Kalp krizi sonucu vefat eden polis memurunun cenazesi Adıyaman'da toprağa verildi

Nizip'teki Ak Mezra Köprüsü yenilendi

Mersin Uluslararası Limanı'nın "Kapılar Projesi"nde temel atıldı

Seyhan Nehri kıyısında hafriyat ve atık kirliliği

Adana'da anne ve kızı tabancayla öldürülmüş halde bulundu

Nizip'te öğrencilere kıyafet desteği

Isparta'da 461 yıllık Tarihi Üzüm Pazarı'nın restorasyonunda sona yaklaşıldı

Gaziantep'te silahlı saldırıda hayatını kaybeden kişinin katil zanlısı yakalandı

Malatya'daki trafik kazasında hayatını kaybeden 6 kişi toprağa verildi

Akbank’tan, "1 Milyon Kitap" projesine anlamlı destek

Adıyaman'da inşaattan düşen işçi öldü

Kayseri'de "Güven Timleri" denetimlerini sürdürüyor

Gaziantep'te cami ve sosyal tesis güneşle aydınlanacak

Kayseri'de 5 milyon makaron ele geçirildi

Hatay'da evlerinde kaçak ürünler bulunduran 2 zanlı yakalandı

Epiphaneia Antik Kenti'nde "Takvimler Mozaiği" bulundu

Uluslararası Adana Lezzet Festivali hem göze hem damağa hitap edecek

ŞERİFE AKKEÇECİ

27.01.2022 17:11:18

Toksik insanlar, toksik ilişkiler…

Gelin sizlerle son zamanların en sık rastlanan kavramlarından biri olan "toksik ya da toxic ilişki" kavramını irdeleyelim birlikte. Biliyoruz ki insanoğlu sosyal bir varlıktır ve birbiri ile iletişim halindedir. Sosyal hayatta iletişim halinde olduğumuz insanlar bizleri bazen olumlu bazen de olumsuz yönde etkileyebilmektedirler. Olumsuz yönde etkileyen ya da bize zararı dokunan bu kişilere "toksik insanlar" bunlarla kurulan ilişkilere de "toksik ilişkiler" adı veririz. Bir şekilde hayatımızda olan ya da hayatımıza dahil olan yahut maruz kaldığımız toksik insanlar; enerjimizi aşağı çeken, sürekli olumsuz ve kötü olayları anlatan, bulundukları her ortamı negatif enerjileriyle geren, lüzumsuz eleştirilerde bulunan, etrafındaki insanları sürekli manipüle eden, her seferinde kendisini haklı çıkaran, ilginin her daim kendilerinde olmasını isteyen ve bütün güzel enerjileri sömürerek etrafına zehir saçan, stres kaynağı enerji vampirleridir. Öfke kontrolleri de yoktur bu insanların, birilerinin bu öfke karşısında sessiz kalması ya da saçma sapan tutumlara karşılık vermiyor olması toksik zihniyetin kerametinden değildir "edepli edebinden susar da edepsiz ben susturdum zanneder". Albert Enistein"in da dediği gibi "kişinin susması, her zaman söyleneni onayladığı anlamına gelmez. Bazen canı aptallarla tartışmak istemiyordur".

Toksik insanların bu tarz tutumları mutsuz olmamıza sebep olur mu? Evet ne yazık ki olur. Bizlere kendimizi sorgulatırlar bu insanlar "ya hu bende mi bir sorun var acaba?" diye başlayan bir dizi cümle sıralanır zihnimizde. Hatta sadece kendimizi sorgulamakla kalmaz kendimizi suçlamaya da başlarız ve nihayetinde kötü hissederiz kendimizi. Böylece kasten yaptıkları bu davranışlarının neticesi olarak emellerine ulaşmış olurlar.

"Ben" odaklı olan bu insanlar karşısındaki kişileri hiç önemsemezler. Sizi dinlermiş gibi görünür, hatta sizinle psikolog gibi konuşup akıllar verirken akıl hastası gibi davranırlar. Sevinçle, gururla dile getirip paylaştığınız bir şeyi bilinçli kurduğu cümleleri ile değersizleştirip sizi aşağı çekerken kendisi ile ilgili var olan ya da var olmadığı halde "-mış gibi" ifade ettiği üstünlükleri, üzerine basa basa ifade edip takdir toplamak isterler.

Bu tarz toksik kişiler anlaşma hususunda da zayıftırlar. Şayet siz hatalarını kabul ederseniz ilişkiniz devam eder. Onlar hep "-en" dir; her şeyi "en" önce onlar duyar ve görür, "en" çok onlar bilir, onların yaptığı "en" güzel ve "en" doğrudur. Siz yanılıp yazılıp bir konudan bahsedersiniz o zaten onu yıllar öncesinden biliyordur.  Fakat bunun yanı sıra sizden vazgeçmekte istemezler zira bu onlar için zordur; çünkü her kaprisini nazını çeken, her isteğine olumlu yaklaşan ve uzlaşı içerisinde olan, aklından, bilgisinden, sosyal çevresinden ve yaşam disiplininden nemalandığı birini kim niye kaybetmek istesin ki? Bu yüzden bu tarz insanlardan kopmakta oldukça güçtür. Temelde onlarla birlikte olduğumuzda aslında kendimizi iyi hissetmeyiz, zamanımızı heba ettiğimiz düşüncesi içimizi kemirir durur ama kırmamak, üzmemek adına bir türlü de yaşamımızdan çıkaramayız. Hele bir de mizaç olarak naif bir insan isek işimiz daha da zordur. Onların ise bu umurlarında bile değildir. İletişim halinde olduğumuz süre zarfında sürekli zehirlerler bizleri. Zehirlenmeye maruz kaldığımızı biliriz ama bildiğimizi bildirmeme gayretimizden ötürü hem zihnen hem bedenen yoruluruz. Bu tarz bencil, kaba saba, had bilmez, ustaca yalan söyleyebilen, dedikodunun piri, güdümleyici, saldırgan ve sinsi insanlardan uzak bir yaşam sürmemiz neredeyse imkânsızdır. Evet "insan insanın zehrini alır" fakat unutmamamız gereken en önemli şey; bizler onların ne terapisti ne de öğretmenleriyiz. Ayrıca bu tip insanlardan kendimizi korumak maksadıyla, mecburen ya da nabızlarına göre şerbet cümleleri kurmaktansa söylemek istediklerimizi dile getirebilmeli, sınır belirleme, ders verme ve adil olma duygularımızı da iyi yönetiyor olabilmeliyiz.  Zira bu insanlar ne suçluluk duyarlar ne üzülür ne de hata kabul ederler. Asalak yaşam şekli gösteren mantar canlıları gibi başka insanlardan beslenir hatta sadece beslenmekle kalmayıp ruhlarına asit banyosu yaptırırlar. Her davranışlarını bilinçli bir şekilde ve zarar vermek maksadıyla yapar, karşısındaki insanları bile isteye kızdırıp, öfkelendirip, mutsuz etmekten keyif alırlar. Kendilerinden uzak duran insanlara "anti-sosyal" yaftası yapıştırırken bunu siz deneyecek olsanız "sen değiştin" baskıları başlar. Hatta bazen daha da ileri gider problemin kendilerinden kaynaklarından bihaber "acaba bir destek mi alsan?" gibi tavsiyelerde bile bulunurlar.

Tereciye tere satmakta onların belirgin özellikleridir. Sizden öğrendiğini kendi bilgisiymiş gibi tekrar size pazarlar hem de gözünüzün içine baka baka yaparlar bunu. Bilgi ve proje hırsızıdırlar aynı zamanda, iyi niyetli bir paylaşımınızın, projenizin üzerine konması an meselesidir. Radarları sinsice açık bir şekilde dolanırlar etrafta ve yakaladığı fırsatı asla affetmez. Sizden aldığı fikri zaman geçirmeden kendi fikriymiş gibi hayata geçirmeye uğraşır.

Robert Fros "dünyanın yarısı, söyleyecek bir şeyi olan ama söyleyemeyen; öteki yarısı da söyleyecek bir şeyi olmayan ama durmadan konuşan insanlardan oluşur" der. Hakikaten de bakın çevrenize ne yazık ki öyledir. Çok sevdiğim ve yaşam düsturu saydığım bir başka söz de "boş başakların başı göklerde dolu başakların eğik olur" sözüdür. Çok ve manasız konuşan bu tarz insanların da bizleri zehirli sarmaşık gibi saran toksik insanlar olduklarını unutmayalım.

"Toksik ilişki nedir" sorusunun karşılığına sevgili Nigar Ayyıldız "bu bir psikolojik şiddet yöntemidir" der. Toksik kişilerle aramıza mesafe koymazsak psikolojik şiddette maruz kalmaya ve bundan zarar görmeye devam ederiz. Bizler bu tarz davranışlara tahammül gösterdikçe, alttan aldıkça ya da kabahatlerini görmezden geldikçe, toksik insanlar kerameti kendisinde zannedip dozu daha da artıracaktır. Bir yerde okumuştum "neye tahammül ettiğine dikkat et. İnsanlara, sana nasıl davranacaklarını öğretiyorsun" diyordu. Bu yüzden zararın neresinden dönersek kardır, ilişkimizin süresi ne kadar uzun olursa olsun, yakınlık derecemiz ne olursa olsun bizi zehirlemeye devam eden insanlardan bir an önce kurtulmalı, tamamen kurtulmamız mümkün olmuyorsa mutlaka mesafe koymalı, yavaşça görüşme sıklığını azaltmalı daha sonra da tamamen keserek kendimizi korumalıyız! Özetle seçici geçirgen olmalıyız 😊

Ayrıca; eleştirel yaklaşımlarını fazlaca önemseyip kendimizin kıymetini o insanların gözünden değerlendirmememiz gerektiği gibi değer verdiğimiz insanlar hakkında "bu insanda bilmiyorum ama sezinleyemediğim bir şeyler var" deyip bizi dost bildiklerimizden soğutma çabalarına da müsaade etmemeliyiz. Toksik insanların kafalarının içi; iyiye, güzele, değer yargılarına, değer vermeye, kıymet bilmeye karşı şartlanmış ön yargı ile doludur. Bizler dünyanın en mükemmel insanı olsak dahi onların kafası en kötüyü bulmaya endekslidir. Toksik karakterin genel özelliği de budur zaten.

Peki ne yapalım? Eminim bu satırları okurken sizlerin de zihninizde bu tanımlara denk gelen isimler belirmiştir. Ben derim ki; tanım bu kadar açıkken şöyle bir geriye yaslanıp bir düşünelim😊. Sürekli tetikte, sürekli karşı tarafın nabzını ölçer bir iletişim şekli hastalıklı bir iletişim şeklidir. İletişimde temel hedef keyif almak olmalıdır. Birbirini besleyen ilişki en makbul ilişkidir diğer türlüsü asalak insanlara konfor alanları olmaktan başka bir şey değildir…

Ahmet Cemil KUTLU
1.09.2022 09:30:44
Karşındakini incitmemek için konuşan, yada konuştuğu cümlelerini özenle seçen , saygıda kusur etmeyen bir vakit görmeyip bir vaktinde ansızın yanınızda olan hasbi muhabbetlere dek gelesiniz.. TAKİPTEYİZ HOCAM