Çarpık yapılaşma her kent gibi
Kahramanmaraş"ın da sorunlarının ilk sırasında yerini almaktadır.
Gecekondulaşmanın baş aktörleri ne yazık ki belediyelerdir. Daha çok,
fabrikalaşmanın arttığı kentlerde, işçiye ihtiyaç duyulmuş, işçiye ihtiyaç
oldukça da köyden kente göç artmıştır. Bir tarafta işverenlerin düşük ücretle
işçi çalıştırma isteği, diğer tarafta arazide çalışmaktansa sağlıksız da olsa
fabrikada, daha rahat bir ortamda çalışmanın tercih edilmesi, işin mevsimlik
olmayıp sürekli olması ve kent yaşamının cazibesi köyden kente göçü daha da
hızlandırmıştır. Sebep ne olursa olsun ülke genelinde olduğu gibi göç
Kahramanmaraş"ta da iyi yönetilememiştir.
Yöneticilik ön görü ve seziyi
gerektirdiği gibi gidişatı, ani ve hızlı gelişmeleri yönlendirebilme becerisine
sahip olmayı da gerektirir. Sel gelmeden önce altyapısını, sel gelecekmiş gibi
yapıp tedbirini olan, sel geldiğinde kazasız belasız afeti atlatabilecek ya da
en az hasarla savuşturacaktır. Yöneticiler, kentlerin sanayileşmeye yönelik
sinyallerini önceden algılayabilmeli, buna bağlı olarak yakın zamanda göçün hız
kazanacağını görebilmeli ve buna hazırlıklı olmalıydılar. Göç başladıktan sonra
alınan tedbirler çok da fayda vermediği gibi çoğu zaman da gelişmeler
yöneticiyi aciz bırakmaktadır.
Göç eden her kişi, göç ettiği
yere bir yük getirecektir. Her kişinin altyapıya bir maliyeti ve yükü vardır.
Şayet bunlar çözüme kavuşturulmamışsa beklenmedik sıkıntıların kapıda
beklediğini herkes bilmelidir.
Kimi yöneticiler
gecekondulaşmaya göz yumarak göçün getirdiği sorunlara çözüm bulduklarını
zannetmişler hatta gecekondu ev yapanlara kum, çimento, demir gibi malzemeler
vermek suretiyle sıkıntıyı bir an önce bitirmeye çalışmışlardır. Bunun adına da
"yardım" demişlerdir. Hâlbuki asıl çözümsüzlük malzeme vermekle başlamış
olmaktadır. Plansız bir şekilde yapılaşan bu yerlerin altyapıya olan
ihtiyaçları en kısa zamanda haklı istekler olarak yönetime gelmeye
başlayacaktır. Ayrıca çözüm olarak görülen bu uygulamanın içerisinde haksızlık
vardır. Aynı düzeyde mali imkâna sahip olanların ya da imkânı olmayanların
hepsine aynı ve adaletli bir şekilde muamele yapılabilecek midir? İş
derinleştirilecek olursa halkın tamamının hakkını korumak mümkün olacak mıdır?
Bu tür olaylarda bir değil
daha fazla haksızlık vardır. Önce malzeme verilmek suretiyle gecekonduculuk
tevşih edilmektedir, işin içerisinde eşit dağıtım/paylaşım yoktur, görüntü
bozuklukları oluşturulmaktadır, insanların sağlıksız binalarda yaşamalarına
sebep olunmaktadır, sonra da yıkmak suretiyle ikinci kez kamu zarara
uğratılmaktadır. Nitekim şehrin güneyinde, üstelik heyelan bölgesinde, zirve
yapan gecekondulaşma olası bir felaket karşısında can ve mal kaybının önlenmesi
adına yıkılmaya başlanmıştır.
Geçmiş zamanda Vali
Yardımcılarımızdan birisi, gecekondunun önlemesine yönelik bir proje teklifinde
bulunmuştu. 60-70metrekarelik,kullanışı evler yapılmasını, bu evleri de
gecekondu yapma teşebbüsünde bulunanlara, evi olmayan ihtiyaç sahiplerine, en
düşük kira bedeli kadar aylık ödeme planıyla uzun vadede ödemek üzere
verilmesini, içinde otururken borcu bittiğinde evin o kişiye tapu edilmesini önermişti.
O günkü hesaba göre yaklaşık
30 000 Lira civarında bir maliyeti olacak bu proje için bir fon ayrılması, bir
müddet sonra işin kendi içerisinde döner hâle geleceği öngörüsü ile
programlanabileceği üzerinde konuşmuştuk. Bu tür işlerin, projelendirilip
uygulamaya konulmasını ben her zaman desteklemiş ve yanında olmuşumdur. Ancak
birçok kereler olduğu gibi Belediye Başkanın bu teklifi kolayına kabul
etmeyeceği varsayımı ile konuyu Başkan Bey"e ileteceğimi söylemiştim. Nitekim
Başkana söylediğimde, tahmin ettiğim bir şekilde, bu tür işlere kesinlikle
girmeyeceği tepkisini vermişti.
Ancak bir müddet sonra ne
olduysa oldu, bir duyduk ki Güzel Evler projesi devreye girdi. Kısa sürede
müracaatlar tavan yaptı. Kura ile evler sahiplerini buldu. Bu arada kurada ismi
çıkanların, hazırda verecekleri paraları varsa peşinatını verdiler, peşinat
verecek gücü olmayanlar mahzur görmemişler ise kredi kullandılar, kredi
kullanmayı mubah görmeyenler geri çekildiler ve kirada oturmaya devam ettiler!
Neticede her zaman dışarıda klanlar yine dışarıda kaldılar.
Daha sonra yine ne olduysa
oldu, konut yaptırma işleri hem de hız kazanarak devam etti. Ben, vatandaşın
lehine yapılan işleri her zaman takdir eder ve desteklerim. Ancak biz bir şey
söylediğimiz zaman tekliflerimizin bir kısmına karşı olumsuz tepki verilmesini,
bir müddet sonra ise bu işlerin yapılıyor olmasını, hem de hararetle savunarak
sahiplenilmesini bir türlü anlayabilmiş değilim. Önemli olan tabi ki memleket
ve millet yararına işlerin yapılmasıdır. Demem odur ki vatandaşın
yararlanacağı, kentin sorunlarının çözüme kavuşacağı, ilimizin güzelleşeceği
projeler üzerinde birlikte hareket edilseydi de halkımız ve memleketimiz
kazansaydı daha iyi olmaz mıydı? İşte siyasette anlaşılması zor işlerdir
bunlar!
Yöneticiler her zaman
vatandaşı doğru işlere yönlendirmeye, onların işlerini kolaylaştırmaya,
kolaylaştırayım derken yönetime yeni yük getirmemeye özen göstermelidirler.
Kahramanmaraş"ın yerleşim olarak en güzel yerlerinden biri olan "Gecekondu
Önleme Bölgesi" ilan edilen yerde bu kriterlere bağlı kalınmadığı için
başlangıçta yeni bir gecekondu ihdas edilmiş oldu. Neyse ki sonradan o bölgede
apartmanlaşma eğilimi başladı da işler biraz daha düzenli yürütülür oldu. Daha
önce kontrolsüz yapılan binaların yeni yapılara uyum sağlayan yapılara
dönüştürülmesi uzun zaman alacaktır. Bu bölgede çok güzel projeler üretmek
mümkünken orası da aceleye getirilerek kısmen de olsa heder edilmiştir.
Yönetim her zaman vatandaştan
önünde yürüyebilmelidir. Yani kentin hangi bölgesi diğerlerinden önce gelişme
eğiliminde ise yönetici onu tespit edebilmelidirler. Böyle olmadığı zaman
sıkıntı yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Fatmalı bölgesinde gelişen olumsuz
yapılaşmanın önlenmesi bakımından erken hareket edilmesini önermiştim.
Burasının, er ya da biraz geç, şehir merkezine bağlanacağını, zamanın İmar
Komisyonu Başkanı Cemal Bey"e özellikle söylemiştim. O zaman üzerinde durulmadı
ya da durulamadı! Bir ara Kayseri istikameti çevre yolundan o bölgeye köprü
yapılacağı konuşuldu ise de herhangi bir çalışma olmadı. Aradan o kadar çok
zamanda geçmedi ama köyler bile mahalle oldu.