"Hastalandığım zaman bana
Allah şifa veriyor"(Şuara80)
"Öyleyse hayatına kıymet ver
gereken tedbirleri al"(Müsned)
Diğer ilim dallarında olduğu
gibi tabii ilimler sahasında da Müslümanlar önemli çalışmalar yaptılar. Kendi
zamanlarında, anatomide, tababette, eczacılıkta, hastane teşkilatında,
doktorların tahsili konusunda önemli gelişmeler oldu. Bizans, Hindistan, Çin,
vs. ile müşterek hudutları olduğundan İslam tababet ilmi ve fenni dünya ile
etkileşti; eski ilim tetkik ve tecrübeye tabi tutulurken yeni ve orijinal
buluşlarda yapılıyordu. Çünkü daha ilk zamanlardan itibaren Müslümanların
uğraştıkları bilgi dallarından birisi de tıp olmuştur. Sevinilecek bir durumdur
ki İslam âlimlerinin tıbba dair eserleri tahripten kurtulmuş, bu eserlerin birçoğu
Avrupa dillerine çevrilmiş ve birçok kereler basılmıştır. Mesela doktorların
sultanı olarak tanınan İbni Sina (9801037) nın tıbba dair birçok yenilikler
getiren kanun adlı kitabı İslam dünyasında olduğu kadar Avrupa"da da tıbbın
temel kitabı olmuştur. Altı yüz yıl boyunca Avrupa üniversitelerinde ders
kitabı olarak okutulması bunun en büyük delilidir. İbni Sina, tıp dâhil birçok
konudaki keşifleri ile Avrupalı ilim adamlarına öncülük yapmıştır. Razi
(864925) çiçek ve kızamık hastalıklarını keşvedip bu konuda ilk eseri vermiş,
Akşemsettin (13891459) mikrobu keşvetmiş, İbn-i Cessar (?-1009) günümüzden bin
yıl önce cüzamın sebep ve tedavilerini göstermiş, İbni Hatip (13131374) ilmi
yollarla vebanın bulaşıcı bir hastalık olduğunu ortaya koymuştur. Bazı
kaynaklara göre verem mikrobunu da Kambur Vesim (?-1761) ortaya koymuştur.
Hülasa İslam bilginleri kendi devirlerinde ellerinden gelen her türlü ilmi
çalışmayı yapmaktan geri durmamışlardır.
Müslümanlar bütün bunları
Avrupa"da doktorun büyücü, hastanın ise şeytana tutulmuş, günahkâr ve suçlu
sayıldığı bir devrede gerçekleştiriyorlardı. Konu ile ilgili kitapları ve
ansiklopedileri karıştırdığımızda, hangi İslam bilgini tebabetin hangi dalında
o günün şartlarına göre neler yapmış ve Müslümanların bu sahadaki katkıları
neler olmuştur detayları mevcuttur ama biz konunun ayrıntılarına giremeyeceğiz.
Her alanda ve bu sahada Müslümanlar, doğal olarak hem başkalarından
etkilenmişler, hem de diğerlerini etkilemişlerdir. Çünkü bu medeniyetin ve
medeniyet tarihinin doğal akışıdır zaten.
Çünkü Peygamberimiz (S.A.V):
"Ey Allah"ın kulları tedavi olunuz." Buyurmuş. "Allah her hastalık için şifa
verecek bir madde yaratmıştır." Gerçeğini buyurmuş. (Tedavi usulünü ve) şifa
verecek maddeyi bilen bilir, bilmeyen bilmez. "Şunu iyi biliniz ki Hz. Allah
(ölüm ve ihtiyarlık dışında) hak ettiği her bir hastalık için bir şifa
yaratmıştır.( Zadu"l-Mecid) buyurarak insanları tıbbın gereği ile amel etmeye
ve tedaviye sevk ve teşvik eylemiştir. Ve şöyle de buyurmuştur: "Şifa talep
etmemiz, tedavi olmamız ve koruyucu tedbirlerle korunmamız da Allah"ın
kaderindendir. (Sünen-i Tirmizi)