M. Nedim Tepebaşı

Tarih: 28.08.2015 09:32

Kahramanmaraş Dosyası 55

Facebook Twitter Linked-in

Rahat yaşanılır bir kentin kurulmasında ve sürekli güzelliklerin hayata geçirilmesinde, kentte görev yapan yardımcı yöneticiler veya onların ekipleri çok aktif olmalıdırlar. Bunlar, tespit ettikleri eksiklik ya da ihtiyaçları sürekli rapor haline getirip incelenmek üzere üst yöneticiye sunmalıdırlar. Tespit edilen sorunlar ve ihtiyaçlar üst yönetici tarafından incelenip son şekli verildikten sonra çözüm için daha önce oluşturulan diğer ekibe gönderilmeli, onlar da çözüm önerilerini bir rapor haline getirip tekrar üst yöneticiye sunmalıdırlar. Bundan sonraki aşamada ise yapılacaklar, yazının akışı içerisinde, ilerleyen zamanda değerlendirmeye çalışacağım istişare topluluğunda değerlendirilip karara bağlanmalıdır. Kimseye akıl vermek niyetinde olmadığımı hemen belirtmek durumundayım. Bunları anlatmakla esas olan uygulama verilerine ve tecrübelerime dayanarak sadece benim böyle düşündüğümü belirtmek istiyorum. Doğru bildiğimi söylemek hem görevim, hem de hakkımdır çünkü.

Kahramanmaraş il yönetiminde böyle bir çalışma bizden önceki dönemlerde de bizim dönemimizde de olmadı, şimdi varsa ben bilmiyorum. Bu konuda; "Peki, siz neden yapmadınız?" denilebilir. Ben kaç kere bu tür çalışmaların yapılmasını teklif ettim. Mesela imarla ilgili olarak kaç defa Meclis toplantılarında; hiç değilse boş olan arsalar üzerinde tanımlama yapılması için İmar Komisyonu"na böyle bir görev verilmesi ve çalışma yapılması çağırısında bulundum. Bu konuda teferruata girmek istemiyorum ancak çok kestirmeden şunu söylerim ki; çok başlılığın olduğu, dirayetin olmadığı yerde iş yapmanın ne kadar zor olduğunu ben belediyede gördüm.

Bir şehir kurulurken veya şehrin mücavir alanı genişletildiğinde ilk yapılacak iş, zorunlu yapılaşmaların yerlerini, yerli yerince planlamak olmalıdır. İdarî kurumlardan ve yapılardan eğitim ve ibadet yerlerinin, mezarlık alanının, ticaret alanlarının, meskûn alanlardan sosyal alanların nereye kurulacağına kadar bütün yapılaşmaların yerleri dikkatli bir şekilde tespit edilmelidir. Bunlar yapıldı mı; maalesef yapılmadı, bizden önce ve sonra yapıldıysa da herhalde ben duymamışımdır!

Söz konusu bu yerlerin belirlenip imara işlenmesi bir tarafa, konuyla ilgili hem; "tam zamanında" denilebilecek hiçbir çalışma yapılmamış olması, hem de gerekli gereksiz imar tadilatları yapılmış olması çok üzüntü vericidir. Yapılması gerekenlerin yapılmamış olması ve gereksiz işlerin yapılmış olması kentin imarını berbat etmiş, ortalığı büyük bir kırsal alana çevirmiştir.

Mesela, sözünü ettiğim, kentin vazgeçilmez ihtiyaçlarının içerisinde çok önem arz eden, hatta zorunlu çalışmaların ilk sırasında olması gereken mezarlık yeri konusuyla ilgili kayda değer bir çalışma yapılmamış olması, Maraş"ta belediyeciliğin ne kadar kara düzen yapıldığının bir göstergesidir.

Mezar taşında ve hakkında yazılan çok az bilgiye bakılırsa, Maraş"ın en ileri görüşlü belediye başkanı sıfatına sahip olan kişi Şeyh Adil Hazretleridir. On yedinci yüzyılda yaşamış birisinin, o günden bugüne hizmet veren ve bugünkü yasada belirlenen şartları birebir taşıyan bir alanı, üstelik kendi parasıyla satın alıp mezarlık yeri olarak vakfetmiş olması çok mükemmel bir ileri görüşlülüktür. Bu zat, belediyecilik ve yöneticilik açısından bir dâhidir.

Mezarlık yeri olarak vakfettiği alan, bugünün amir yasasındaki şartları tamı tamamına taşımaktadır. Yasa, bir yerin mezarlık alanı olabilmesi için; alanın su havzasına yakın olmamasını,  toprağın su geçiremez ve çürütme özelliğinin olmasını, hâkim rüzgâr yönünde olmamasını öngörmektedir. Maraş"ın rüzgârı kuzey ve kuzeybatıdan eser, Şeyh Adil Mezarlığı, o günkü şehrin en güneyindedir. Hâlihazır çevresindeki yapılaşmalar yakın zamanın gecekondularıdır. O günkü konumda, Maraş"ın su havzası Pınarbaşı"dır ve şehrin en kuzeyindedir, sırtını dağa yaslamıştır. Toprağın özellikleri zaten malum. Üstelik on yedinci yüz yıldan bugüne kadar bu mezarlık hizmet vermiştir. Rivayete göre Eski Sanayi olarak bilinen,  Şeyh Adil Mezarlığı"nın batısındaki alan da mezarlık iken ve de vakıf malı iken işgal edildiği söylenegelen bir rivayettir.

Yaşadığı dönemde bu kadar ileri görüşü ile kocaman alanı mezarlık yapan Şeyh Adil Hazretlerine nispet, geçmişin belediye başkanlarından biri, alanı genişletmek bir tarafa mezarlık alanına göz dikmiş ve o alan içerisinden birçok insanın yargılanmasına sebep olan bir buğday pazarı çıkarmıştır.

İlerleyen zaman içeresinde sadece, mezarlıktan alınan buğday pazarı yeri tekrar mezarlığa katılırken kuzey doğu köşesine ilave bir arsa da kamulaştırılarak mezarlığa katılmıştır. Bundan sonraki zaman içerisinde bir miktar arsa da yine mezarlığın kuzey doğu tarafından bizim görev yaptığımız dönemde mezarlığa katılmıştır.

Son ilave yapılan yer kamulaştırılırken, arsa sahipleri mirasçıları arasından, onlara vekâleten muhatap olduğum arsa sahibi ile birkaç kere konu hakkında görüşmemiz oldu. Anlatıldığına göre, daha önce yapılan kamulaştırma sırasında bazı sıkıntılar yaşanmış, arsanın reel değerinde ödeme yapılmadığı gibi ödeme sırasında yaşananlar da o insanları üzmüş. Arsa sahipleri bu yüzden yerlerini belediyeye vermek istemiyorlardı. Ben onlara, belediyenin arsalarından beğendikleri bir yer ile o günkü değer üzerinden takas yapmayı teklif ettim, onlar da kabul ettiler, kısa zamanda da takas yoluyla kamulaştırma işlemi tamamlandı.

Nüfus artışına paralel olarak mezarlık ihtiyacı da artmaya elbette ki devam edecektir ve de etmiştir. Bana göre, bir kentin çözüme kavuşturulacak işlerinin başında mezarlık yeri gelir. Yaşayan insanlar bir gün mutlaka öleceklerine göre bundan daha acil ve daha önemli hangi iş olabilir?

Şehir nüfusunun hızla artışı karşısında mezarlığın yetersiz kalışı beni çok endişelendiriyordu, elbette belediye başkanını da tedirgin ediyordu. Bir gün başkan beye; DSİ Şube Müdürlüğü ile Karayolları binalarının yerine, o müdürlüklerle mutabık kalacağımız bir yere, yeni binalar yaparak o alanların mezarlık alanına katılması için gerekli girişimlerde bulunmayı teklif ettim. İktidar partisinin belediyesi olarak bu işi rahatlıkla halledeceğimizi söyledim. Belediye Başkanı da bana; "Sen bunu şimdilik kimseye söyleme, 2009 seçimlerine giderken ben bu işi hallederim" dedi.

Ben 2009 seçimlerine katılmadan 2008 yılı sonunda belediyedeki görevden ayrıldığım gibi normal süre bitene kadar meclis toplantılarına da katılmadım. Bunların detaylarına burada girmeyeceğim, bizim ülkemizde de kentimizde de aynı olmasa da benzer sıkıntılar yaşanagelmiştir. Ben belediyeden ayrıldım ama mezarlık işini de başkan bey halletmedi.

O sıralarda rahmetli Kenan Seyithanoğlu, İstanbul"da yayınlanan "Dört Mevsim Maraş" dergisi için Şeyh Adil Hazretleri ile ilgili bir yazı yazmamı istiyordu. Yukarıda kısmen sözünü ettiğim Şeyh Adil ile ilgili bilgiler bir inceleme yazısı olarak dergide yayınlandı. O yazıda da o alanın mezarlık olarak en uygun yer olduğunu yazmıştım. Tabi bu işlerin kaderi hep böyledir. Yönetimi ilgilendiren işlerle ilgili gelişmeleri, yöneticiler çoğunlukla takip dahi etmezler. Etrafındakiler de bunları takip etmezler. Bu yüzden de üst yönetim, kent için neyi uygun görürse o işler yapılır genelde. Şeyh Adil Hazretlerinin hâlihazır mezar taşında yazılı beytin Latin harflerine çevrilmesi sırasında yapılan hataları o yazıda dile getirdim ve ilgililerine de o yazıya bakmalarını söyledim. Kimden kaynaklandığını bilmem ancak o hatalı yazının bulunduğu taş hâlâ mezarın başında, hem de dökülmüş hâliyle durmaktadır. Buna da her neyse diyeceğim artık!

