"Kadın olmak çok zor bir iştir çünkü erkeklerle
uğraşmak zorundadırlar." - Joseph Conrad
Değiştiğini, geliştiğini düşündüğümüz Türkiye"de kadın
olmak her geçen gün daha da zorlaşıyor maalesef.
Son günlerde basında çarşaf çarşaf yer alan Adalet
Bakanlığının yargıya pazarlık sistemini getirecek bir taslak hazırlığı içinde
olduğu haberini okuduğum da kanım dondu.
Anglo-Amerikan sisteminden esinlenildiği söylenen
tasarının içeriğinde reşit olmayanla cinsel ilişki (yani 15-18 yaş aralığı),
dokunulmadan taciz ve cinsel saldırı suçlarına pazarlık kapsamında para cezası
verilebilecekmiş.
Adalet bu ya parası olan suçu işleyecek, evet ben yaptım
diye delikanlıca itiraf edecek, pazarlığı yapacak ve parayı basarak cezadan
kurtulacak.
Aklıma gelmişken bu sistemi getirmeye çalışmanın amacı ne
acaba devlet her şeyi paraya döktü ya kadınlardan ne istedi acaba az mı can
verdik? Namus cinayetlerinde kara toprağa
Özgecanlar, Cansu Kayaları düşündükçe bu tasarı da onaylanacak
bir şey olduğunu düşünmüyorum. Cezaların caydırıcı olması hatta idamın
gelmesini istediğimiz suçların cezaları yumuşatılıyor. Bu zihniyetle devam eden
adalet sistemine güvenmiyorum.
Ve hatta bu sistemi oluşturmaya çalışanlara bir teklifte
benden cezayı da biz ödeyelim ne
dersiniz ?
Dedim ya
Yaz Kızım! Tek Suçu Kadın olmak
Kadının adı yok bu toplumda pozitif ayrımcılık kadın
erkek eşitliği gibi ağız doldurmaktan başka bir işe yaramayan bu boş cümlelerle
savaşmaktan bir adım öteye gidemiyoruz.
Bedenimiz ve cinselliğimizle barış içinde, cinsel taciz
ve saldırılardan korkmadan yaşamanın hakkımız olduğunu düşünürken devletimizin
bizi sırtımızdan vurması da cabası.
Obje olarak
varlığını sürdürmek hayat mücadelelerinde istemeyen kadınları tek başına
bırakan devlet, seçim sandıklarında kadınlarında oy kullandığını onlarında
seçme hakkı olduğunu unutmamalıdır.
Artık kadınlar ezilmesin.
Bu gidişata dur demek için önce kendimizi sonra ADALET anlayışımızı değiştirmeliyiz.