Bir Müslüman"ın en temel
özelliği olmasına rağmen ilerleyen zaman içerisinde bir kısımlarının sıvışarak
kaçtıkları, önlerinde bir engel gördükleri, masumiyetin en belirgin alametidir
dürüstlük. Onun firakından hicap bile duyulmaz bir hâl oluştuğu zamandan
korkmak lazım, ama bu bile kendini arattırır olmuşsa sorgulama artık meleklere
kalmıştır, orası ise son durak, bunu yorumlamak bizim işimiz değil, bizim
bildiğimiz bunu burada yaşamak ve gerekliliğini bilmektir!
Söylenilenleri yaşayabilenler,
yaşadıkları için söylenilenleri dinleyebilenlerdir. Okuma yüzde rakamının iyice
küçüldüğü bir zamanda, uyku ihtiyacını bile hutbe esnasında gideren işi çok
yoğun olanlara anlatılacaksa bu meziyet, uykuya yenik düşenler zaten
anlatılanlardan bir şey anlamamaktadırlar, diğer zamanlarda ise çoğunluk ne bu
sözcüğü duyar olmak arzusundadırlar, ne de onlara duyurma sorumluluğu
bilincinde olanlar vardır hayatlarında. Daha çok; "ilişkiler bozulmasın, kimse
bize kırılmasın" zihniyetinin esas alındığı garip bir zamandır şu zaman! Demek
ki kelime ve kavramların bile garipleştiği zamanlar oluyormuş, vay garipler
vay!
Diğer anlamıyla garipleşmemek
için işin özünü yazmaya çalışalım biz yine de:
Dürüstlük, kendisi aleyhine de
olsa haktan ayrılmamak, hukuka teslim ve razı olmaktır en geniş anlamıyla.
Haksız yollardan kendisine sağlanan her türlü menfaatin sahte faydalarını
anında ve bir çırpıda reddetmek de bu tarife dâhildir. Hak etmediğini almamak,
aldığı her ne olursa hak ederek almaktır denilebilir bir başka şekli ile.
Dürüstlük, her şartta hakkı
teslim etmek, hakkın teslim edilmesini sağlamak, buna gücü yetmiyorsa hakkın
yanında durduğunu sözle ifade etmek veya kendisine fayda ve zararı dokunmasa
bile, ya da zarara uğrayacağını öngörse bile haktan yana tavrını belirgin bir
şekilde ortaya koymaktır. Bir bakıma niyetten ve sözden icraata geçmektir asıl
dürüstlük, işin içerisinde dünyada olabilecek en korkunç sonuç olan ölüm bile
olsa! En muteber olanı bu duruştur elbette.
Dürüstlük, bir iş için tercih
söz konusu olduğunda, kendisinin o işe ihtiyacı olsa bile, kendisinden daha
layık olanını bulmak ve önermek veya tercih edilmesini sağlamaktır; bu yönü ile
hakka inanmaktır, inandığını yaşamaktır.
Bir başka deyişle; Allah"ı
hemen yanında hissetmektir, yaptıklarının Allah tarafından sürekli görüldüğünü
ve içinden geçeni bile O"nun bildiğine iman etmek, bunu aklından çıkarmamaktır,
riyakâr yani ikiyüzlü olmamak, yalan söylememek, verilen sözü yerine getirmek,
yerine getiremeyeceği sözü vermemektir, kendisine hizmet edilmesini değil,
hizmet etmeyi sevmektir dürüstlük.
Kendisine yapılmasını
istemediklerini başkalarına yapmamak, yapılmasına rıza göstermemek, hatta
yapılmasına mani olmak, devlet ve millet hakkını üzerine geçirmemek, yetki
aldığında yetki sınırını aşmamak, sorumluluk aldığında da sorumluluğunu yerine
getirmek, kimseye haksız menfaat sağlamamak, ölçüyü sağlam tutup birinin
hakkını başkasına geçirmemek ve "hak" söz konusu olduğunda taraf tutmayıp adil
davranmak, taraftar toplamak adına kişilere hakkı olmayan imkânlar
sağlamamaktır dürüstlük.
İşlerinde ve işlemlerinde adil
olmak, adalet istemek, en yakınındaki veya en sevdiği kişilerden bile gelse
adaletsizliğin karşısında olmak ve ret etmek, kendisine yapılmasını
istemediklerinin başkalarına yapılmasını da istememek, ya da kendisine
yapılmasını istediklerinin bir hak olarak başkalarına yapılmasını öncelikle
istemektir dürüstlük.
Kendisine bir emanet
verildiğinde hıyanet etmemek, ya da yetki kendisinde olduğunda başkalarının
hakkını gözeterek emaneti ehil olanlara teslim etmek, hiçbir kimsenin hakkına
tecavüz etmemek, en küçük kötülükleri dahi yapmamak ve yaptırmamak, yapılmasına
da şiddetle karşı çıkmaktır dürüstlük.
Er veya geç neticesi görülecek
olanlardan kaçanlar,dürüst olmamakla en başta kendilerine, çocuklarına ve
etraflarındakilere kötülük yapmış olurlar.
Esas olan, başkalarından önce
kişinin kendisine karşı dürüst olmasıdır. İçi ile dışının aynı olup olmadığını
herkesten daha iyi kişinin kendisi bilir. Kendisini tartan, ona göre
hareketlerine düzen veren kişi, kendisi ile birlikte başkalarını da felaketten
kurtarmış ve herkese iyilik yapmış olur.
Dürüstlükten kaçan felakete koşar çünkü.