Her şehrin kendine özgü
tipleri vardır. Şehir onlarla güzelleşir. Kahramanmaraş"ın tiplerden önce
kendine özgü maddi kültür olarak tarhanası, biberi, dondurması ve edebi kültür
olarak da şair ve yazarları meşhurdur. Bunlar şehri aşanlar. Bir de şehri
aşamayıp da şehirde kendine özgülüğü ön plana çıkaranlar var. Mesela beş
kiloluk yağ tenekesinden keman yapan ve Trabzon Caddesi"nde valilik karşısında
her akşamüstü resital veren tip. Yine daimi pazarda veya cumartesi pazarında
kaval üfleyen amca. Şehrin pazarına, caddesine, o sokağına ayrı bir ruh
katıyorlardı çünkü şimdilerde yoklar. Onları birkaç dakika dinlemek, birkaç
kişinin onların etrafında halkalanması şehir kültürüne zevk katmaktaydı.
Koşuşturmacadaki insana bir nefes, bir serinlik, bir ruh olmaktaydı.
Hasan Ejderha"nın Maraş"ın
Cezbeli Gülleri kitabını okurken Eytam Yokuşu"ndan her çıkışımda iki yolun
kesiştiği ağızda duldaya oturmuş, önünde mendil serili, kasketi yan devrilmiş,
adını sanını bilmediğim, her geçişimde aynı noktada gördüğüm siyah sakallı, yüz
derisi damar damar büzüşmüş, oranın bekçisi olarak tanımladığım tiple
karşılaşırdım. Hususi yolumu o tarafa çevirdiğim günler de olmuştur. Şimdi
yerinde kimseler oturmuyor. Her geçişimde oradan, bir sahipsizlik hissi
duyarım.
Sahipsizlik duygusu demişken
Narlı"ya Kahramanmaraş"tan girişteki sert dönemecin şapkalı, düdüklü bekçisi de
yok artık, orası da sahipsiz.
Bir de Emniyet Kavşağı,
Müftülük Kavşağı, bazen de İş Bankası Kavşağı ışıklarında arabalara yaklaşan,
hiçbir zaman konuşmayan, bir yardım uman yaşlı kadın şimdilerde yok.
Ulu Camii dolmuş durağında
yolculara çığırtkanlık yapan, hafif peltek bağıran adam da yok.
Her geçişimde gözlerim onların
yoktan var olacağını hayaller, çoğu zaman bekler, çoğunun darıbekaya göçtüğünü
bildiğim halde.
Bu tipler neydi, nedir? Deli
mi, meczup mu, hasta mı? Mutlaka her birinin haklı bir sebebi vardı, yenilerin
de vardır.
Maraş"ın Cezbeli Gülleri"nde bu tiplerden
yirmi biri anlatılmış. Bunlar yazar tarafından "mübarekler, şehrin sahipleri,
cezbeli gülleri" olarak tanımlanmış, Maraş"ın delileri olarak algılanmamışlar.
Çünkü onlara yardım, sadaka belayı def eder, olarak medeniyetimize,
zihinlerimize nakşedilmiştir büyüklerimizce. Bizler de bazen içimiz itiraz etse
de elimizin cebe gitmesine engel olamıyor, olmuyoruz.
Hasan Ejderha,
Kahramanmaraş"ın kimliğine sirayet etmiş Hortum, Çakmak, Küllük, Çürük, Kamıncı
Ali, Osos, Cip Ali, Deli Bahar, Hoşaf gibi eski cezbelileri yazmış. Bu güller
toplumdan aykırı yaşasalar da onlarda bizden olan bazı değerlerin
yoğunlaştığını unutmayalım. Kitap bize, cezbeli gülleri kendi halleriyle
tanıyıp sevmemiz gerektiğini kavratıyor. Bize de bu kitabı zevkle okumak, o
insanlara hoşgörü kapımızı açık tutmak düşüyor.
Bir şehrin kültürünü ayakta
tutan böyle eserlere ihtiyacımız olduğunu unutmayalım. Çünkü zaman insanları
yalnızlığa iterken bu tür kitapları okumaya da sürüklüyor.