Dünyayı Değiştirecek Yürekler`e

Akşamın ilk saatleriydi vakit ve telaş vardı şehrin insanlarında. Yorgunluktan mı yoksa bıkkınlıktan mı bilinmez, boş bakıyordu yaşlı adam çok uzaklara. Devrin değiştiğini anlıyordu anlamasına da herşeyin mutasyona uğramış gibi olmasına anlam veremiyordu. Ne değişmişti ya da ne değişmemişti de bu coğrafya hala batağa gidiyordu. Bütün nebilerin ve resullerin burada, tam ayağını bastığı yerin 500 km karelik dar alanda, insanları irşad ile görevlendirilmiş olması hayır mıydı yoksa şer mi bilemiyordu. İshak ile İsmail, Nuh ile İbrahim, İsa ile Musa ve Allah`ın habibi nur yüzlü Muhammed öldürmeyin diye vaaz etmemiş miydi? Nebi Şuayip Urfa`da, Sabır peygamberi Eyüp az berisinde yatmıyor muydu? Şeytan ile imtihan neden hep bu coğrafyada haşin ve hengameli geçiyordu? Yoksa peygamber evlatlarının ruhu şeytana mı satılmıştı, kadınları imanda zayıf mı kalmıştı Nebi Lut`un karısı gibi? Sorular sorular hep sorular... Kalktı ihtiyar adam ayağa ve attı ilk adımını meçhulün yüreğine. Sokak köpeklerine ciğer verilsin diye kasap kiralayan bir milletten, bırakın köpeği, insanın ciğerini sökmeye çalışan bir hezeyan doğmuştu nebiler, resuller toprağında. Elbette aşırılığa gidenleri sevmezdi Alemlerin Rabbi ve buyurmuştu, "sizler hak ettiğiniz gibi idare edilirsiniz." diye. Ölümle yaşamın zıtlığı hep hüküm sürdü ihtiyar adamın tam ayağını bastığı 500 km karelik alanda. Çöl de vaha da isteyenin yüreğinde. Cennet de cehennem de yaşayabildiğin sürece kalbinde. Şahdamarından yakın olan Allah`ı, flamalar da ideolojilerde aramak apaçık hurafe. Yürüdükçe geçmişe dönüyordu yaşlı adamın yüzü. Işıkta bekleyenlere, yüzünüzün kirini silersiniz dercesine, kağıt mendil satan bir çocuk dikkatini çekti az ötede ve tebessüm etti, yaşana ironiye. Sen bu arabaya binesin diye çıkardılar beni yurdumdan, vicdanın kara anladık, petrol lekesi yapışmış yüzüne, bari onu sil! der gibiydi fukara. Nerden bilsin yüzünü ekşiten ve nerden geldi bunlar diyen ucuz mahluk, teşbihi ve ironiyi. Yaşlı adam bir ah çekti derinden ve "Yakındır hesap günü, Allah ıslah etsin bunları, berzah kapısından girmeden." sözleri döküldü dilinden. Geldiği yere doğru çağlar öncesine ve çağlar sonrasına yolculuğa çıktı. İki alemde uçarken Hamza`lar ile Ebu Cehillerin kavgasının devam ettiğini görüyordu. Ha sarık altında kılıç, ha fötr altında tabanca her ikisi de ölüm kusuyordu. Arşa doğru başını kaldırdığında sayaç geriye doğru acelesiz emredildiği üzere dönüyordu. Evladının boynuna attırdığı kement elinde Süleyman izliyordu bir pencereden alemi. Değer mi diyordu gözlerinin yaşı, baba evladına kıydı görmediniz mi? Bilal-ı Habeşi rengi, dili farklı kardeşlerin bir birinin kanını döküşlerine hayretle bakıyordu ve Allah-u Ekber, Allah-u Ekber der gibiydi şaşkın ve zulumlere tanık olmuş yüzü. Trafik ışığında bekleyen çocuğun babası olsa gerek şu, gözü yaşlı, sinesi yanık adam. Uyanın der gibiydi yürüyen, nefes alan ölmüş bedenlere. Karun, boynundaki yılanların ısrık darbelerine rağmen pis pis sırıtıyordu uzaktan ve övünüyordu mal ve makam sevdalısı torunlarının hal ve tavırlarından. Ebu Leheb kurumuş elleriyle işaret ediyordu kavmiyet sevdalılarına, vurun, öldürün der gibiydi yara ve irin bağlamış elleriyle. Perde açılmıştı bir kere yaşlı adamın önünde. İyilerin en iyisini de kötülerin en kötüsünü de görüyordu dünya gözüyle. Pişman olanlar da vardı elbet perdenin bir kıyısında ve tedrisat ediyordu melekler onlara. Temizlik vardı bir an şeytana uymuş yüreklerde. Bir süre sonra durdu zaman, kapandı perde ve ruh döndü az önce bir kenarda oturan yaşlı adamın bedenine. Kalktı yeniden oturduğu yerden, trafik ışığında kağıt mendil satan çocuğa yaklaştı ve "Allah seninle evlat." dedi. Başını okşadı, peygamberinin sünneti üzerine. Mutasyona uğramış alemde bir sünneti yaşatmış olmanın bahtiyarlığı ile gözlerden kayboldu. Çocuk, tebessüm eden bir yüz, şefkatle dokunan bir el ile karşılaşınca "Dünyayı değiştirecek yürekler var" ümidini tekrar yeşertti içinde. Daha emin daha gür bir ses tonuyla, "Sadaka istemiyorum, Mendil alır mısınız amca?" demeye devam etti bozuk Türkçesiyle.

MEHMET IŞIK

28.07.2015 11:12:03


Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu

Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı

Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması

BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”

Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı

"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında

KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi

Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı

Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı

Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”

Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

AKOM’dan Yağmur ve Kar Uyarısı

Ülkü Ocakları'ndan Anlamlı Destek

Başkan Gül'den YENAD'a Ziyaret

Başkan Çetinkaya’dan Gazetecilere Anlamlı Buluşma

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 2025 yılı değerlendirmesi