Menü KAHRAMANMARAŞ Yorum Gazetesi
İMRAN KILIÇ

İMRAN KILIÇ

Tarih: 23.07.2013 00:00

İslam ve Tıp

Facebook Twitter Linked-in

"Hastalandığım zaman bana Allah şifa veriyor"(Şuara–80)

"Öyleyse hayatına kıymet ver gereken tedbirleri al"(Müsned)

Diğer ilim dallarında olduğu gibi tabii ilimler sahasında da Müslümanlar önemli çalışmalar yaptılar. Kendi zamanlarında, anatomide, tababette, eczacılıkta, hastane teşkilatında, doktorların tahsili konusunda önemli gelişmeler oldu. Bizans, Hindistan, Çin, vs. ile müşterek hudutları olduğundan İslam tababet ilmi ve fenni dünya ile etkileşti; eski ilim tetkik ve tecrübeye tabi tutulurken yeni ve orijinal buluşlarda yapılıyordu. Çünkü daha ilk zamanlardan itibaren Müslümanların uğraştıkları bilgi dallarından birisi de tıp olmuştur. Sevinilecek bir durumdur ki İslam âlimlerinin tıbba dair eserleri tahripten kurtulmuş, bu eserlerin birçoğu Avrupa dillerine çevrilmiş ve birçok kereler basılmıştır. Mesela doktorların sultanı olarak tanınan İbni Sina (980–1037) nın tıbba dair birçok yenilikler getiren kanun adlı kitabı İslam dünyasında olduğu kadar Avrupa"da da tıbbın temel kitabı olmuştur. Altı yüz yıl boyunca Avrupa üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulması bunun en büyük delilidir. İbni Sina, tıp dâhil birçok konudaki keşifleri ile Avrupalı ilim adamlarına öncülük yapmıştır. Razi (864–925) çiçek ve kızamık hastalıklarını keşvedip bu konuda ilk eseri vermiş, Akşemsettin (1389–1459) mikrobu keşvetmiş, İbn-i Cessar (?-1009) günümüzden bin yıl önce cüzamın sebep ve tedavilerini göstermiş, İbni Hatip (1313–1374) ilmi yollarla vebanın bulaşıcı bir hastalık olduğunu ortaya koymuştur. Bazı kaynaklara göre verem mikrobunu da Kambur Vesim (?-1761) ortaya koymuştur. Hülasa İslam bilginleri kendi devirlerinde ellerinden gelen her türlü ilmi çalışmayı yapmaktan geri durmamışlardır.

Müslümanlar bütün bunları Avrupa"da doktorun büyücü, hastanın ise şeytana tutulmuş, günahkâr ve suçlu sayıldığı bir devrede gerçekleştiriyorlardı. Konu ile ilgili kitapları ve ansiklopedileri karıştırdığımızda, hangi İslam bilgini tebabetin hangi dalında o günün şartlarına göre neler yapmış ve Müslümanların bu sahadaki katkıları neler olmuştur detayları mevcuttur ama biz konunun ayrıntılarına giremeyeceğiz. Her alanda ve bu sahada Müslümanlar, doğal olarak hem başkalarından etkilenmişler, hem de diğerlerini etkilemişlerdir. Çünkü bu medeniyetin ve medeniyet tarihinin doğal akışıdır zaten.

Çünkü Peygamberimiz (S.A.V): "Ey Allah"ın kulları tedavi olunuz." Buyurmuş. "Allah her hastalık için şifa verecek bir madde yaratmıştır." Gerçeğini buyurmuş. (Tedavi usulünü ve) şifa verecek maddeyi bilen bilir, bilmeyen bilmez. "Şunu iyi biliniz ki Hz. Allah (ölüm ve ihtiyarlık dışında) hak ettiği her bir hastalık için bir şifa yaratmıştır.( Zadu"l-Mecid) buyurarak insanları tıbbın gereği ile amel etmeye ve tedaviye sevk ve teşvik eylemiştir. Ve şöyle de buyurmuştur: "Şifa talep etmemiz, tedavi olmamız ve koruyucu tedbirlerle korunmamız da Allah"ın kaderindendir. (Sünen-i Tirmizi)  


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —