Anasayfam Yap  Sık Kullananlara Ekle Künye Arşiv Reklam
BELEDİYELER
EĞİTİM KÜLTÜR
EKONOMİ
GÜNDEM
RESMİ İLANLAR
RÖPORTAJLAR
SAĞLIK
SİYASİ
SPOR
YAŞAM
ÇİĞDEM KEKEÇ CANBOLAT
- -
31.1.2018 - 22:3

Suça Sürüklenenler
Aydınlığın her sabah tek çerçeveden beklendiği, gökyüzüne hep aynı pencereden bakılan yerdir hapishane. Gözün dalıp gittiği her köşede yarım kalan filmlerin sahneleri oynatılır tekrar tekrar… Tek kişilik izleyicilerin dip dibe sırları olur, öyle büyük öyle sessiz… Mahpusun yatağı cezası iken; yaftası yastığı ve yattığı her gün ise yorganı olur. Gün saydıkça ısınır, ısındıkça demlenir sabır… Bir de çocuk mahkûmları vardır dört duvarların. Daha bir üşür daha bir zor geçer günleri. Delidir kanları, sabrı az ama hayalleri çağlayan çocuklardır onlar…
 

Ülkemizde cezaevlerindeki çocuklar neler yaşıyor, ceza infaz sistemimiz yeterli mi, çocuğu suça sürükleyen nedenler nelerdir, ceza hukuku uygulamasında çocuğu topluma kazandırma amacına uygun gelişmeler kat ediliyor mu? Suça sürüklenen çocuklarımız gerçekten ıslah edilebiliyor mu?


 Bu soruları, sorunları konuşabilme, tartışabilme ve sorgulayabilme hakkının yalnızca hukuk misyonuna sahip kişilerde değil vatandaş olarak da her bireyde bulunduğu kanaatindeyim. Zira Hukuk Devleti olabilmenin ön şartı sorgulayabilme hakkı değil midir?


 Mesleğin ilk yıllarında iş için gittiğim Adana adliyesinden alelacele çıkıp taksiye bindim. Işıklarda durduğumuzda yanımızdaki cezaevi aracını fark ettim. Aracın durmasıyla birlikte bir grup çocuk koşarak yanımıza geldi. Mahkûmları taşıyan bu aracın kısa parmaklıklı küçük penceresinden ufak bir yüz göründü. Çocuklardan biri zıplayarak bağırmaya başladı.


 


“Üzülme lan! Biz de geleceğiz yakında!”


 Zihnimde şimşek etkisi yaratan bu sözler aslında çocuk yaşta suç işlemenin, suça itilmenin nedenlerini apaçık gözler önüne seriyordu. Yargılama esnasında dahi SSÇ ismi ile anılan Suça Sürüklenen Çocuklar gerçekten hayata ıslah edilerek mi hazırlanıyor yoksa değişen durum sabıka kaydından ibaret mi?


 Suçun ve suçlunun değerlendirilmesi aşamasında, suçlunun yetiştirilme tarzı, suç öncesi aldığı eğitimi, kültürel yapısı ile her türlü gelişimsel bozukluklar ve suçun işlenişinde kişideki mevcut psikiyatrik bozuklukların etkisine dair tespitlerin yapılması gerektiği kanaatindeyim. Yaş, cinsiyet, zekâ, öğrenim durumu, yaşam şekli, büyüdüğü çevre, sosyal uyum, mental yetersizlikler, sosyo ekonomik durum gibi koşulların değerlendirilmesi her ne kadar teorik anlamda zorunluluk olsa da uygulamada çoğunlukla göz ardı edilmektedir. Yapılan analizler neticesinde çözümü ceza infaz sistemindeki eksikliklerle birlikte eğitim yapısında ve sosyo ekonomik unsurlarda aramalıyız. Zira suçun önlenmesi ancak suç sayılabilecek fiillerin ön koşullarının ortadan kaldırılabilmesi ile mümkün olabilir.


 İstatistik verilere göre okuma yazma bilmeyen ve okuryazar olup da okul bitirmemiş düzeydeki kişiler ile hırsızlık, uyuşturucu madde kullanımı, satmak, satın almak, para ve mal kaçakçılığı yapmak suç türleri arasında istatistik anlamda önemli ölçüde ilişki olduğu görülmektedir. Aynı şekilde ilkokul düzeyinde öğrenim görmüş kişiler ile cinayet, yaralama ve tecavüz suç türleri arasında istatistik anlamda ilişki bulunduğu gözlemlenmiştir. Çalışmalarda ulaşılan sonuçlar ışığında planlı eğitimin bireyi suç işlemekten uzaklaştırdığı söylenebilir. Ülkemizdeki eğitim düzeyinin yükselmesiyle bazı suç türlerinin ortaya çıkma sıklığının azalacağı düşünülebilir. Eğitim düzeyinin yükselmesiyle birlikte kişilerin sosyal yaşam gereksinimi ve beklentileri de yükselecektir.


 Anayasamızın 41. Maddesi gereği, “Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.” Gençliğin Korunması başlıklı 58. Madde ise bize asıl görevimizi hatırlatır. “Devlet, istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.”


 Son sözlerimizi Üstadın dizeleri ile bitirelim;


 

Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!


Bir âlem ki, gökler boru içinde!


 Akıl, olmazların zoru içinde.


Üst üste sorular soru içinde:


Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?


 Buradan insan mı çıkar, tabut mu?





Etiketler :
ÖNCEKİ YAZI
SONRAKİ YAZI
Temel Sorun; Tehdit ve Sorgulama Utancı



DİĞER YAZILARI
  
   
1.Suça Sürüklenenler ...Devamı
31.1.2018 2 tarihli yazısı.
2.Temel Sorun; Tehdit ve Sorgulama Utancı...Devamı
6.6.2013 tarihli yazısı.
FACEBOOK YORUMLARI
YORUM YAZ
Nick :
Yorum :
Güvenlik Kodu : acaoR 
 
   
YORUMLAR
Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılamadı...


Eklenme Tarihi : 31.1.2018 -
Güncelleme Tarihi :
Sitene Ekle :



  Yorum Gazetesi
Copyright © 2018   

https://www.yorumgazetesi.com/

yorum46@hotmail.com  
Haber Kategoriler

  • BELEDİYELER
  • EĞİTİM KÜLTÜR
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • RESMİ İLANLAR
  • RÖPORTAJLAR
  • SAĞLIK
  • SİYASİ
  • SPOR
  • YAŞAM


  • Künye
  • Reklam
  • Arşiv
  • Sitene Ekle
  • İletişim