Sevgili Okurlar, bugün din adına, Allah adına, Peygamber
adına konuşanlar maalesef toplumumuzda o kadar çoğaldı ki, hemen her yerde her
tv kanalında, evlerde vb yerlerde kimin cehenneme, kimin cennete gideceğine
dair konuşmalar yapılıyor, Allah ve Peygamber adına fetvalar veriliyor; Saf ve
temiz halkımızın dini duyguları istismar edilerek maddi çıkar sağlanıyor. Öyle
ki birileri dini anlatıyorum diyerek servet elde ediyor birileri de hurafe ve
efsane anlatarak yani dini bozarak menfaat elde ediyor. Bunlar içerisinde
öyleleri var ki, Allah"ın kitabını okumadan, okuyamadan, anlamadan, anlayamadan
beyanda bulunuyor. Bunlar vahiy ve akıl süzgecinden geçirmeden duyduklarını,
işittiklerini, her türlü rivayetleri ve haberleri tahlil etmeden, doğru olup
olmadığını incelemeden yaymaya çalışıyor. Aynı şekilde bunlar, dinin ana
kaynakları dururken mezhebi ve meşrebi belli olmayan kişilerin ortaya koyduğu
mesnetsiz bilgileri de din olarak algılıyor.
Saf ve temiz müminler ise Allah ve peygamber adına söylenenleri hangi
yönden, hangi semtten ve hangi kafadan gelirse gelsin irdelemeden
kabulleniyorlar. Bu durumdan faydalanan cahil din tahrifçileri Allah"ın
kitabını, Resulünün sünnetini bilen ve bu sahada mütehassıs olan İslam
bilginlerini söz sahibi olarak görmezler. Aksine bunlar hemen harekete geçerek
âlimleri sindirme, susturma yolunu seçerek cehaletlerini kamufle etmeye
çalışırlar. Bunlar nefsi isteklerine İslami malzeme yaparlar. Yine bunlar,
ilkelerini bilme ve okumaya dayandırmazlar. Bunların sermayesi, safsata,
cehalet, peşin fikir, taassup ve sorumsuzca söylenen sözlerdir. Bunlar
kendileri gibi düşünmeyenleri, tekfir yani kafir ilan ederek lanetlerler. Bu
lanetleme, kendi hiziplerine, kendi guruplarına bağnaz bir şekilde bağlı olan
bu insanların ellerinde son derece bir silah olarak kullanılır.
Yine bunlar, Kuran"ın ve sahih hadisin dışında bir sürü dini
terimler ve kitaplar oluşturup dini bunlara dayandırmaktan vazgeçmezler. Bunlar
Kuran ayetlerinin hilafına inanç ve tavırlar, şekil ve estetikler ortaya
koymaya çalışıyorlar. Bu dağınıklık, fikri alana sirayet ettiği gibi şekli
alanda da kendini gösteriyor. Öyle ki pejmürdelik, dağınıklık, kabalık,
sertlik, şiddet, zillet, geri kalmışlık Müslümanlar arasında alabildiğine
yaygınlaşıyor. bu zihniyet dünya
gündemine Müslüman"ı savaş isteyen, kan döken, acımasız, kaba, zillet ve
meskenet içinde yaşayan biri olarak gösteriyor.
Allah"ın insanlara vermiş olduğu aklı kullanmayanlar, hangi yönden gelirse gelsin din olarak ortaya konan, söylenen pek çok haberi Kuran, akıl ve bilim süzgecinden geçirmeyenler Allah"ın dinini değil de kulların şekillendirdikleri dini yaşayan toplumlar geri kalmaya mahkum olacaklardır.