SEZAR"IN HAKKI SEZAR"A

"Sezar"ın hakkı Sezar"a, Tanrı"nın hakkı Tanrı"ya"

Bunu duymayan yok gibidir. Bu sözün çoğu zaman "Adam haklı" ya da "Hoşumuza gitmese de, sevmesek de doğru olan bu" gibi anlamlara gelecek şekilde kullanıldığına şahit oluruz. Çoğumuz da kim tarafından, ne zaman, ne amaçla söylendiğini bilmez. Bu söz Hz. İsa"ya aittir. İnananları ona sormuştur: "Göklerdeki babamız dururken yeryüzünün kralı Roma imparatoruna mı vergi ödeyeceğiz?" İsa da malum cevabı vermiştir. Bu olağanüstü önemli bir cevaptır: "Sezar"ın hakkı Sezar"a, Tanrı"nın hakkı Tanrı"ya"

Bu söz ile anlatmak istediği aşağı yukarı şöyledir: Evet Tanrı"ya, yani en büyük otoriteye karşı sorumluluklarımız var, ama dünyevi iktidara karşı da sorumluluklarımız var. Biz her ikisinin de hakkını teslim etmek durumundayız.

Bunun, tarihin ilk laik söylemi olduğu ifade edilir. İlginç olan, ilk laik söylemin bir peygamberin ağzından çıkmış olmasıdır. Onun yeri ayrı onunki ayrı, demiştir bir anlamda.

Fakat yine de bu cümlenin tamamlanması gerekmektedir hâlâ. İnsanın devletine ve inandığı yaratıcıya karşı sorumlulukları vardır. Buraya kadar tamam. Eksik olan kısım ise devletin de halka karşı sorumlukları olduğu noktasındadır. Vatandaş vergisini verecek, askerlik yapacak, yasalara uyacaktır. Bu, devlet ile o devleti kuran toplumun arasındaki sözleşmenin yalnızca tek bir tarafını ifade eder. Diğer yandan devletin de topluma karşı sorumlulukları, görevleri vardır. Devlet adaleti sağlamalı, insanların can ve mal güvenliğini koruyucu tedbirler almalı, zayıfı korumalı, iç ve dış güvenliği sağlamalıdır. Tüneller açmalı, yollar, köprüler yapmalıdır. Sağlıklı nesiller yetiştirmeli, bilime ve sanata yatırım yapmalı, eğitim ve sağlık harcamalarıyla vatandaşlarının yaşam kalitesini arttırmalıdır. İnsanların, uyruğu olmaktan gurur duyduğu bir devlet olmak için ne gerekiyorsa yapmalıdır.

O zaman başta kullandığımız sözü güncelleme vakti gelmiştir belki: Sezar"ın hakkı Sezar"a, Tanrı"nın hakkı Tanrı"ya, milletin hakkı millete.

SOSYAL DEMOKRASİ

Bu güncel versiyon aklıma ilk olarak sosyal demokrasi uygulamalarını getiriyor. 2. Dünya Savaşı"nın ardından Batı Almanya, ekonomisini yeniden inşa etme sürecinde bu yolu seçmişti. Hem savaşın yaraları sarıldı hem de hızlı bir ekonomik büyüme gerçekleştirildi. Bunlar yapılırken serbest piyasa ekonomisinin nimetlerinden yararlanıldı ama halkın, kapitalizmin koca bedeni altında ezilmesine izin verilmedi. Bugün gelinen noktada her iki dünya savaşını da kazanan İngiltere AB"nin ikinci büyük ekonomisi iken savaşların ikisinin de kaybedeni olan Almanya"nın AB"nin en güçlü ekonomisi konumunda olması düşündürücüdür. Bunda, sosyal demokrasinin ve sosyal piyasa ekonomisinin tek olmasa da büyük bir sebep olduğu açıktır.

Almanya"nın bu "Ekonomik Mucize"yi gerçekleştirirken kullandığı yöntem, 1945-1975 yılları arasında ABD"de de "Keynesyen Refah Devleti" modeli olarak başarılı bir şekilde uygulandı.

Dahası, 1950"lerde Avrupa"da ekonomik birliğe doğru ilerlenirken Avrupa Ekonomik Topluluğu için bir model olarak sosyal piyasa ekonomisi destekleniyordu. Avrupa"daki ülkelerin büyük kısmı farklı sosyal piyasa ekonomileri altında gelişti.


Gökhan TÜRK

28.01.2020 12:00:39


Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu

Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı

Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması

BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”

Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı

"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında

KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi

Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı

Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı

Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”

Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

AKOM’dan Yağmur ve Kar Uyarısı

Ülkü Ocakları'ndan Anlamlı Destek

Başkan Gül'den YENAD'a Ziyaret

Başkan Çetinkaya’dan Gazetecilere Anlamlı Buluşma

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 2025 yılı değerlendirmesi