Menü KAHRAMANMARAŞ Yorum Gazetesi
M. KEMAL ATİK

M. KEMAL ATİK

Tarih: 10.04.2013 00:00

Teröristler Isyan Günahıyla Lekelidirler

Facebook Twitter Linked-in

Bu dünyayı yöneten iki güç var: Rahman"a göre yaşayanların güçleri, Şeytana göre  yaşayanların güçleri. Rahman"a göre yaşayanlar sonsuzadek maddi ve manevi değerler içinde  yaşamlarını sürdürürler. Bunlar Akıl, mantık, sayesinde zihnilerinde formüle ettikleri ve her birinde var olan iman, arzu, yüreklilik, sevinç, sevgi, sadakat, haz ve acıma duygusunun her şeye can veren, her şeyi kudretiyle  yaratan Allah"ın lütfu sayesinde kazandıkları güzellikler olduğunu  bilirler. Yine bunlar, nihai mutluluğu hakikatin tefekküründe ararlar. Kendi doğasıyla uyum içinde olanlar bunlardır. Herşeyden önce sağlam bir zihni ve aklı selimi sürekli koruyan bu insanlar geçmişi, geleceği ve şimdiki zamanı düşünmenin keyfini yaşarlar. Kur"an"ın ifadesiyle: "Bunlar dünya ve ahirette iyiliğe, güzelliğe ve ihsana erişmiş erdemli insanlardır" (Bakara / 2: 201).

 Şeytana göre  yaşayanlara gelince: Bunlar, Şeytanla birlikte sonsuza dek kötülüğün girdabında hayvani hırsın çocukları olarak itaatsizliğin cezasını çekenlerdir. Bunlar  ısyan günahıyla lekelidirler. Bunlar, kendilerini yozlaştıranlarla ve suç iştirakçileriyle birlikte çekecekleri sonsuz cezaya sürüklenmişlerdir. Bunlar, kör ve azgın iradelerini öfke, korku, kıskamçlık, kin, hırs ve şiddet yüklü bedenlerinde taşımaktadırlar. Bunlar, iyiyi, güzeli yaşayanlara düşman, ahlaksız ve günahkarlar karşısında amansız dost, dorğruyu, vatanperlverliği yaşayanlara karşı terörist, zalim insanlar karşısında ahlak yasalarını bir tarafa bırakarak daha aşağı derecelerde rol alanlardır. Bunlar, birliği ve beraberliği bozan, etrafa korku, kaygı ve dehşet saçan, çevresindekilerce  kayrılıp iltifata boğuldukça  insanlık duygusunu yitirenleridr. Toplum ve milletimizin çözülmesini, bölünüp parçalanmasını, insanlar arasında var olan sevgi ve sevincin ıztıraba çevrilmesini, ülkemizin kana bulanmasını, bireysel ve toplumsal bağların koparılmasını gerçekleştirmek için programlandırılan şeytani / emperyalist güçlerdir bunlar.

Hakikatı tahrif eden bunlar; lanetlenme pahasına öldürdükleri binlerce masum insanı örtbas etmek için şimdi baş vurdukları yol barış sözcüğüdür. Milletimiz bu yalanlara asla itibar etmeyecektir. Çünkü bunlar yalan söylemenin bedelini hiç umursamamışlardır. Şehitlerimizin kanları bunları lenetlemiştir. Lanetli olduklarını  bildiğimiz bu teröristlerle barış içinde yaşamamız nasıl mümkün olur? Onları sevmek, şeytana tabi olmak değil midir? "Bir insanı oldüren, yeryüzünü kana bulayan bütün insanlığı öldürmüş hükmündedir" (Maide:32) ayeti,  ilahi müsamahasızlığı ğayet açık bir şekilde ifade etmiyor mu? Peki bu hükümleri nereye koyacağız. Şeytanın, fitne ve desisenin neşet ettiği yerde iyiliğin, güvenin, vefanın bulunması mümkün mü? Şeytana uyarak kibirle, talanla, ihanetle, her türlü suçu işleyerek gözü dönmüş hainlerin ne denli çekilmez caniler olduğunu bilmeyen kaldı mı? Baykuşların inlerine, sürüngenlerin ve vahşi hayvanların pusu mekanına saklanarak telafisi mümkün olmayan cinayetler işleyen bu gözü dönmüşleri  milletimiz unutacak mı?

 Barış kisvesi altında birlik ve bütünlüğümüzü bozmak için aykırı düşünceler ve hizipler icat ederek halkımızı  yeni bir aldatmacanın labirantine çekmeye çalışan bunlar değil mi? Bunların ve bunlarla işbirliği içinde olanların vefa duygusu taşıdığına inananlar mı var? Teröre milletimizi boyun eğdirmeye çalışanların bu yaptıklar yanlarına kalacak mı?

Tanrıdan bile  nefret etmeye cüret eden teröristler bunlar değil mi? dünyanın karanlığından kurtularak aydınlığa yaklaştığı bir anda ülkemizi yeni bir karanlığın içine itmeye çalışan bunlar değil mi? Amaçları insanlarımızı birbirinden kopararak ülkemizi dünyanın karanlığına sürüklemek isteyen bu caniler değil mi? Evet, biliyoruz ki bunlar halkımıza aydınlık değil karanlık vadetmektedirler. Nasıl ki, biri aslanın önünden kaçarken karşısına ayı çıkar; adam evine koşar, elini duvara dayar bir ne görsün, elini yılan sokmuş. Tıpkı onun gibi bunların vaadleri de aydınlık değil zifiri karanlıktır.

Bugün geldiğimiz açılım sürecinde teröristlerin sözde birlik gösterdikleri halde akıllarıyla devletimize karşı olduklarından hiç kuşkumuz yoktur. Devletimiz, ancak ve ancak sadakatla mukabele edip taleplerini yerine getiren, devletin çıkarlarını kendi çıkarları üstünde tutanlarla  güç birliği içinde olmalıdır. Bu bağlamda, Devletimizin üç önemli görevi olduğuna inanıyoruz: Milletimizin değerlerine ve insan haklarına sahip çıkarak halk için erdemli bir yaşam oluşturmak, bu yaşamı oluşturduktan sonra korumak ve korurken giderek  mükemmelleştirmektir.



Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —