Hz. Hüseyin ve
beraberindekiler Şiraf mevkiinden ayrılır ayrılmaz, Hur b. Yezid komutasında
bin kişilik bir süvari birliğiyle karşılaştı. Süvariler yaklaşınca Hz. Hüseyin
onlara: " Ey insanlar, Allah da biliyor siz de biliyorsunuz ki, ben buraya
sizlerin gönderdiği mektuplar ve elçiler üzerine geldim. Eğer bana verdiğiniz
sözler üzerine duruyorsanız şehre girerim, aksi halde geldiğim yere dönerim "
dedi. Kûfeli süvariler sustular. Hz. Hüseyin"in sözlerini reddetmediler.
Komutan Hur b. Yezid cevap verdi: "
Sizinle karşılaştığımızda bir an bile beklemeden Kûfe Valisi İbn Ziyad"a
götürmemiz emredildi.
" Ölüm bundan daha hayırlıdır"
diyen Hz. Hüseyin, adamlarına atlarına binmelerini, geri döneceklerini söyledi.
Hur b. Yezid, Hz. Hüseyin"in Medine"ye dönmesini önlemek için onu izlemeye
başladı. Kerbela mevkiinin başlangıcına gelindiğinde Kûfe Valisi İbn Ziyad"ın
yazılı emri Hur"e getirildi. Vali bu yazılı emirde: " Hz. Hüseyin ve maiyetinin
susuz, taşsız, otsuz ve bozkır bir yerde kuşatma altında tutulmalarını sıkı
sıkıya emrediyordu. Bunun üzerine Hur b. Yezid, Hz. Hüseyin ve maiyetini
Kerbela denilen yere getirip durdurdu. Hz. Hüseyin, "nedir bu yerin ismi"? diye
sorduğunda: "Kerbela" dediler. Hz. Hüseyin: " Üzüntülü, mihnetli, tasalı ve belalı
yer dedi. Sonra da: " Babam Sıffîn"e giderken buraya uğramıştı. Ben de
yanındaydım. Babam durdu, buranın neresi olduğunu sordu. Adı söylenince de:
"Onların hayvanlarından aşağı indirileceği yer burasıdır, kanlarının döküleceği
yer işte burasıdır" dedi. Bunun ne demek olduğunu soranlara da: "Muhammed
hanedanının( ehl-i Beyt"in) yükleri, ağırlıkları işte burada indirilecektir "
dedi.
Hz. Hüseyin maiyeti ile
birlikte Kerbela"ya Hicretin altmış beşinci yılı Muharrem ayının başında
Çarşamba günü gelip kondular. Buraya gelişlerinin ikinci gününde Kûfe
valiliğince savaşmak üzere Ömer b. Sa"d b. Ebî Vakkas komutasında dört bin atlı
gönderildi. Hz. Hüseyin buraya geliş sebeplerini anlattı : "On yedi bin kişi
biat etmek üzere beni Kûfe"ye davet ettiler, şu an ise beni terk ettiler, davet
mektuplarına aldandığımı anladım. Geldiğim yere dönüp gitmek istediğimde Hur b.
Yezid bana engel oldu. Seninle aramızdaki yakın akrabalık adına, bırak beni
gideyim" dedi. Ömer b. Sa"d b. Ebî Vakkas, durumu bir mektupla valiye bildirdi.
Vali İbn Ziyad : "Şimdi pençelerimizi uzattığımız zaman mı kurtulmak istiyor?
Bu zaman kurtulma zamanı değil artık" şeklinde bir şiir söyledi ve Ömer b. Sa"d
b. Ebî Vakkas"a bir mektup yazarak, Hz. Hüseyin"in Yezid"e biat etmesini
sağlamasını emretti. Aksi halde orada bulunan tek su kaynağıyla irtibatlarını
kes ve onları susuz bırakarak kuşatma altına al" direktifinde bulundu. Hz.
Hüseyin, Medine"ye dönmek istediğini defalarca bildirdi ise de karşı taraf
bunların dönmesine izin vermedi. Hz. Hüseyin artık savaşmaktan başka çare
kalmadığını anlamıştı. İki taraf savaşa tutuştu. Irak ordusuyla sayıları
sekseni geçmeyen küçük topluluk savaşıyordu. Çok geçmeden Hz. Hüseyin ve
taraftarı şehit edildiler. Yetmiş iki kişi Hz. Hüseyin tarafından, seksen sekiz
kişi de o bir taraftan öldü. Hz. Hüseyinin vücudunda otuz üç mızrak, otuz dört
kılıç yarası vardı. Şehit edildiğinde elli yedi yaşındaydı. Bu savaşta Hz.
Hüseiyin"in oğlu Aliyyül Asğar ile dört yaşındaki oğlu Ömer"den başkası
kurtulamadı.
Kufeliler Hz. Hüseyin"in
kesilen başı ile diğer şehitlerin kesilen başlarını mızraklarına takıp Kûfe"ye
götürdüler. Oradan da Şamda bulunan halife Yezid"e gönderdiler. Hz. Hüseyinin
başı Yezid"in önüne getirilip konulduğunda, tıpkı Kûfe Valisi Ziyad gibi onun
da elindeki değnek ile Hz. Hüseyin"in dudaklarına vurduğunda, sahabeden Ebu
Berzetu"l-Eslemi orada bulunuyordu. Yapılan çirkin harekete şiddetle karşı
çıkan bu sahabi: " Sen Hüseyin"in dudağına değnekle mi vuruyorsun? Çek onu
dudağından. Vallahi ben arada sırada Rasulullah (s.a.v.)" in o dudakları
öptüğünü görmüştüm. Kıyamet gününde sen yardımcın İbni Zeyd ile birlikte
Allah"ın huzuruna, şefaatçi Muhammed(s.a.v) olduğu halde gelecek ve çıkacaktır"
dedi ve kalkıp orayı terk etti.
Kaynaklar Hz. Hüseyin"in
başının Şam"da bir mızrağa takılarak asıldığını ve üç gün asılı bırakıldığını
ve teşhir edildiğini yazmaktadırlar.
Tarihin hiçbir döneminde
görülmeyen zulüm Kerbela"da Hz. Peygamberin torununa, ahfadına yapıldı. Çölün
ortasında Fıratın suyu kesilerek hepsi aç ve susuz bırakıldı. Zulüm, işkence,
yağmalama, gasp, öldürme, beşikteki çocuklara varıncaya kadar kılıçtan geçirme
bura da yaşandı. Tarihte örneği görülmemiş başka hiçbir peygambere yapılmayan
bir zulüm son Peygamber Hz Muhammed(s.a.v)"in nesline Emevi hanedanınca
yapılmıştır.