Menü KAHRAMANMARAŞ Yorum Gazetesi
HACI ALİ ÖZTURAN

HACI ALİ ÖZTURAN

Tarih: 17.12.2013 00:00

Üç Büyük Adam

Facebook Twitter Linked-in

Edebiyatçıların dışında biyografiler kimselerin dikkatini çekmez. Biyografi yazanlar da yazdıklarını sokaktaki vatandaş okusun diye yazmazlar. Yazdıklarını kendileri gibi konuya arzu duyan sanat ve edebiyat tutkunları için yazarlar.

Stefan Zweig Avusturyalı bir yazardır. Dünyanın pek çok diline çevrilen romanları bulunmaktadır. Bu kadar çalışmanın arasında bir de "Üç Büyük Adam" adı altında Dostoyevsky, Balzac ve Dickens`ın biyografilerinin yer aldığı bir çalışması var ki bu çalışmanın hayranıyımdır.

Stefan Zweig bu çalışmasını 1949 yılında bastırmış, Dr.Ayla Yörükan ise 1975 yılında arı duru Türkçesiyle dilimize kazandırmıştır.

Kazandırmıştır diyorum çünkü edebiyata soyunan gençlerin bunları kesinkes okumaları gerekir. Sağ sol olaylar bittikten sonra kendime bir yön çizmiş ve edebiyata yönelmiştim. İlk yaptığım iş öykü ve roman okumak, bir yıl kadar sonra ise böyle biyografileri, sanat adına yazılmış kitapları okumak olmuştu. Onları bugün bile okurum.

Sanat ve edebiyatın basamaklarıdır onlar.

Onları okumadan olmaz desem yeridir. Bugün Stefan Zweig`in "Üç Büyük Adam"ını karıştırırken anımsadım, Dostoyevsky sara hastasıdır. Bana göre dünyanın en büyük romancıları arasında olan, hayranlık duyduğum bu büyük insan bir romanın çatısını kurar, yazmaya başlar, belki elli sayfa sonra sara nöbetine yakalanır. Ağzı köpürerek yere yıkılır. Ayıldığında her şeyi, ama her şeyi unutmuştur. Romanın neresindedir, kahramanı ne yapacaktır, gelişme nedir, sonuç ne olacaktır... Hepsini unutmuştur.

Büyük bir azimle kaldığı yerden yeniden başlar. Olayların çatısını yeniden kurarak yazmaya devam eder, ta ki ikinci bir sara nöbetine kadar.

Dosto bundan yakınmaz. Yakınmayı isyan sayar. Hastalığının nöbetini şöyle anlatır:

-Nöbet gelmeden birkaç saniye önce dünya o karar pembeleşir, o kadar güzelleşir, o kadar haz verici hale gelir ki sımsıkı dünyaya tutunmak isterim.

Dosto bu birkaç saniyelik anı sayfalarca anlattıktan sonra şöyle der:

-Ben bu birkaç saniyede şu kadar anlamlı ve derin şeyler yaşıyorsam, bu yaşadıklarım bana saatler gibi geliyorsa, inanıyorum ki Muhammed de yatağı soğumayacak kadar kısa bir zaman içerisinde miraca çıkmıştır ve Tanrı ile konuşmuştur. Çünkü o yarım saat, çok büyük bir zaman dilimidir.

Bu dünyada kimler yaşamış değil mi?

Yorum sizin...


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —