Barış ve huzur verici bir güç olarak Irak"a giren, demokrasi ve insanlık sevgisinin şarkısını söyleyen güçlerin amaçları meğer insanlığın onuru, şerefi, kanı imiş. Verilen vaatler ise meğer insanlığın ortaya koyduğu temel ilkelere indirilen bir darbe imiş.
İslam dünyasının
doğal zengin kaynaklarını, servetlerini ve gelirlerini sömürerek, onları ayakta
kalma mücadelesi vermeye zorlayan emperyalistlerin demokrasi ve insan hakları
anlayışı meğer buymuş. Bu ideolojide yaşamın, imanın, faziletin, namusun,
özgürlüğün, barışın, zaferin, dindarlığın hatta hazzın ve birlikte yaşamın bir
değeri de yokmuş. Bu ideolojide sahtekârlığın, ölümün, hırsın, sefaletin,
korkunun, felaketin, savaşın ve sömürünün yeri varmış.
Bu ideolojiye mensup olanlar kendi menfatlarını korumak
için, Müslümanı Müslümana kırdırtmakta,
Arap olanı Arap olamayana, Kürdü Türk"e karşı silahlandırmakta, Sünni
ile boğuşması için Şİİ"yi teşvik etmekte, dışarıda teröre karşı olduğunu
söylerken içeride terörü desteklemekte, cesaretlendirmektedir.
İşte bu zihniyette olan emperyalistler halkları,
devletleri uyutmakta, büyülenmekte ve hatta savaşa bile sürüklemekte ve
zorlamaktadır. Böylece karanlıklar aydınlığı istila edecek, sonuçta
emperyalistler emellerine ulaşacaklardır.
İslam dünyasının ise hemen her tarafında insanlar esarete
mahkûm edilmişler, zillet ve sefalete sürüklenmişler, yaşamın her türlü
nimetlerinden mahrum olarak yaşar bir hale getirilmişlerdir. Müslümanlar ise
hala akıllarını başlarına almamakta,
terör, kin, nefret ve husumet içinde yaşamayı alışkanlık haline
getirmektedirler. Bu durum, tüm dünyada Müslümanları barışı sevmeyen, çatışmayı
dini bir görev olarak algılayan insanlar olarak göstermektedir. İyiliği,
temizliği, hoşgörüyü, öğrenmeyi, dindarlığı barış ve sulhu, güveni, huzuru,
sükûnu ve mutluluğu savunan bir dinin mensuplarının bu hallere düşmesinin
sebebi hiç kuşkusuz eğitimsizlikti, cehalettir. Merhum Mehmet Akif Ersoy"un
konuya ilişkin tespiti şöyledir: " Cehaletimiz yüzünden dinimizi bu hale
getirdik, o da bizi bu hale getirdi".