Menü KAHRAMANMARAŞ Yorum Gazetesi
ÖMER BAYDEMİR

ÖMER BAYDEMİR

Tarih: 06.05.2012 10:57

Peygamberimiz ( S.A.V. ) den hayat prensipleri (83)

Facebook Twitter Linked-in

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), (birini seçmede beni muhayyer bıraktığı bu iki tarzı zikrettikten sonra ilaveten dedi ki: "Bu, (ikincisi, zikrettiğim) tarz, benim daha çok hoşuma gidenidir."

Râvilerden biri dedi ki: "Hamne radıyallahu anhâ dedi ki: "Bu, iki tarzdan benim daha çok hoşuma gidenidir. Ravî böylece, bu sözün Resûlullah`a ait olmayıp Hamne`ye ait olduğunu ifade etmiş oldu." Ebu Dâvud, Tahâret: 1100, (287); Tirmizî, Tahâret: 95, (125)

3882-  Ebu Cuhayfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ben dayanarak yemem." [Buhârî, Et`ime 13; Tirmizî, Et`ime 28, (1831); Ebu Dâvud, Et`ime, 17, (3769); İbnu Mâce, Et`ime 6, (3262).]

3888-  Hz. Selman radıyallahu anh anlatıyor: "Tevrat`ta okudum: "Yemeğin bereketi, yemekten sonra (el ve ağzı) yıkamadadır" diyordu. Bunu Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)`a söyledim:

"Yemeğin bereketi yemekten önce ve sonraki yıkamalardadır" buyurdular." [Ebu Dâvud, Et`ime, 12, (3761); Tirmizî, Et`ime 39, (1847).]

3895-  Mikdâm İbnu Ma`dikerib (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Âdemoğlu, mideden daha şerli bir kap doldurmaz. Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokmacık yeterlidir. Ancak [nefsinin galebesiyle] illa da (mideyi doldurma işini) yapacaksa bari onu üçe ayırsın: Üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefesine (tahsis etsin, üçte birden fazlasına yemek koymasın)." [Tirmizî, Zühd 47, (2381); İbnu Mâce, Et`ime 50, (3349).]

3896-  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bir avuç çürük hurma ile de olsa akşam yemeği yeyin. Zira akşam yemeğinin terki ihtiyarlık sebebidir." [Tirmizî, Et`ime 46, (1857).]

3921-  Câbir İbnu Semüre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam beraberinde ailesi ve çocukları olduğu halde Harra`ya indi. Bir adam: "Bir devem kayboldu, onu bulacak olursan yakalayıver" dedi. Adam onu buldu ama sahibini bulamadı. Deve hastalandı. Adamın karısı: "Onu kes (de mundar ölmesin) dedi. Ama erkek kabul etmedi. Deve öldü. Kadın bu sefer: "Derisini soy da etini, yağını kadid yapalım (güneşte kurutalım) ve yiyelim" dedi.

Adam: "Hele, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)`a bir soralım (da söylediklerini sonra yapalım!)"dedi. Ona gelip sordu. Aleyhissalâtu vesselâm:

"Seni ondan müstağnî kılacak bir zenginliğin var mı?"diye sordu. Adam: "Hayır! yok" dedi. Resûlullah da:

"Öyleyse onu yiyin" buyurdu. Ravi der ki: "Sonra devenin sâhibi geldi. Durum kendisine anlatıldı.

"Deveyi kesmedin mi?" dedi. Adam: "Senden utandım!" cevabında bulundu." [Ebû Dâvud, Et`ime 37, (3816).]

3922-  el-Fucey` el-Âmirî (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Ey Allah`ın Resûlü dedim, meyteden bize helal olan (miktar) nedir?"

"Yiyeceğiniz ne (miktarda)dır" diye sordu. Biz: "Akşam ve sabah yiyoruz" diye cevap verdik."

Ebû Nuaym Mevlâ Ukbe der ki: "Ukbe bana bu ifadeyi açıkladı: "Bir bardak sabahleyin, bir bardak da akşam vakti demektir." Dedi ki: "Durum bu, babamın hayatına yemin olsun bu yetmez!" Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm mezkur durumda meyteyi yemelerine ruhsat tanıdı." [Ebû Dâvud, Et`ime 37, (3817).]


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —