Yerden yapma ,bir
göz, kerpiç ev, köşedeki ocakta sacayağı
üzerinde kaynamaya yüz tutmuş bir kazan çorba
Odanın yarısını
kaplayan ,üç ayak merdivenle çıkılan bir
çardak
Köşede üzeri bir çulpazla örtülü
14-15 yaşlarında oğlan çocuğu yatağında
şöyle bir gerindi. Ocağın başında çorba karıştıran anasına baktı.
-Ana vakit nasıl?
-Vakit mi kaldı, öğle oldu, kalk artık, geç kalacaksın.
Anası haklıydı
yoğun bir gün olacaktı. Yastığının altında katlı , kırk yamalı şalvarını ve
mintanını alelacele giydi. Eşikteki eski çirpene yemenisini ayağına taktı.
Yüzüne bir şaplak su bile vurmadan anasının yarı pişmiş tarhana çorbasının üstünden kaşıkladı.
Bu kadarı safrasını bastırmaya
yeterdi. Enikli dış kapılarının dışında askılı boş yağ tenekesini omuzuna
çaldı. Kürek gibi kullanacağı teneke parçasını da almayı ihmal etmedi. Duracak
zaman mıydı? Zat zahire vakti para
kazanmalıydı. Kafasında bir plan kurdu. Şazibey Camii"nin ordan geçip Arasa Camii"ni bulmalı. Oradan hale kadar uzanan dereyi taramalı. Tüm
Maraş"ın pis sularının çağlayarak aktığı bu
derenin civarı başı boş itlerin
uğrak yerlerindendi. Çevreyi bakışlarıyla taradı. Dere bu gün verimsizdi. 4-5
tane it pisliği buldu. Bunları elindeki tenekeyle yerden kazıyarak tenekesine
attı. Derenin boyacı esnaflarından Hasan usta da dükkanını açmış , tezgahını
kuruyordu. Civar evlerin ördekleri, kazları hep burada yayılırlardı. Mübarek ördekler folluklarına yumurtlamazlar , gezindikleri
yerlere yumurtalarını bırakırlar. Derede oldukça çok ördek yumurtası bulunur.
Haram olacağı aklına geldi. Ama gene de
bulduğu yumurtanın birini içti. İkinciyi de canı çekti. Görürse azarlardı. Vaz
geçti. Dereden Arasa Meydanı"na çıktı.
Arasa Meydanı"nın az ilerisine mezbahana vardı. İtin, püsüğün en çok eğlendiği mekanlardandı. Meslektaşları
gelmeden vakitli oraya varmalıydı. Mezbahana
çevresi oldukça cömertti. İki saat içinde tenekesi ağzına kadar it
pisliği ile doldu. Hızlı çalıştığı için de nefes nefese kalmıştı. Biraz
soluklanıp dinlendi. Yükünü tabakhaneye taşıyıp pazarlamalıydı. Oldum olası hep
merak etmiştir. Bu it pisliğinde ne var ki deriyle muamele edilince derinin
tüyleri temizleniyor? Bu işlevi yapan tabakların mideleri bunu nasıl
kaldırıyor? İşin ilginç yanı bu tabak
esnafı da şehirde saygın ,hatırlı insanlar.
Çare yok. Yükü
,yükte de pahada da ağır. Sırtlayıp tabakhanenin yolunu tuttu. Yolu Hacı Osman
Efendi"nin çeltik fabrikasının altından
geçerken, eğer mahalleli kadınlar
fabrikanın soğutma suyu , sıcak su ile çamaşır yıkamıyorlarsa bir güzel elini ayağını yıkamayı düşündü. Ne
mümkün? Kadınlar teştleri kurup çamaşıra çoktan başlamışlar.
Kan ter içinde
dereyi geçip tabakhaneyi buldu. Sıra verdi tabakların kimisi el peşte işliyor,
kimisi gırtlağına kadar sıcak suyun
içinde kayış tepeliyor. Ürününü kime pazarlaması
gerektiğini düşünürken aklına tabak
Kızıloğlan Hacı Veli geldi. Hacı Veli çok pazarlıkçı ucuza kapatmak ister. En iyisi Tabak Hacı Ali Efendi"dir. O merhametli , koruyucu
kollayıcıdır da
Üç beş kuruş fazla da verir.
O, öylesine bakınırken Hacı Ali Efendi"nin kendine seslendiğini duyar.
-Hasan oğlum tenekeye ne kadar istiyorsun? İçinde it
tersinden başka bir şey olmasın?
-Yok, Hacı Ali emmi
,tam senin istediğin gibi
Saf,
temiz bir mal
Bu defa biraz pahalı. Tenekesine yirmi lira istiyorum.
-Tamam oğlum,
tenekeni bizim dükkanın girişindeki
bidona boşalt
Gel, paranı da al.
İki yeşil olgunluk Hasan"ın
yorgunluğunu aldı. Daha ikindi olmadan işi bitmişti . Nereden baksan bu para
iki gırat buğday parasıydı. Anası da bu günkü
kazançtan mutlu olacaktı.
Nahırönü"ndeki ciğerciden iki dürüm
yaptırıp evin yolunu tuttu