"Su Medeniyettir" adı altında, arkadaşların da desteği ile bir kitap hazırlamıştık ancak buna bir ilave yaparak "Yol ve Su Medeniyettir" demek gerektiğini galiba şimdi daha iyi anlıyorum.
İşin aslına bakılacak olursa
vatandaş da medeniyeti bu ölçülerde değerlendirmektedir.2014 yılı yerel
seçimleri için aday adayı olduğumda, Ulu Cami tarafından Belediye Çarşısı"na
(Kapalı Çarşı) girerken karşılaştığımız bir arkadaş, önce tebrik etti, hemen
arkasından da:"Aday olursanız ve kazanırsanız, bizim de dümdüz yollarımız
olacak mı?" diye sormuştu. Bir arkadaşım da;"Benim hanım; Sor bakalım,
belediye başkanı olursa düz yollar yapacak mı, ya da yolları düz hâle getirecek
mi?" diyor."demişti.
Vatandaşlar, yol konusunda
oldukça dertli olmaları yanında şikâyetçi olmalarında da haklıdırlar. Onlar,
çarpıklıkları, yanlışlıkları, yapılması gerekenleri ve yapılmayanları çok iyi
bildikleri halde onların adına iş yapanlar onları dinlemiyorlar!
Yine aday adaylığı sürecinde
"Bin Evler" diye adlandırılan yeni yerleşim yerlerinde, eskiden yapılan
hatalara rahmet okutacak yeni hatalar yapıldığını, bazı muhtarlarımız ve
vatandaşlarımız özellikle göstermişlerdi. Ben de bizzat görmüş oldum. Kısa
mesafeli, eğri büğrü yollardan, düz giderken aniden insanın önüne çıkan
yapılardan, istenilmediği kadarını görmek mümkündür. Daha yeni açılan, ikinci
şeridi henüz açılmamış olan Tekerek yolundan Üniversite"ye bağlanan yolun
başlangıcı sayılabilecek yerde bile zikzakların bulunduğunu görünce bir kere
daha hayal kırıklığına uğradım. Kentin imar planını yapanlar hata yapmışlarsa,
kimi taleplere gösterilen tadilat gayreti, asıl kenti ilgilendiren benzer
çarpıklıkların düzeltilmesinde gösterilmeli değil miydi? Peki, neden yapılmadı?
Cevabı olmayan bir soru!
İmar planı doğru ve düzgün
şehirleşme için, tadilatlar ise yanlışlıkları düzeltmek ve çarpıklıkları
gidererek kenti güzelleştirmek ve kent yaşamını kolaylaştırmak için
yapılmalıdır. Şehir İmar Planları yapılırken, olması gereken şekilde
yapılmadığı veya bir kısım vatandaşın isteklerine göre planlandığı, ya da
çıkarlar elde etmek için açıktan ya da sinsice istekte bulananların istekleri
doğrultusunda sürekli tadilatlar yapıldığı için Maraş tabiriyle "peh" denilecek
bir kent yapılaşması olmamıştır. İki apartmanın arasından geçen sokakların
arterle kesişmesine bağlı olarak trafiğin karmaşaya dönüşmesi, tâlî yollar
sebebiyle kaldırımların her 30-40 metrede bir kesintiye uğraması, yeni yerleşim
yerleri olmasına rağmen inişli çıkışlı kaldırımların oluşması, düz bir
kaldırımın olmayışı, temeli bozuk bir yapılaşma ortaya çıkarmıştır. Hiç değilse
yeni yerleşim yeri düzenli ve planlı olsaydı!
Yine yeni yapılaşma bölgesinde
olmasına rağmen Tekerek yolundan Yeşilvadiye doğru giden yolun darlığı,
kaldırımlarının ancak iki kişinin yan yana yürüyebileceği genişlikte oluşu, bu
çağın planlaması olmamalıydı. "Sağlıklı yaşam için yürüyelim" sloganının
kullanıldığı bir ülkenin bu güzel kentinde, insanların doğru düzgün yürüyüş
yapacakları bir kaldırım veya yürüyüş yolunun olmaması yeni yapılanmaya
yakışacak bir planlama değildir.
Önceki bir bölümde Arasa Camii
tarafındaki yolun yapısı hakkında yazmıştım. Bugün o yoldan geçerken bir kere
daha dikkatlice yola baktım ve kentimiz ve halkımız adına üzüldüm ve iç
geçirdim. Kaç yıl oldu unuttum, yıllardan beri görevliler bıkmadan, usanmadan
aynı yolda çalıştılar! Ne kadar mesai harcanmış, emek verilmiş o yolun
yapılması için acaba? Kısa mesafede oluşturulan minyatür tepecikler ne ustalık
gerektiren işler öyle! İçim elvermedi bu araya bu cümleleri sıkıştırdım hemen.
Daha önce o yolun başlangıcı
sayılan Şekerdere"den sonra Yeraltı Çarşısı"nın batısından geçen kısmına kavis
yaptıran binalar kamulaştırılmak istenmiş ancak mülk sahipleri ile anlaşma
sağlanamamıştı. O zaman Başkan Bey"e de söylemiştim; o bölgedeki trafik
sıkışıklığının kısmen de olsa çözüme kavuşması için ilk adım olarak o binaların
bir an önce kamulaştırılması gerektiğini.Fakat
fiyatta anlaşma sağlanamadığını söylemişti Başkan.Halbuki bu tür işlerde
bir miktar fazla ödeme yapmanın, getirisi düşünüldüğü zaman ve göreceği iş
açısından pahalı sayılmayacağını da söylemiştim.
Sonraki dönemde ise eski
otogarın satışından elde edilen paranın ne şekilde hizmet yatırımına
dönüştürülebileceği konusunda Başkan Bey, üçerli gruplar halinde görüştüğü
meclis üyelerinin düşüncelerini sormuştu. Bu hareketin sonucu hakkında bir şey
söylemek istemiyorum ama bu davranış belediye tarihinde bir devrim niteliğinde
idi. Dediğim gibi sonucunu tartışmıyorum. En son görüştüğü grup içerisinde en
son benim görüştüğü kişi de ben oldum.Fikrimi sorduğunda Başkan Bey"e:
"Şekerdere"deki Belediye Sosyal Tesisleri karşısındaki petrol istasyonundan
itibaren Şazibey Camii"nin istikamet alınıp kıyı şeridi gibi bir gidiş yolu
açılmasını, Kıbrıs Meydanı başlangıcından Ulu Cami istikametine de yine bir
kıyı şeridi gibi dönüş yolu yapılmasını" önermiştim. Bu iki yol arasında kalan
yapıların kaldırılarak Arasa Camii"nin ortaya çıkarılmasını ve orada kente
nefes alacak büyük bir meydan yapılmasını da önerdikten sonra;"Şayet bunu
yaparsanız, en az yüz yıl bu toplum sizden söz edecektir." diye de ilave
etmiştim. Bunun yanında adına Tekke de denilen Yusuflar Mahallesi"ndeki ömrünü
çoktan doldurmuş binaların kamulaştırılmasını, o bölgede ikamet edenlere
böylece bir iyilik yapılmış olacağını ifade ettim. Ayrıca bölgede kentsel
dönüşüm uygulaması ile villa tipi evlerin yapılarak satılmasını söyledim.
Önerilen yolun açılmadığı gibi yapılan meydan da büyüklüğü itibarıyla çok da
ferahlatıcı bir alan olmadı. Ben yetki alanımda ancak bunları yapabildim.