Teravih: Arapça bir isim olup "teraviha" kelimesinin çoğuludur.
Terviha, kendini rahatlandırmak ve teravih kıldırmak anlamına geldiği gibi Ramazan gecelerine mahsus olan namazın, dört rekâtında bir oturularak istirahat edildiğinden her bir dört rekâtına bu ad verilmiştir. Teravih namazı; Ramazanın her gecesinde yatsı namazından sonra ve vitirden önce sünnet-i Müekkede olarak kılınan yirmi rekât namazdır. Vakti fecir doğunca devam eder.
Teravihi mükellef olan her erkek ve kadın kılar. Cemaatle kılınması ise sünnet-i kifayedir. Teravihi özürsüz camiye gitmeyip evde kılan kimse cemaat faziletini kaybetmiş olur.
Teravih orucun değil vaktin sünnetidir. Onun için teravih, oruç tutamayana, hastaya ve yolcuya sünnet olduğu gibi, gündüzün sonunda namaz ile mükellef olan kimseye de sünnettir. Bu namazı, her iki rekâtta bir selam vermek sureti ile tamamlamak daha efdaldir.
Teravihe başlandığı sırada camiye giren kimse önce kendi başına yatsın namazını kılar, sonra cemaate uyup teravihi kılmaya devam eder. Vitri de cemaatle kıldıktan sonra teravihin kalan kısmını kendi başına tamamlar. Teravih, vakti içinde kılınmamışsa kaza edilmez, Ramazanda teravihin cemaatle kılındığı yerde vitirde teravihe kıyasla cemaatle kılınır.
Teravih namazında da acele kılınırken kıraatte kelimeleri tane tane okumalı ve mahreçleri bozmamalıdır. Tertibe riayet etmeli, kerahet işlememelidir.
Beş terviha ile kılınan teravih namazında her iki teraviha arasın da bir terviha miktarı oturmak müstehapdır. Bunun gibi beşinci terviha ile vitir arasında kabul edilmiştir.
İki terviha arasında müstehab olan oturmaya riayet edilen cemaatlerde is-terlerse tesbih ile meşgul olurlar, isterlerse susup beklerler, isterlerse de hamdele ve salvele getirirler.