Aslında, abartırken işin tadını da kaçırıyoruz; imam efendi; "Safları sık ve düzgün tutunuz!" deyince hiç de uygun olmadığı halde araya hemen bir iki kişi giriveriyor, hatta yan taraftakileri dirsekleriyle manivela gibi gerdirerek! Nitekim ilk teravihin yatsısında öyle oldu. Bazıları, "Safları sık ve düzgün tutalım!" çağırısına uyalım derken, safı preslenmiş hâle getiriyorlar, yani bu çağırıda safların düzgün olması değil sık olması esas alınmış oluyor. Hâl böyle olunca da saflar düzgünlükten çıkıyor, saftakilerin kimisi mecburen yanındakilerden ya ileri gidiyor ya da geride kalıyor veya kişinin, omuzları ve kolları iki taraftan içe doğru preslenmiş bir şekilde yamuk yumuk bir hâl alıyor. Üstelik namaz süresince de kafalar o preslenmiş hâlden kurtulmaya odaklanıyor, bu sefer de namazda huzur kalmıyor, kafa rahatlığıyla bir namaz da kılınmıyor. Haydi, bana birsi, bu durumun aksini söylesin de; "Yok, ben, bu sıkışık vaziyette huzurlu bir şekilde, zevkle namazımı kılıyorum!" desin!
Söz konusu olduğunda bu konuyu, müsait bulduğum ortamlarda ve gerektiğinde dile getirdiğim çok olmuştur. Ancak yazmak istediğim hâlde bir türlü de yazamamışımdır, çünkü her ortamın, her şartlanmışlıkların, karşı oluşların, sorgusuz trolleri vardır, derhal hedefe alınırsınız.
Dedim ya; ilk teravih yatsısında bunu bir kere daha yeniden yaşadım. Acaba ben mi yanlış düşünüyor, yanlış biliyorum diye konu hakkındaki hadis-i şeriflere ertesi gün bir daha baktım; evet safların sık tutulması istenmiş ve uyarılar bizzat Peygamber Efendimiz tarafından yapılmış ama orada bir incelik var; arada boşluk konulmaması istenmiştir, olması gereken de zaten budur. İleri ya da geri duranları Peygamber Efendimizin bizzat düzelttikleri zamanlar olmuş. Ancak bu düzeltme arada boşluk bırakmamak ve ileri geri durmamak üzere olmuş. Hâlbuki sıkıştırılan insanlar safların eğri büğrü olmasına sebep olmaktadırlar, yani böyle bir sıklık yok. Üç kişinin duracağı aralığa iki kişi durması uygun olmadığı gibi, iki kişilik yere üç kişinin sıkışarak durması da uygun değildir. İki kişilik yere üç kişi sıkışarak durunca; kıyamda yani ayakta iken içe doğru yamulmuş insanları, rükûdan doğrulduğunda ellerin yana serbest bırakılması gerekirken öne ve içe doğru biçimsiz bir şekilde büküldüğünü görüyorsunuz; yani tek kelimeyle eziyet ve cendere hâli görüyorsunuz!
Müslümanın namazındaki saflarında bile bir intizam vardır, olmalıdır. İslam, hiçbir düzensizliği uygun görmez, hayatın her safhasını bir sistem dâhilinde düzene koyar. Sistemi bizim gibi insanlar abartarak yani asıl şeklinden çıkartarak bozmaktadır. Abartmak düzeni bozmaktır, çirkinleştirmektir. Herkesin kendi kafasından çıkardıkları, sistemi bozar.