Menü KAHRAMANMARAŞ Yorum Gazetesi
M. Nedim Tepebaşı

M. Nedim Tepebaşı

Tarih: 28.10.2013 00:00

Bir Başka Şekil

Facebook Twitter Linked-in

Yapmayacağı ya da yapamayacağı işleri yapacağını söylemek insanları aldatmanın değişik bir versiyonudur. Bu davranış biçimi, sorumluluk yaşı ve daha ilerisinde, akıl sahibi herkesin dikkat etmesi ve sakınması gereken bir konu olmakla beraber çağın genel bir hatası ve tutkusu haline gelmiştir. Ne var ki bu sakat ve marazlı yöntemle insanlık âlemi yıllarca aldatılmış ve hakları zayi edilmiştir.

İnsanın maneviyatı ile uyuşmayan bu davranış, her nedense birçok toplumda, birçok kişiler arasında zaruri bir yöntem olarak benimsenmiş, olmaza "olmaz" demek yine bunlar tarafından suç veya yönetim bilmezlik olarak görülür olmuştur. Bir işi yapmayacağını ya da yapamayacağını bile bile etrafındakilere umut dağıtanlar, aldananlar aldatıldıklarını anlasalar da "bir umut" diyerek aldatıldığını aldatanların yüzüne karşı söyleyemeyenler, dünden bugüne hep bulunmuştur, bu gidişle gelecekte de bulunmayacağına dair kimsenin garantisi yoktur.

Yüksek seviyede ahlâk sahibi olmanın bir şartı da yapmayacağı veya yapamayacağı bir işi söylememek ve vaat etmemektir."Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?" (Saff 61/12 Meal: Diyanet İşleri )ayetine Muhammed Esed : "Siz ey imana ermiş olanlar! Niçin bir türlü söylüyor, başka türlü yapıyorsunuz !" meali vererek bu davranışa yeni bir anlayış ve boyut kazandırmıştır. Her iki meale göre bu davranış şekli bizzat Allah tarafından eleştirilmiş ve bunu yapanların yanı sıra böyle yapacak olanlar da peşinen ikaz edilmişlerdir.

Hâl böyle iken inanmak ve yapmak arasında bir zıtlığın bulunması durumunda bu işin faili durumunda olanlar bu dünyayı şöyle böyle atlatsalar da öbür dünyada kendilerine nasıl bir yer bulacaklardır?

Merhum Necip Fazıl"ın "Laf yalama oldu!" sözü bu durumu halk diliyle veciz bir şekilde ifade etmektedir. Laf neden yalama olmuştur? İşte bu yüzden yalama olmuştur. Başka bir sebebi var mıdır? "Öl söz verme, öl sözünden dönme!" deyişi bir ahlâk kuralı olarak geçmişte topluma kazandırılmış olmasına karşılık, bugün bu anlayışa sahip olmak bir nevi ahmaklık olarak algılanmaya ve değerlendirilmeye başlanılmıştır.

Kaybedilen her ahlâk kuralının bedelini, olup bitenlere seyirci kalanlar dâhil, kuralı terk eden toplumun kendisi öder. Ahlâk kurallarını terk edenlerle onların yanında duranlar, aslında suç ortağıdırlar. İnsanlık âlemi bu yozlaşmadan çok zarar görmüş ve en ehven şekliyle bedelini, başkaları refah içerisinde yaşarken kendileri sefalet çekerek ödemişlerdir.

Ahlâk kuralları övünmek ve avunmak için değil yaşanmak içindir. Söz konusu kuralları, konusunu süslemek için malzeme yapıp da yaşanmasına katkı sağlayamayanların yorgunlukları da işin cabasıdır.

Allah tarafından, yapılması ve bağlı kalınması istenilen bir ahlâk kuralının atlanılması ya da yok sayılmasının Müslüman bir toplumun kendi ipini çekmesinden farkı nedir?

Sıkıntıların peşini bırakmadığı topluluk, biraz kendini sorgulamalıdır. İslam inancına sahip toplumların, İslam"a inanmadıkları halde refah seviyesi yüksek toplumların hâli karşısında kendilerini bir özeleştiri testinden geçirmeleri yararlı olacaktır. Çünkü herkes yaptığının karşılığını bulacak ve alacaktır!


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —