Kalp krizi sonucu vefat eden polis memurunun cenazesi Adıyaman'da toprağa verildi

Nizip'teki Ak Mezra Köprüsü yenilendi

Mersin Uluslararası Limanı'nın "Kapılar Projesi"nde temel atıldı

Seyhan Nehri kıyısında hafriyat ve atık kirliliği

Adana'da anne ve kızı tabancayla öldürülmüş halde bulundu

Nizip'te öğrencilere kıyafet desteği

Isparta'da 461 yıllık Tarihi Üzüm Pazarı'nın restorasyonunda sona yaklaşıldı

Gaziantep'te silahlı saldırıda hayatını kaybeden kişinin katil zanlısı yakalandı

Malatya'daki trafik kazasında hayatını kaybeden 6 kişi toprağa verildi

Akbank’tan, "1 Milyon Kitap" projesine anlamlı destek

Adıyaman'da inşaattan düşen işçi öldü

Kayseri'de "Güven Timleri" denetimlerini sürdürüyor

Gaziantep'te cami ve sosyal tesis güneşle aydınlanacak

Kayseri'de 5 milyon makaron ele geçirildi

Hatay'da evlerinde kaçak ürünler bulunduran 2 zanlı yakalandı

Epiphaneia Antik Kenti'nde "Takvimler Mozaiği" bulundu

Uluslararası Adana Lezzet Festivali hem göze hem damağa hitap edecek

ŞERİFE AKKEÇECİ

22.03.2021 14:07:57

Okumanın Ehemmiyeti Üzerine Yazın Dili İle Hasbıhal

"İkra" diye başlar yüce dinimizin ilk emri. Daha ortada bir kitap yokken " oku!" emri ile başlayan bir süreçtir bu…

Fatih Sultan Mehmet Han"ı Fatih Sultan Mehmet Han yapanın pek çok dili bilmesi veİstanbul"u fethederken dahi hususi kütüphanesini de yanı başında taşımış olması, bizlere fethin aslında okumanın ‘bilgi ile donanma"nın bir neticesi olduğunun göstergesidir. 

Mimar Sinan"ın dâhiyane ve hala sırrı tam anlamıyla çözülemeyen eserleri; mimariden sanata, kimyadan matematiğe, ısıdan ışığa, biyolojik mücadeleden, akustik ses düzenine kadar Mimar Sinan"ın kendisini besleyen bu bilgi birikimlerinin vücut bulmuş hali, yıllardır nesilden nesile sunulan somut, muazzam ve ibretlik eserler olarak dimdik ayaktadır. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk"ün de yine pek çok dil bildiği ve savaş zamanlarında dahi fırsatını bulduğunda çadırında kitap okuduğu ve kitaplarının kenarlarına farklı farklı dillerde notlar düştüğü de hepimiz tarafındanbilinmektedir.

İlkokul yıllarımda karı-koca öğretmen olan komşumuzun, günümüzde dahi eşine az rastlanır kütüphanelerini gördüğümde başlamıştı benim de okumaya olan tutkum. Bunu takiben bu anlamda rol modelim olan teyzekızım bu süreçte ivme kazandırmıştır bana. Edindiğim bu alışkanlıkla yıllarca hayatıma bir vesile dâhil olan her insanda ya bu alışkanlığı aradım ya da bu alışkanlığı kazandırma gayreti içerisine girdim. Okul kütüphaneleri en sevdiğim yerlerdi. Okul harçlıklarımın hemen hemen hepsi mahallemizdeki kitapçı Ali amcaya giderdi. Satın aldığım kitabı okuyup bitirdiğim gün okul çıkışı mutlaka uğrar bir kitap daha satın alır bir sonraki gelişimde de hangisini alacağımın kararıyla ayrılırdım. Bir yeni kitaba daha ulaşabilmek için evin yolunu tutar bulduğum her fırsatta sayfalarının arasında kaybolduğum o eşsiz dünyalara koşardım. Kitap dokusu, kitap kokusu bambaşka dünyalara sürüklerdi beni çocuk yaşlarda…

Siz büyüdükçe, merakınız arttıkça ilgi duyduğunuz alanların yelpazesi de genişliyor. Soruyor, sorguluyor ve daha fazla öğrenmek istiyorsunuz. Ben de biraz daha büyüyüp merakımın da giderek arttığı dönemlerde kakao-çikolata-vanilya karışımı bir kokuyu andıran eski kitap kokularının sebebini araştırıp;kağıtlarıniçerisindeki kimyasal bozulmadan kaynaklandığını, bir kitap yaşlandıkça kullanılan kağıt-tutkal- mürekkep varikimyasal bileşiklerin parçalanmaya başladığını ve soluduğumuz kokunun kaynağının bu uçucu bileşikler olduğunu bunlara ek olarak kağıdın ham haddesi olan selüloz ve ligninin de bu işte rollerinin olduğunu öğrendim…

