Adana'da anne ve kızı tabancayla öldürülmüş halde bulundu

Nizip'te öğrencilere kıyafet desteği

Isparta'da 461 yıllık Tarihi Üzüm Pazarı'nın restorasyonunda sona yaklaşıldı

Gaziantep'te silahlı saldırıda hayatını kaybeden kişinin katil zanlısı yakalandı

Malatya'daki trafik kazasında hayatını kaybeden 6 kişi toprağa verildi

Akbank’tan, "1 Milyon Kitap" projesine anlamlı destek

Adıyaman'da inşaattan düşen işçi öldü

Kayseri'de "Güven Timleri" denetimlerini sürdürüyor

Gaziantep'te cami ve sosyal tesis güneşle aydınlanacak

Kayseri'de 5 milyon makaron ele geçirildi

Hatay'da evlerinde kaçak ürünler bulunduran 2 zanlı yakalandı

Epiphaneia Antik Kenti'nde "Takvimler Mozaiği" bulundu

Uluslararası Adana Lezzet Festivali hem göze hem damağa hitap edecek

Gaziantep Gençlik Spor Voleybol takımında hedef Efeler Ligi

Adana'da motosiklet çalan 2 şüpheli tutuklandı

Folkart'tan İzmir'de 600 milyon dolarlık gayrimenkul yatırımı

Mersin'de 10 DEAŞ şüphelisinin yakalanmasına yönelik operasyon başlatıldı

ÖMER BAYDEMİR

27.08.2019 16:24:19

BU KOMPLEKSTEN NASIL KURTULUNUR


Yaşım kaşım itibariyle kentimizin; sosyal, siyasi psikolojik yapısını  soluyarak bu günlere  geldik.Her konuda ; seçkin ,soylu yapımıza rağmen,bir doyumsuzluk hazımsızlık çekiyoruz. Hiçbir şeyi beğenmiyor, daha iyinin olacağını beyan ediyoruz. Hep ben odaklı olmaktan kendimizi alamıyoruz. Kendimizin dışında olanlara  hep hasetle, kıskançlıkla  bakıyoruz. Doğal olarak her şeyin bir kendine göreliği olacağını kabullenmekte zorlanıyoruz.


     Adına  ihtiyat ve tedbirlilik  dediğimiz  sudan bahanelerle; başarının anahtarı olan ilk olmak adına bir şey ortaya koyamıyoruz. Yakın çevremizde,birileri bir şeyler  yapmış, başarılı olmuşsa ben  niye yapmayayım haleti ile işe koyuluyoruz. Şu hususu irdelemiyoruz. Ben o insanın problem çözme kabiliyetinde miyim? O donanımda karizmatik yapıda mıyım? Diyerek altından kendimizi gözetmiyor, başarısızlığa, hüsrana uğrayınca da kompleks geliştirerek, onu bunu itham edip suçlama  yolunu seçiyoruz. İletişim yoluyla da   bizim dışımızdaki müteşebbislerin  şevkini, çalışma azmini kırıyoruz.


    Bu bağlamda ortaya koyacağım tez, objektiflikten uzak ,sübjektif bir görüş mesabesindedir. Geçmişte, Osmanlı"yla muhatap olmaya çalışan Dulkadiroğulları ile ilgili çatışmanın odağında inisiyatifi  kimseyle paylaşmama  duygusu mu yatmaktaydı? Cihan padişahı Yavuz SULTAN Selim Han"ın karşısında hangi güç mukavemet göstere bilirdi? Bir kasaba  sakinleri gibi olan,yakın akrabalık bağlarıyla  bağlılığı olan  insanımızda , genetik yolla geçen  hep lider olma güdüsü, kuşaktan kuşağa acaba intikal mi etmişti? Baktığımızda bir iki istisnanın dışında ortaklıklarda uzun süre beraberlikler yok… Ortakların her biri kurumda inisiyatifin kendinde olmasını istiyor. Diğer bireyin esamisi okunmuyor. Tıpkı Sezar gibi;""Şehirde ikinci adam olmaktansa, köyde birinci adam olmayı tercih edrim.""haleti hepimizde var…


Kentimizn eğitim seviyesi ve yetişmiş insan varlığı hayli zengin… Bu insanların egolarını süper egoya dönüştürerek birbirlerine tahammül etme yetisini bu  kazandırmış olsak, çok şey kazanacağız.


     Birçok dönemde yapılan seçimlerde seçilenler ile atanan üst düzey bürokratlarla ilgili bilip bilmedik yerde  eleştiriler başlar. Daha o kişinin neleri başaracağı, hangi konulardaki liyakatsizliği söylemleri başlar. Adeta yargısız infaz gerçekleştirilir. O seçilen kişi veya bürokrat  inisiyatifiyle baş başa bırakalım ,hodri meydan,neleribaşardoğını neleri yüzüne gözüne bulaştırdığına  bakalım. Z iyaPaşa"ın şu malum bendinde; ‘"Ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz./Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde."" Mısraları bunu ne güzel tanımlamış. Şimdilerde mevcut  durum için çok aceleci, çok tez canlı   olmamak gerekiyor.""Sabırla korukhelva ,dut yaprağı da  ipek olur. Osmanlı  Türkçe"siyle ;tiz-i reftar olanın,  payinedamendolaşır.GünümüzTürkçe"siyle de  ,çok acele yürüyenin ayakları eteklerine dolaşır, denmiştir.