İnsanların günümüzde en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biride edeptir. Eskiden medreselerde öncelikle EDEP dersi verilir ve evlerin ve medreselerin kapı girişleri edep sözleri ile bezenirmiş. Ancak günümüzde duvarlara da yazılsa, ışıklı panolar da yapılsa insanda bir karşılık bulmuyor.
Tıpkı gönül
ehlinin dediği gibi
Edeb bir tâc imiş nûr u Hüda"dan,
Giy
ol tâcı emin ol her beladan!
Belalardan uzak kalmak için
kişinin edep sahibi olması gerekiyor. Şunu unutmamak lazım ki "edebi olmayanın
irfanı olmaz"
Kişi ciltler dolusu kitap okusa,
en ünlü üniversiteleri bitirse, edebi yoksa bilgi kişiyi zehirler ve ukala ve
bencil insan olmasına sebep olur.
Edep dillerde söylenen bir şarkı sözü değil,
bir yaşam biçimidir. Hayatın akışı içerisindeki insanın hal dilidir. Kişiler
konuşurken, yürürken, otururken, çalışırken v.s nerde olursa olsun edebine
ahlakına dikkat etmesi gerekir.
Edeb iledir nizâm-ı âlem
Edeb
iledir kemâli âdem
Bugün
okullarda, üniversitelerde kişilere edep ve usul dersi verilmeyip direk bilgi
verildiği için, insanlar bilginin esiri oluyor. Egoist ve bencil yapıya sahip
oluyorlar. Oysa edep irfan dersleri alan kişi, bilginin tutsağı olmak yerine,
bilgiyi esir alır. Edep ile arınan kişiyi bilgi zehirleyemez. Kişi bilgi ile
büyüdükçe edeple tevazusu artar.
Eskiden edep; sokağımıza, okulumuza ve
meskenlerimize kadar girmişti. Ancak zaman içerisinde Avrupai toplum
anlayışının ve eğitim anlayışının içerisine bizde girdik ve usul ve edebi terk
ettik.
Eski Maraş evlerinde kapı çaldığında,
evin önündeki sofadan dış kapıya bakılır ve kimin geldiği öğrenilmeye
çalışılırdı. Tabi yukarıdan (sofadan) aşağısı görünür ama, aşağıdan yukarısı
görünmez idi. Ve kapıya kadın gelmiş ise kadın açar, erkek gelmiş ise erkek
açardı.
Geçmiş dönemde
zahiri edepsizlikleri anlattığım bir şiirimi sizlerle paylaşayım
EDEPSİZ
Edep deyince,
gülüp geçen
Hayasız ortamı
mesken seçen
Şarabı içkiyi
su diye içen
İçtikçe sapıtan
mayası edepsiz
Ahlak haya ne
gezer onda
Bu gün onda,
yarın başka kolda
Ayakları hep
ahlaksız yolda
Gittikçe
sapıtan mayası edepsiz
Edep deyince
sorar oda nedir?
Özgür yaşa, her
gün bir çam devir
Yaptığında edep
yok verdiği emir
Dilindeki söz,
yüreğinde öz edepsiz
Ahlaksızlığa
uyduruk kılıf bulan
Meyhaneye karşı
secdeye duran
Amaçsız
hedefsiz menzile varan
Gittiği yol,
gezdiği kol edepsiz
İnsanların
bilgisizliği kınanmaz ama edepsizliği kınanır.
Daha önce bir
yazımda anlatmıştım. Edebi yitirince önceliklerimizi de yitirdik diye
İstanbul sahil
şeridini gezerken, bir eli ile bebek arabasını süren, diğer taraftan ise
köpeğinin tasmasından tutan kadın dikkatimi çekti. bir
tarafta bebek ağlıyor, diğer tarafta köpek havlayarak kaçıyor.
Kadın ikisi
arasında öncelik tercihi yapmak zorunda kalmış.
Çünkü bir
tarafta çocuk ağlarken, diğer tarafta köpek kaçıyordu. Ve kadın çocuğu bırakıp
köpeğin arkasından gitmeyi tercih etti.
Belki şöyle
düşünmüş olabilir: "çocuk arabadan çıkamaz, köpek ise kaybolabilir"
İnsanlar
neden sokakta böylesine bir tercihle karşı karşıya kalır. Acaba böyle bir
tercihte "köpekle bebeği eşit mi sevmeliyiz?"
Evet medeni bir
dünyada; insanı da, hayvanı da, bitkiyi de sevmek zorundayız. Ancak
önceliklerimizi karıştırmamamız gerekir. İnsan sevgisinden önce, hayvanlara
sevgi besliyorsak, hayvanlaşıyoruz ve yavanlaşıyoruz demektir.
Daha önce bir
televizyon programına canlı yayına bağlandığımda aynen şunu söylemiştim: Güya
medeni dünyada "Komutlarla idare edilen köpek, ciyak ciyak ağlayan bebeğe
tercih ediliyor. "
Bu vakaları
kafamda toparlayınca aklımdan şöyle bir düşünce geçti.
"Bugün
Batılıların çocuk yetiştirmek yerine, evde köpek besleme anlayışı ortaçağ Avrupasında
yaşanmış olsa idi, acaba bugün nüfusları ne hale gelirdi?"
Yada
"özgür yaşam ve vücut güzelliğim bozulur" anlayışı ile çocuk sahibi
olmamak anlayışı 1700`lü yıllarda başlamış olsa idi, acaba bugün Avrupa nüfusu
ne olur du?"
Günümüz dünyası
öyle bir anlayışa büründü ki: "Ya üretmeden tüketen" ya da
"ürettiğini anında tüketen"
Günümüz
dünyasında "bırakın maddi paylaşmayı" sevgiyi dahi nasıl
paylaşacağımızı bilmiyoruz. Ya da önce kime sevgimizi yöneltmemiz gerektiğini
bilemiyoruz.
Bir zaman bir
kardeşimizle sohbet ederken şöyle bir söz kullanmıştı: "dedem köpeğini
benden çok sever"
"Nasıl
yani? bu kanıya nerden vardın?" diye sordum arkadaşa
O arkadaş çok
ilginç, ilginç olduğu kadar da düşündürücü şu karşılığı verdi: "Çünkü
köpeğe aldığı etleri, biz evimizde görmüyoruz"
Evet
hayvanları, mahlukatı sevelim ve koruyalım. Ancak hayvan sevgisi insan
sevgisinin önüne geçiyorsa, sevgimiz problemli hale geliyor demektir.
Yunus
Emre`mizin dediği gibi: Yaratılanı severim, yaratandan ötürü" demek
zorundayız. Ancak öncelik sırasına dikkat etmek zorundayız.
Sevgide
öncelikle Hakkı, Peygamberleri, anne ve babamızı, eşimizi ve çocuklarımızı daha
sonra hayvanlarımızı sevmek zorundayız.
Ve son olarak
bir dörtlükle konuyu bitiriyorum.
Evinde
hırlayan, salyalı kaniş bir köpek
Diğer odada ise
ciyak ciyak ağlayan bebek
Ne yapacağını
şaşırmış, kodaman bir aile
Kemik isteyen
köpek, şevkat isteyen bebe
Allah bizi lafı
güzaflıktan uzak eylesin
Efendim sevgi
ve muhabbetle kalın