Okudukça,okuduğunuz kitapların kalınlığı da değişiyor.Okudukça seçiciliğiniz okuma dünyanızı tasnife başlıyor; yazarlar, yazın dilleri değişiyor ve siz bir yandan kitapları ruhunuza göre tasnif ederken kitaplar da diğer yandan sizin hamurunuzu tercih ettiğiniz kaynak malzemelerle şekillendiriyor. Okumanın hatta şöyle demek daha doğru olur sanırım; kazandığınız kaliteli okuma alışkanlığının, dilsiz dostlarınızın,sizde yarattığı olumlu etkileri zamanla fark ediyorsunuz; hayata karşı bakış açınızın değiştiğini, okuduklarınızı bu bakış açısıyla daha da anlaşılır şekilde yorumlayabildiğinizi, kendinizi daha iyi ifade edebilme yeteneği kazandığınızı, donanımlı insanlarla sohbetin hazzını, toplum içerisindeki diğer insanlarla aranızdaki bu sebepten kaynaklı farkı ve kurduğunuz sosyal ilişkilerdeki kalitenin arttığını, stresinizin azaldığını, hayal dünyanızın genişlediğini, duru ve berrak, süslü ve zinde bir zihne sahip olduğunuz ve dahi hantallıktan alıkonulduğunuzu, bilgi dağarcığınızın kelime hazinenizin giderek daha da genişlediğini ve bunun da üslubunuza hatta tepeden tırnağa zarafetle duruşunuza yansıdığını ve daha bir sürü peş peşe sıralayabileceğiniz sayısız olumlu kazanımları yaparak, yaşayarak görüyor ve öğreniyorsunuz. Bu yüzden;malayani sözlerden ya da davranışlardan uzak kalmak, kaliteli yaşamak, bilgi ile donanmak, dilimizi korumak, zihnimizin performansını arttırmak, geçmişi öğrenmek geleceği daha iyi anlamak, yaşamı akıllıca sorgulamak, yaşadığımız kainatı keşfetmek, doğru ve sağlıklı kararlar verebilmek, anlama, yorumlama, analiz etme, çıkarımda bulunma becerilerimizi ve kapasitemizi arttırmak, orijinal fikirler üretebilmek gibi sıralayacağımız pek çok kazanım için; "okumalıyız!"

Zaman içerisinde okumanın; bir lüks olmadığını, lutfeten yapılamayacağını, bir hobi gibi algılanmaması gerektiğini aksine yaradılışımızı anlamlandırmak için yapacağımız en önemli eylemlerden bir tanesi olduğu idrakine vardım. Hayatınızın bu kısmı eksikse yaşam yolculuğunuzda pek çok şey eksik kalıyor. Ayrıca mesele bununla da sınırlı kalmıyor, okuma yelpazenizi de geniş tutmanız gerekiyor. Edebiyattan sanata, tarihten felsefeye, sağlıktan, siyasete gibi multidisipliner bir bakış açısı ile başka başka okumalar yapmanız ve kendini güçlendirmeniz gerekiyor.

Ve siz ince ince kendinizi dokur, bütün bu olumlu hasletleri kazanırken etrafınız da boş durmaz tabi  zihinsel ve belki bedensel mücadele gerektirecek pek çok olumsuzlukla karşı karşıya kalırsınız.Bu süreçte; dost bilir insanlarla düşüncelerinizi paylaşır, yaşamla ilgili fikirlerinizi dile getirirsiniz, hayallerinizi, yaşadığınız hüzünleri mutlulukları anlatırsınız, okuduğunuz bir kitaptan, beğendiğiniz bir köşe yazarından, gıpta ettiğiniz bir fikir adamından, zevk aldığınız mekânlardan, keyifle izlediğiniz filmlerden, sevgiyle dokunduğunuz çiçeklerden, gezip gördüğünüz ülkelerden şehirlerden, kendinize ve zevklerinize dair sıralayacağımız daha bir sürü şeyden bahsedersiniz. Siz art niyetsiz,safiyane tavrınız ve kazanımlarınızı paylaşımcı yaklaşımınızla yaparsınız bütün bunları ama bir bakarsınız ki tüm o güzel hasletleriniz bir başkasının ağzından hem de sizin de bulunduğunuz ortamlarda kendi özellikleriymiş gibi dökülüverir ve siz de şaşkınlıkla dinlersiniz. Bazen de bir bakarsınız sizin güzel bulduğunuz, hoşlandığınız, yapmak istediğiniz şeyleri önemsiz gereksiz addettirip, pozitif enerjinizi negatife dönüştürüp hevesinizi kırıverirler. İşin daha da acı tarafı siz anlatırken lüzumsuz bulup, burun kıvırıp sizi vazgeçirmeye gayret ettikleri hatta vazgeçirttikleri şeyleri kendileri yapar… Bütün bunların adı nedir bilemem ama bildiğim birşey var ki " kitaplar bunları yapmaz!" Birikimlerinizi paylaşacağınız insanlara denk gelebilmeniz bir lütuftur."Ehline denk gelmeyen her şey ziyan olur can da, inci mercan da" der şair. O insanlara denk gelene kadar paylaşımlarınızı sınırlandırınız ya da bağları koparınız. Dün bunu yapmadıysanız bugün geç kalmış değilsiniz, zararın neresinden döndüyseniz orasından kârdasınız. Bu yüzden giderek daha da büyüyen koca bir kütüphanem var benim siz de edinin olmaz mı? 

Yeniden bir araya gelmenin hazzı ve baki muhabbetle…

Şerife AKKEÇECİ