ÖLÜM ÜZERİNE

Doğum gibi ölüm de bir gerçektir, tıpkı, diğer gerçeklerden korkmanın anlamsızlığı kadar ölümden korkmak da anlamsız ve gereksizdir, "Her nefis ölümü tadacaktır." nihayet. Toplum olarak birçok konuda hata ve yanlışlıklar yaptığımız gibi bu gerçeği anlamakta da hata ve yanlışlıklar yaptığımız kanaatindeyim. Ölümü en çok hatırlayanlardan biri olduğumu söyleyebilmeme rağmen yakın zamanda (18 Ağustos 2017) kayınbabam Bekir Sıtkı Kemaloğlu"nun vefatıyla daha bir yakından hissettiğimi belirtmeliyim. Doğuma hazırlanılmasına ve doğumun gün be saat beklenmesine rağmen hazırlıklı olunmayan ölümün gelmesini ani bir geliş olarak nitelendirdiğimizi, dolayısıyla çok büyük bir gaflet içerisinde olduğumuzu daha doğrusu olduğumu, hiç de beklemediğimizi itiraf etmeliyim. Hâlbuki bu gerçek, şairin; "Şimdi buradaydı gitti elden/Gitti ebede gelip ezelden" dizeleri ile hassas bir çizgide ifade ettiği gibidir yani hemen yanınızda olan birisini, hiç beklemediğiniz bir anda, ölüm çekip almakta değil midir? Kimi toplumların ölülerine karşı aşırı duyarlılığı kadar kimi toplumların da aşırı duyarsızlığı normal bir davranış değildir. En azından, yakınlarına bir ibret olan ölümün sıradanlaşmaya başlaması beni tedirgin etmeye ve ürkütmeye başladı bile. Ölümü, bir ibret ve ders alma noktasında hatırlama bakımından, görülebilecek yerlere kuran atalarımıza inat mezarlıkları, insanların gözlerinden ırak kuytu yerlere kuran yönetimler, söz konusu sıradanlaşmasının çarkına su taşımaktadırlar. Bu tavır, aslında sıradanlaştırmanın yanında ölümden ibret almaktan kaçıştır bana göre! Bir başka deyişle; ölen insanlarımızı bağrında koruyan mezarlıkların mesela bir AVM kadar değerinin kalmadığı, daha açık bir ifadeyle değersizleştirildiği gündeyiz velhasıl. Yaşayanı kadar yaşamayanı da kıymetli olan insanın, kaba tabirle, değersizleştirilmesinin, belki de hesaplaşma konusu yapılacağı bir günün, bir neslin gelme ihtimali her zaman vardır. Yapılan bir yanlıştan dolayı kendi neslimiz tarafından yargılanmak şahsen benim, içime sindirebileceğim bir şey değildir. Başkalarını bilemem! Birçok alanda olduğu gibi ölüm ve ölenler konusunda da şiddetli bir erozyon yaşadığımızı görmezlikten gelmek bize pahalıya mal olacak konulardandır. Bizim inancımızda; ölen Müslüman kişinin cenazesine katılmak, Müslüman bir kişi üzerindeki beş hakkından biridir. Bu farz-ı kifâyedir yani bir veya birkaç kişinin bu görevi yerine getirmesi, diğerlerini sorumluluktan kurtarır yorumu bulunsa da bu yorum ve anlayış, işin özüne zarar verecek niteliktedir. Zaten bu ve benzer yorumlamalar insanları mevcut duruma getirmektedir. Ölüye yararı olacak davranış, onun cenazesine katılıp onun için af dilemek, varsa günahlarının bağışlanması için Allah"a minnet ve yakarışta bulunmaktır. Taziyede bulunmak, geride kalanlara tesellide bulunmaktır, taziye esnasında okunanlar dışında kalanların, ölen kişiye bir faydası yoktur, daha farklı bir deyişle taziye dileğinde bulunmakla Müslüman kardeşin hakkı ödenmiş olmamaktadır. Bu vesileyle bir tespitimi de burada söylemem gerekir diye düşünüyorum ki; Kahramanmaraş halkı Kılavuzlu mezarlığından dolayı bu alanı belirleyenlere ve sonrasında duyarsız kalanlara karşı kırgın ve kızgındır. İşin başında olanların yüzlerine karşı söylenemeyen kırgınlıklar, hemen her ortamda ifade edilmektedir. Hatta sayısız kişilerden; "Ben ölürsem, beni Kılavuzla"ya defnetmeyin, hiç değilse yakın bir köy mezarlığına defnedin." vasiyetinde bulunduklarını bizzat duymaktayım, ben de aynı şekilde düşünmekteyim. Toplum, Kılavuzlu mezarlığını tam anlamıyla bir dışlanmışlık olarak görmektedir. Defin sitemindeki birbirine bitişik durumu ise çok ağır bir dille "gavur" adeti olarak nitelendirmektedirler. Mezarlığın uzak oluşundan dolayı cenazelere katılımın düştüğü gerçeği ise işin tuzu biberi olmaktadır. Daha işin başındaykenden beri bu uygulama ve seçimin yanlış olduğunu yazdık ve yazıldı ama her nedense dikkate alınmadı ya da duymazlıktan gelindi, üstelik Şeyhadil Mezarlığının genişletilmesi fikrine ve eğilimine modernlikle bağlantı kurarak karşı fikir beyan edenler daha çok dikkate alındı veya bu görüşte olanlar zemin hazırlığı çalışması yaptı. Bu yazıyı yazmama facebook hesabında gördüğüm, Kılavuzlu mezarlığında uygulanan tek tip mezar taşları ile ilgili bir serzeniş yazısı sebep oldu diyebilirim. Unutmamak gerekir ki vatandaşın hisleri, düşünceleri ve ferasetleri, Modernistlerin, Müslüman Modernistlerin veya onlara eğilimli olanların aydınlık(!) düşüncelerini her zaman sollamıştır. Vatandaş sessiz kalır fakat unutmaz, günü ve zamanı geldiğinde sözünü mıh ifade etmekten çekinmez. Vatandaş saygılıdır, kırıp dökmez ama rahmet de okumaz!

M. Nedim Tepebaşı

22.08.2017 21:33:31


Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu

Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı

Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması

BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”

Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı

"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında

KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi

Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı

Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı

Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”

Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

AKOM’dan Yağmur ve Kar Uyarısı

Ülkü Ocakları'ndan Anlamlı Destek

Başkan Gül'den YENAD'a Ziyaret

Başkan Çetinkaya’dan Gazetecilere Anlamlı Buluşma

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 2025 yılı değerlendirmesi