Sıcak mı sıcak bir yer mahşer! Gerçekten hava çok sıcak, Sami abinin çayı da
öyle. Daha da önemlisi mahşerin muhabbeti sıcak. Neler yok ki sohbette. Din,
devlet, siyaset, edebiyat, şiir ve aşkın her türlüsü. Arada bir türkü arada bir
tarih. Tavla zarı şıkırtısının bozduğu sessizlik. Emekli insanların, yolunu
yitirmişlerin, Suriyeli çocukların ve balıkçı kedilerinin uğrak yeri Mahşer!
Bir bakarsın etrafta geleni gideni kesen, kulağını açmış pür dikkat ortam dinleyen
acer siviller! Güya gizli görevde ya, zara uzanırken kendini açık eder
kelepçeler. Çiftçi de orda, çöpçü de. Bilmeyen yok gibi yeri. Kimi balık yemeye
gelir, kimi az ilerideki özel hastanenin müdavimidir, kimileri otel
penceresinden seyreder Mahşeri. Bir köşesinde bir şehit anıtı var. Ermenilerin
mezaliminin vurgulandığı bu anıt, sessiz sedasız tarihe tanıklık eder. Bu
Mahşerin ne dört atlısı var ne de zebanisi. Dört bardak çaya yakılan fikirler,
dökülen duygular var sadece.
BU ŞEHİR
Mesela şöyle olsa!
Sokak aralarında kurulan pazarlar için modern pazar yerleri yapılsa..
Kavşaklar trafiği yavaşlatma düşüncesi yerine akıcılığı arttırmak için
planlansa...
Mimari değeri olmayan inşaatlara izin verilmese...
Sürücü kursları ehliyet kadar vicdan ve merhamet konusunda da eğitim verse...
Toplantı ve gösteri meydanları olsa da şehrin ana arterleri felç olmasa...
Sit alanı olan yerler bir an önce restore edilip turizme kazandırılsa...
Yaş kesen baş keser diyerek, ağaç kesip bağ evi yeri açılmasına göz yumanlar Fizan`a
sürülse...
Trafik ışıklarının süreleri ile ilgili yeniden düzenlemeler yapılsa...
Şehrin takımlarına sahip çıkılıp sporla anılan bir kent olunsa...
Müftülük ile Ulucamii arası trafiğe kapantılsa...
Kanlıdere iki yönlü küçük ahşap el sanatları dükkanlarıyla çarşıya çevrilse...
Bakırcılık, bıçakçılık, oymacılık, kakmacılık, sim işleme, semerci vb eski
meslek gruplarının unutulmaması için Kültür Müdürlüğü`nün kadrolu ustaları olsa
ve çıraklar yetiştirseler...
Akarsuların temizliğine önem verilse...
Çevre temizliğine dikkat edilse...
Kültürel faaliyetler, yerel yönetimler tarafından değil yerel yönetimlerin
desteklediği STK`lar tarafından yapılsa...
Altgeçit ve üstgeçit projeleri günü birlik değil uzun yıllar hesaplanarak,
geleceğe dönük planlanıp yapılsa...
Şehre değer katan özel teşebbüsler desteklense ve yüreklendirilse...
Tarım arazileri ve ormanlar imara sonsuza dek kapatılsa...
Gün ışığı az gören Almanya`da bile kullanılan güneş enerjisi panelleri Âhir
Dağı`na da kurulsa...
Adliye kapısında bile sıra kaydırılıp oluşturulan adaletsizlik ortadan
kaldırılsa...
Adamına göre değil sisteme göre muamele yapılsa...
Bilboardlara reklam veren kurum ve kuruluşlar kiraladıkları alanlardan en az
birine Hoşgörü ve Sevgiyi vurgulayan ayet, hadis ve özlü söz yayınlama
zorunluluğu getirse...
Ankara`da temsil yetkisini kullanacak kişiler, halk tarafından ön seçimle
belirlense...
Otogarda her bankanın bankamatiği olsa...
Yerel basın çok çok çok güçlü olsa...
Bürokratlar donanımlı olsa ve yılda en az 3-5 ele avuca gelecek proje üretmeyen
bürokrat görevini bıraksa...
Şehrin içinde yapayda olsa bir göl ve mesire alanı oluşturulsa...
Kentsel dönüşüm bir an önce yapılsa...
Üniversite şehirle ilgili planlar ve projeler üretse...
1-2 tane özel üniversite kurulsa...
Dondurma, tahrana ve biber gibi ürünlerin fuarları yapılsa...
Vs vs vs...
Bu şehir ne kaybeder?
Mesela yani!