Menü KAHRAMANMARAŞ Yorum Gazetesi
M. KEMAL ATİK

M. KEMAL ATİK

Tarih: 21.08.2013 00:00

İslam Baş Kaldırı Yakıtı Mı?

Facebook Twitter Linked-in

 Bugün müslümanların yaşadığı Ortadoğu bir şiddet, isyan, mezhepsel bölünmelerin  yaşandığı bir yer haline gelmiştir. Burada biri diğerini yok edercesine savaşmakta, müslümanlar arasına kin ve nefret tohumları ekilmektedir.

İslam ülkeleri uluslararası camiada ortak davranışlar geliştirecek bir diplomasiyi güçlendirecekleri yerde birbirlerine düşerek bölünüp parçalanmışlardır.

 Aynı din ve mezhebe bağlı ülkelerin birbirlerine düşmanca tavır sergilemelerini ve Müslümanların ve örgütlerin birbirlerine ters düşmelerini ve hatta birbirlerini boğazlarcasına savaşmalarını anlamak, sebebini izah etmek imkansızdır.

Ortadoğuda müslümanlar o derecede bölünmüş ki, kimin hangi nedenlerle kimden yana veya kime karşı olduğunu sezmek hiç de kolay olmuyor. İslam toplumu maalesef hep zihinleri karıştıran çelişkilerle dolu bir toplum  olmuştur. Hizbullah, Hamas, el Nusra Cephesi, El Kaide Örgütü, Müslüman Kardeşler, Hizbu"t-Tahrir, Selefiye, Cihadcılar, Şii, Sünni gruplar gibi sayılarını bilemediğimiz pek çok hiziplere müslümanlar bölünmüşlerdir. Geçtiğimiz hafta Fatih Camiinde marjinal bir grubun ellerinde tek Türk bayrağı olmaksızın, "Kahrolsun demokrasi,yaşasın hilafet" sloganı ile gösteri yapmaları dikkat çekicidir. "Katolik papayı örnek alarak " bugün müslümanlar başsız kalmıştır, paramparça olmuştur" diyerek demokrasiyi lanetleyenler ülkemizde eylem yapabilmektedir. Bu eylemciler, 1950"li yıllarda Ürdünde kurulan " Hızbu"t-Tahrir" partisinin Türkiye ayağını temsil etmektedirler.

 Bu arada Batı medyası "ortadoğuda radikal dinci gruplar bölgeyi kan gölüne çeviriyorlar" diye sürekli batı toplumunun beynini yıkıyorlar. Sürekli ekonomik ve stratecik çıkarlarını düşünen ve demokrasi konusunda iki yüzlü davranan Batı

 ve uluslararası topluluğun önde gelen büyük güçleri tüm bu eylemlerin kaynağının İslam dini olduğunda mutabık görünüyorlar. Bu güçler sürekli şunları tekrarlıyorlar ve gündemden de düşürmüyorlar:  "İslamcılar temel hak ve özgürlüklere saygılı davranmıyorlar. İnsanlara inançlarına, cinsiyetlerine göre farklı muamele yapıyorlar. Demokrasiyi istemiyorlar. Din adına nefret kusuyorlar, kin saçıyorlar. Kan ve kin ile ülkeleri gırtlak gırtlağa getiriyorlar. Allah adına sözcülük yapma yetkisini kendilerinde görüyorlar. İlahi kutsallığı elde etme hakkını ancak kendilerinde olduğunu söylüyorlar. Hüküm ve fetva vermede ilahi görevi ancak kendilerinin deruhte ettiklerini iddia ediyorlar. Dinde siyaseti, siyasette dini arıyorlar, İslamı bir başkaldırı yakıtı olarak algılıyorlar"

Peki, İslam ve müslümanlar hakkında sürekli gündemde tutulan bu iddialar ne derece tutarlıdır?

 Bir kere şunu ifade etmek gerekir: İslamın ana kaynağı Kuran tüm bu suçlamaları ve yapılan eylemleri reddettiği gibi, kendi adına bütün eylemleri deruhte eden zihniyeti de dinde aşırı gitme/ ifrad/ dini fanatizim olarak görür ve reddeder. Çünkü dini fanatizimin arkasında imanın kalb ile, gönül ile onaylanması, yani, insanın iç dünyasında imanın karar kılması yerine dini savaşın doğal bir ürünü olarak rörme banazlığı ve ideolojisi vardır. Ayrıca dini fanatizimde  egemen olan, değişmezlik inancını hakim kılarak yeniliğe, akılcılığa ve üreticiliğe hoşgörü ile değil de retçi tavırla yaklaşım vardır. Ayrıca dini fanatizimde din ile ilmi, iman ile aklı, amel ile ümidi birleştiren yüce dinimizi bir benlik bir şekilcilik verme kurumu haline getirme vardır.

Peki, dini fanatizmi doğuran sebepler nelerdir? Dini fanatizim nasıl doğmıştur?

Bu soruların cevabını gelecek yazımızda ele alalım.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —