Kalbimde Kalan Hülasalarla Yeni Bir Yıla...

Kalbimde Kalan Hülasalarla Yeni Bir Yıla...

2025 yılını da tamamladık eskiye eskiye, eksile eksile...

Her geçen gün bir parça bedenimizden çaldı, bir parça ruhumuzdan. 

Çok şey öğretti geçip giden zaman hepimize;

tevekkülün ehemmiyetini, 

sahip olduğumuz bedensel zenginliklerin ne kadar kıymetli olduğunu,

maddi gücün de hükmünün sınırsız olmadığını, 

O’nun "kün" derse neleri oldurabileceğini.

Herkesin acıyı, krizi, yokluğu vs. karşılama ve yaşama eşiğinin aynı olmadığını. 

"-mış gibi" yaklaşımları,

Allah korkusu, vicdan, merhamet vs. gibi ulvi ve insani değerleri kaybetmiş insanların nelere ellerinin ve dillerinin uzanabileceğini, 

insanların mutsuzluğundan beslenen ruhlara evrensel musibetlerin de kâr etmediğini,

magazinsel ya da popülaritesi yüksek olaylarda sizin yanı başınızda olup gerçekten acı çekerken ya yanınızda olmayan ya da sivri dilleri varlığından önde gidenleri,

kıymet verdikçe kerameti kendinde sananların zamanla yaşadıkları yalnızlıkları, 

kâinatta her şeyin bir nizam üzere kurulduğu gibi insanın kendi bedenindeki nizamin zarar görmemesi adına verdiği maddi manevi mücadelede kendi kendine yetebilmesinin önemini… 

En güçlü sandıklarımızın bile bir anda sarsılabildiğini; hiçbir statü, hiçbir unvanın insanı fanilikten muaf kılamadığını.  

Hayatta, en çok da sınandığımız yerde kendimizi tanıdığımızı; sabrın ve şükrün değerini, rahat zamanlardan çok darlıkta öğrenildiğini.  

Maskelerin, rollerin, cilalı sözlerin döküldüğü yerde gerçek yüzlerin ortaya çıktığını. 

En büyük iyileşmenin çok da maddi külfet gerektirmediğini;  bazen bir ses, bir omuz ya da sadece bir “anlıyorum” kelimesinde gizli olduğunu. 

Ve anladık ki; ne kadar çok şeyimiz olursa olsun, insanın bazen sadece "anlam" aradığını.  

Ve öğrendik ki; güvenin kolay kazanılmadığı, kaybedildiğinde ise geriye sadece mesafelerin kaldığını.  

Her şeyin geçici olduğu bir dünyada, kalıcı olanın yalnızca iyi niyet, içtenlik ve dua olduğu gerçeğini...

Bu ve benzeri daha biiir sürü sıralanabilecek sebeplerden ötürü 2026’ya çok da fazla anlam yüklemiyorum ama;

kalabalıklar arasında kendimi yalnız hissetmek, mutsuz kalmaktansa kaliteli yalnızlığın getirdiği mutlulukta kendime yoldaşlık etmeyi tercih etme yolunda istikrarlı olmam gerektiği fikrimde ısrarlıyım mesela. 

Boş insana tahammülümün sınırı epeydir bitmişti, mümkünse Yaratıcının kendilerine bahşettiği us’u kullansınlar  istiyorum (zira hepimizin kafatasının içerisindeki beyinin gramajı aynı ancak ne kadar çalıştırıyorsak o kadar farklıyız birbirimizden). 

Artık kendimi kanıtlama çabasını, anlaşılma beklentisini, boş yere sarf ettiğim kelimeleri ve duymaya mecbur kaldığım sığlıkları geride bırakıyorum.  

Ne yazık ki herkes ‘insan’ kılığında doğuyor ama ‘insan olmak’ çaba gerektiriyor; ben çabasızlıkla kirlenmiş ruhlara seyirci kalmak istemiyorum artık.  

Hayatın dayattığı kalıplardan sıyrılıp, kendi iç sesimi bastırmadan yürümek istiyorum; ne eksik ne fazla, tam da içimden geldiği gibi. 

Ruhumun yükünü hafifletmeyen her ilişki, her sohbet, her ortam artık fazlalıktır; 

sadelikte, samimiyette, derinlikte karar kıldım mesela...  

Bugüne kadar hep önüme düşen hayatı yaşamışım ya da yaşamaya mecbur kılınmışım, 

an gelmiş kabullenmeyişimde eklenmiş buna başkaca bir yaşam yolu için uğraşmışım, 

şimdi durup tüm bu yaşanmışlıklar ve yaşanamamışlıklarla, gönlüme düşeni yaşamaya niyet ediyorum...

Benim zamanı değil, zamanın beni eskittiğini tüm kalbimle kabullenerek girdim bu yeni yıla. 

Ve eskidiğime değecek şekilde geçsin istiyorum ömrümün kalanı;

Hunharca, hoyratça değil şefkatle, 

gürültüyle değil sakinlikle, 

hırsla değil sevgiyle, 

şüpheyle değil güvenle, kırarak, 

dökerek değil özenle,  

Ve en çok da; “severek ve sevgiyle”.... 

Gerçekten yaşanarak geçsin istiyorum...  

Yarım kalmış sevinçleri, ertelenmiş hayalleri, bastırılan hisleri bir bir ele alıp, hepsini yeniden büyütmek, kendime içtenlikle sahip çıkmak niyetindeyim.  

Artık kendimden yana olup; kırmamak için eğilmekten, sevilmek için susmaktan, anlaşılmak için kendimi değersiz kılmaktan vazgeçerek... 

Yorgunluklarıma da minnettarım; çünkü beni tüketen her an, aslında neyin gerçekten kıymetli olduğunu fark ettirdi. Gücümün sınırlarını zorladığım yerlerde, aslında içsel dengemi nasıl kaybettiğimi gördüm. Dinlenmenin, susmanın, geri çekilmenin bile bir bilgelik olduğunu o anlarda öğrendim. Her kırgınlık, her tükenmişlik, bana aslında neyin uğruna yorulmaya değeceğini, neyin artık yük olduğunu öğretti. Bu yüzden sadece mutluluklara değil, yorgunluklara da teşekkür borçluyum; çünkü onlar olmasaydı hayatı bu kadar derinlemesine anlayamazdım.

Eğer üzerine düşeni yaptıysan, ısrar ettiysen, denediysen, yaklaşımını değiştirdiysen ve bir şeyler akmadıysa, ilerlemediyse; belki de bazı kapıları açmakta neden bu kadar ısrar ettiğini tekrar düşünme zamanı gelmiştir diyorum kendime...

Bazen duruşunu değiştirmekte bulursun çareyi, diğerlerinin çaresi ise yol değiştirmektir.

Akışta kalmanın asla mutsuzluğumuz için çalışmadığını defalarca yaşamadık mı?

Bazı durumlar hayal ettiğimiz gibi değilse, muhtemelen o deneyim bize hayal ettiğimiz kadar fazla şey katmayacağı içindir! Bu da böyle biline!  

Hayatın yolları sonsuzdur. Kalbinle gerçekten uyumlu yolları, yönleri bulduğun zaman her şey doğal akacak ve aradığın her şeyi ya bulacak ya da ulaşacaksın!

Kapalı olan her kapı hayattır ve seni yoluna çağırır!

Nefes alıyorsak hikâye henüz bitmedi sadece zaman zaman beklenmedik bir yere evriliyor. Öyle zamanlarda dur ve şöyle düşün; 

“Olur öyle çiçeğim, halledeceksin!”

Ve sonra hallolduğunu görecek şükredeceksin. Gönlün ikna olacak 

Çünkü hayatımıza iyi bir şey girdiğinde onu korkuyla itmemeyi öyle ya da böyle, er ya da geç öğreneceğiz ve bizi mutlu eden şeylerin bizimle kalmasını seçeceğiz.

Artık huzursuzluklarımızı halının altına süpürmeyeceğiz; içimizi kemiren her ne varsa, cesaretle yüzleşeceğiz.

Rahatsızlıklarımızın kaynağını açık yüreklilikle tespit edecek, içimizde saklı duran kudreti, Yaratıcı'nın bize bahşettiği eşsiz değeri görmezden gelmeyeceğiz.  

Sevdiklerimizi olduğu kadar, belki onlardan da önce, kendimizi ihmal etmemenin asli bir sorumluluk olduğunu hatırlayacağız.  

Her şey yolunda değilse, sırf beklentilere uyum sağlamak için “iyiyim” maskesi takmayacağız. Zira sahte huzur, hakiki yaraları iyileştirmez!  

Ve nihayetinde, hayat zaten yeterince çetinken, bizi yoran, tüketen, aşağı çeken büyümemize değil küçülmemize neden olan insanlarla olan bağlarımızı yeniden ve dürüstçe gözden geçireceğiz. Ama bunu da öfkeyle değil, şefkatle yapacağız, hem onlar için hem kendimiz için.

Ve son olarak;

kapılarını aralayan bu yeni yılda hepimiz için şöyle bir dilek bırakıyorum: 

biiiir sürü kazanılmışlıklarımızla;

kimseye kendimizi anlatma telaşı olmadan, 

içimizdeki sükûnetin nahif sesini dinleyerek, 

incelikli, derin ve sahici bir hayat diliyorum...  


Hülya Kamalak
3.01.2026 17:31:20
Okurken en derinlerden bir şeyler hissetmek ne kadar manidar. Sayın hocam o kadar güzel kaleme almışki.Söylenecek her bir söz fazla kalıyor. Harikaydı. Kaleminize sağlık hep yazın ve biz hep okuyalım, ruhumuz mest olsun kıymetli hocam

ŞERİFE AKKEÇECİ

3.01.2026 16:26:00


Zuhal Karakoç’un 2025 Performansı

KSÜ Rektörlüğüne Prof. Dr. Mahmut AK Atandı

Başkan Muzaffer Çil, yeniden adaylığını açıkladı

“Bir Kardeşlik Hikâyesi” Sergisi Gaziantep Panorama Müzesinde Sanatseverlerle Buluşuyor

Elbistan’da Kadına Yönelik Şiddete Karşı Esnaftan Örnek Duruş

Türkiye’nin UNESCO Tescilli Tek Masal Anlatıcısı Fatma Önkol Konuşuldu

Karatutlu: “Çevre Bakanı Murat Kurum’a Söyledim: “Deprem Uyardı, Raporlar Uyardı… Dinlemediniz.”

Kahramanmaraş’lı Minik Dâhiden Dünya Birinciliği

Afşin ve Göksun’da Miniklere Özel Tiyatro Gösterisi

Kır Ailesinin Acı Günü

Kasım’da Dermankart’lı Ailelere 23 Milyonu Aşan Destek Ödemesi Yapıldı

KSÜ Kampüs Kablosuz Ağ Altyapısı Genişletildi

Goalball’da Gümüş Zafer

Ampute Futbol Türkiye Kupası Finali Kahramanmaraş’ta!

Göreve atanmasının 113. gününde, 113 partiliyle birlikte Ankara’ya ziyaret

Kahramanmaraş’ın talepleri tek tek Ankara gündeminde

TYB Kahramanmaraş Şubesi tarafından “Batılılaşma İhaneti’ni Yeniden Okumak” Programı Düzenledi