Anasayfam Yap  Sık Kullananlara Ekle Künye Arşiv Reklam
BELEDİYELER
EĞİTİM KÜLTÜR
EKONOMİ
GÜNDEM
RESMİ İLANLAR
RÖPORTAJLAR
SAĞLIK
SİYASİ
SPOR
YAŞAM
M. KEMAL ATİK
- -
4.10.2018 - 13:32

Seyrani’yi Farklı Okumak
Gönül dünyamızı aydınlatan Hakk ve halk şairlerimizden biride de Develili(Everekli) Seyranidir.  Seyrani, çağındaki her türlü yanlışlıklara karşı koymuş, sarayın kibir ve gururunu, aşk ve şehvet dolu gecelerini yermiş, Anadolu insanının acılarını, yaşam biçimlerini dile getirmiş bir halk ozanıdır. Onun görüşleri, şiirleri, hicivleri, eleştirileri toplumun dertleriydi, ıstıraplarıydı. Onun idealinde, insanın bütün çirkin arzularından soyutlanması, gaddar, yalın, kibirli, bencil, riyakâr ruhundan arınması vardı. Onun tüm yaşamı yozlaşmış idarecilerle, cehaletle, yolsuzluklara dini kisve büründüren ham sofularla mücadelede geçti. O, toplumun acımasız iradesi altında ezilen, bedence ve ruhça bozulan insanların dünyalarını gelecek kuşaklara bir ibret aynası olarak sundu. Kötülük, hırsızlık, zulüm gibi kirli yaşamın tehdidi altında kalan toplumun güven ve istikrar özlemini dile getirdi. Yoksulluğun, haksızlığın, hırsız ve soygunculuğun topluma egemen oluşuna isyan etti. Halkın çileli yaşamını ve halkı sömürenlerin çirkin dünyasını ortaya koydu:

Asıl sermaye-i niyabetleri


Emvali eytamdır ticaretleri


Davet-i rüşvete icabetleri


Sıdk ile gönlünün alçaklığından


Yani:


Padişah adına adalet dağıtanların


Yetim malı yemektir asıl sermayeleri


Dürüstlük kisvesi altında ticaretleri


Yetim mallarından rüşvet almaktır


Seyrani, dini makamı ve mevkii işgal edenlerin ak ile karayı nasıl karıştırdıklarını da şöyle özetler:


Şeyhülislama sor ey alicenap


Sevaba günah der, günaha sevap


Fukara hakkında hayırlı cevap


Söyleyecek diller sözden kurumuş.


Devlet hazinesini yağmalayan devlet adamlarını da Seyarani çekinmeden yerer:


Oldu sarikler emin-i beyt-i mal-i müslimin


Beyt-i mal-i müslimin yağma mıdır, bilmem nedir?


Yani: Hırsızlar devlet hazinesinin bekçisi oldu, millet hazinesi yağma mıdır, nedir?


Seyrani, keyfince zulmünü icra eden zalim zorbaların topluma nasıl acı verdiğini, sosyal ayrıcalıkların, sınıfsal farklılıkların nasıl meydana geldiğini, kanunların güçlüden yana, adaletin zenginden yana nasıl yürütüldüğünü, zor koşullar altında yaşayan yoksulların acımasız bir şekilde kaderine nasıl terk edildiğini dile getirir: 


Seyrani, sanma zengin bir gün olur kudurur


Mal ile günahların yundurur


Hacıya hocaya evet dedirir


 Söğütte kavakta biter nar dese.


Seyrani, tüm bunların günahını omuzlarında taşıyacak olanların aydınlar, dalkavuk bilginler, entrika ve rüşvetle yaşamayı meslek edinmiş idareciler, yargıçlar, kadılar, müftüler, halkı aldatan ve Yaratıcı ile sözcükler düzeyinde tanışık olan şeyh ve dervişler olduğunu söylüyor:


          Mahkeme rüşvetçi, fetva şüpheli, şahit yalan


          Hakkı iptal eylemekten kadılar(hakimler) ar eylemez.


Müdahin(Dalkavuk)olmasa âlemde alim


                                     Ne haddi zulmetmek mazluma zalim


                                    Zalimler zulmünden sonra mecalim 


Kalmadı Ya rabbi bende el a


Seyrani,“ Mevkii izzeti serefrâz” olanların toplumda üst sınıflara nasıl yükseldiklerini ve önemli yerleri nasıl tuttuklarını görüyordu. Gördüğü haksızlıklara karşı da sesini yükseltmeyi bir görev biliyordu. Bu yüzden de olayları ve kişileri yermeden edemiyordu. İstanbul’da bulunduğu süre içinde idarecileri, saray entrikalarını ve seçkinleri yerdiği için de hakkında kovuşturma açıldı; sürgüne yollandı.


Seyrani, içine düştüğü bu güçsüzlük nedeniyle, yüreğinin derin bir kederle dolu olduğunu biliyordu. Gerçekten de halk ve Hakk için atan nabzında dünya arzusu yoktu. Onun için de yaşamı boyunca yorgun düşmüştü. Ancak maneviyatının sağlam yapısı onu ayakta tutuyordu.


SEYRANI'nin gözü gamla yas imiş


Benim derdim her dertlere baş imiş


Ben bağrımı toprak sandım, tas imiş


Meğer taşa tohum ekilmez imiş


Seyrani’nin, bütün sıkıntılar ve zorluklar karşısında sevmeye, mutlu olmaya, yaşamaya sevdalı bir bakışı vardı. Ona göre günahtan ve ölümden güçlü olan tek bir şey vardı o da sevgiydi. Bu sevdalı bakışta, ıstırap yolunda döktüğü gözyaşlarının semeresini görmeyi çok istiyordu:


Şehri hakikate doğru gidenin


Ayağı altına yol gönder beni    


Fazilet ilinde şahlık edenin      


Rabbim kapısına kul gönder beni.





Etiketler :
ÖNCEKİ YAZI
Bektâş Gülbengi
SONRAKİ YAZI
Alevi İnancında “Tevella - Teberra”



DİĞER YAZILARI
  
   
1.Bektâş Gülbengi...Devamı
12.10.2018 tarihli yazısı.
2.Seyrani’yi Farklı Okumak...Devamı
4.10.2018 1 tarihli yazısı.
3.Alevi İnancında “Tevella - Teberra”...Devamı
20.9.2018 1 tarihli yazısı.
4.Hac İbadetini Kul Hakkından Temizlenme ve Günahlardan Arınma...Devamı
14.9.2018 1 tarihli yazısı.
5.11 Eylül ve İslamofobi...Devamı
13.9.2018 1 tarihli yazısı.
6.Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet vermek...Devamı
12.9.2018 0 tarihli yazısı.
7.İnsan En yüceden En Aşağıya Doğru Basamak Basamak Görüş Alan...Devamı
30.8.2018 1 tarihli yazısı.
8.Kurban Yoksulun Zenginin Malından Pay Alması İçin Kesilir...Devamı
16.8.2018 1 tarihli yazısı.
9.İçinde Kopan Fırtınaların Çığlığını Aksettiren Ozan: AşıkSey...Devamı
1.8.2018 21 tarihli yazısı.
10.Âşık Seyarani’ni Dünyaya Teşrifi...Devamı
26.7.2018 2 tarihli yazısı.
FACEBOOK YORUMLARI
YORUM YAZ
Nick :
Yorum :
Güvenlik Kodu : UpUOJ 
 
   
YORUMLAR
Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılamadı...


Eklenme Tarihi : 4.10.2018 -
Güncelleme Tarihi :
Sitene Ekle :



  Yorum Gazetesi
Copyright © 2018   

https://www.yorumgazetesi.com/

yorum46@hotmail.com  
Haber Kategoriler

  • BELEDİYELER
  • EĞİTİM KÜLTÜR
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • RESMİ İLANLAR
  • RÖPORTAJLAR
  • SAĞLIK
  • SİYASİ
  • SPOR
  • YAŞAM


  • Künye
  • Reklam
  • Arşiv
  • Sitene Ekle
  • İletişim