olmayan vatandaşlar değildir. Bir defa bu sınav Ramazan Bayramının hemen sonrasında yani bir hafta-on gün sonra yapılsa ne olurdu, ne kaybedilirdi, şimdi ne kazanıldı? Oruç tutanlar dikkate alınsaydı bir insanlık suç mu işlenirdi? Bu durumda oruç tutanlarla tutmayanlar eşit olarak mı yarışmış oldular? Yoksa daha fenası bir kesime olan gizli tepki devam mı ediyordu? İkincisi, sınava herkes kendi il merkezinde girmiş olsaydı işin ne gibi bir zararı vardı veya bu sefer Kahramanmaraş bölge merkezi olsaydı ne olurdu?
Eğer gözcü olarak görevlendirilenlere verilecek ücretten tasarruf edilmesi hedeflenmişse vatandaşların arabalarıyla yaktıkları yakıt herhalde bedava değildi, bu milli servet değil midir? Arabası olmayanların hangi şartlarda sınav merkezine gidecek olmaları hiç mi düşünülmemiştir? Sınava girecek insanlar, şayet özel arabaları yoksa hangi şartlarda sınav merkezine gidebilmişlerdir, aynı günde kendi şehrinden çıkıp da yetişememe endişesi taşıyanlar, bir gün öncesinden gitmek zorunda kaldıkları için yatacak yer temin etme imkânları ya da otel ücreti ödeyecek durumları var mıydı?
Sınav merkezinde ikamet edenler dinlenmiş olarak ve strese girmeden sınava girerlerken dışarıdan gelenler aynı avantaja sahip değillerdi, bu bir haksızlık değil midir? Bu şartlarda adalet bu işin neresindedir?
Bütün bunlar bir araya getirildiğinde Kahramanmaraşlılar olarak Gaziantep karşısında 1-0 yenilmiş durumda olduğumuz ayan beyan ortada durmaktadır işte. Bu kent yıllarca bu yenilmişliği ve ezilmişliği yaşamış, hala da bir çözüm ve çare bulunamamıştır.
Şayet bu sınav, Gaziantep yerine Kahramanmaraş"ta yapılmasını bir tarafa bırakalım, yapılmaya teşebbüs edilseydi, Gaziantep cephesinde yer yerinden oynardı. Bu ne bir ilkti, ne de son olacaktır, buraya yazıyorum işte. Maraş"ın hakkı böyle mi savunulur Allah aşkına? Sınav yapılacak bina ve sınavı gerçekleştirecek eleman açısından Kahramanmaraş"ta üniversite yok mudur?
"Zulmün endazesi yok!" atasözü bir kere daha görülmüştür. Devlet, vatandaşını ancak adaletle korur, bunun başka çözümü yoktur. Daha bu ilin ezilmişliği halledilememiştir. Her şey ortada işte!