Yasada mezarlık yerinin kriterleri belirlenmişken memlekette hiç yer kalmamış gibi Kılavuzlu bölgesinden mezarlık yeri seçilmiş olması doğrusu kabullenilecek bir çalışma değildir. Yapılan işleri eleştirmekten hoşlanmadığım halde söylemek zorunda kaldığımız durumlar olmaktadır. Dört Mevsim Maraş Dergisine, Şeyh Adil Hazretleri ile ilgili yazdığım yazı, aynı zamanda o günkü belediye yönetiminin oluşturma gayretinde olduğu Kılavuzlu yani Şeyh Ali Sezai Efendi Mezarlığı yerinin yanlış bir seçim olduğuna da bir gönderme idi.  Başka yerleri bilmem ama yukarıda da dediğim gibi bizim yöneticilerimiz, yazılanlara ve söylenenlere çoğu zaman tepkilidirler, "Acaba doğru mu söyleniyor, alternatifi ne olabilir?" pek demezler. Şartları taşımadığı halde o günkü yönetimin yasalara aykırı olarak o kararı nasıl aldırttığını da biliyorum.

Şimdiki Büyükşehir Belediye Başkanımız adaylığı ve seçim sürecinde, Kılavuzlu" ya mezarlık yapımını kendisinin de uygun bulmadığını ve başka alternatifler araştıracağını söylediğini memlekette duymayan kalmadığı halde yakın bir zamanda birdenbire Kılavuzlu Mezarlık alanı çalışmasına yoğunluk verildiğini ben de Ede Ajans"ın haberinden öğrendim. Orasının mezarlık olmasının uygun olmadığını, kendi sayfamda ve Yorum Gazetesi"nde yazdım. Her şeye ve halkın kırılmasına rağmen Şeyh Ali Sezai Mezarlığına definler başladı. Ancak bu alana yapılan definler için halkın kırıldığını her gittiğim taziye ziyaretlerinde dinlemekteyim.

Şimdi şunu görmek gerekir; bu kentin bugüne kadar ölmüşleri Şeyh Adil Mezarlığında medfun iken yeni vefat edenlerin ta Kılavuzla" ya defnedilmesi halkı güç durumda bırakacaktır. Dedesini, ana- babasını Şeyh Adil"de ziyaret edenler, yakın zamanda vefat etmiş başka yakınları varsa onlar için Kılavuzlu" ya gidecektir. Bu ise mezarlık ziyaretlerinin belki de terk edilmesine sebep olacaktır, insanlara da eziyet verecektir. Bunun sinyalleri alınmaktadır, zira cenaze namazı için camide bulunan halkın mezarlığa gitmedikleri kentte sürekli konuşulmaktadır.

Ben henüz o alanı görmedim ama halkın serzenişini sürekli duymaktayım!

Büyükşehir Belediye Başkanımız, 22.08.2015 günü yapılan İl Danışma Kurulu toplantısında, Şeyh adil Mezarlığı bitişiğindeki DSİ Şube Müdürlüğü alanında bulunan binaların Bölge Müdürlüğü alanı içerisine yenisinin yapılmaya başlandığını ve inşasının hızla devam ettiğini ve mezarlık olayına çözüm aradıklarını söyledi. Ben umutlandım. Ancak bunun bir an önce yapılması ve bu sıkıntılı duruma acil çözüm bulunması gerekmektedir.

Şu an Kahramanmaraş"ın en acil çözüm bekleyen sorunlarının başında trafik görünse de trafik sorunu mezarlık sorunu kadar acil değildir, gerekliliği tartışılacak bir durum olmasının yanında hele Ahırdağı"na kayak merkezi yapmak hiç acil değildir.

Bunları buradan yazmakla bir tarihi görevi yapılmış olduğuma inanmaktayım, sırf bunun için yazıyorum, dikkate alınıp alınmaması benim sorunum asla değildir. Mezarlık için hâlihazır DSİ Şube Müdürlüğü alanı ile Karayolları Şefliği alanı acil çözüm yeridir. Bununla da kalınmamalıdır; mezarlığın etrafı kamulaştırılmalı ve doğusundaki zeytinlik alan da yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi o alana eş değerde bir veya birkaç mülkiyeti belediye ait arsalarla takas edilerek o alan da kamulaştırılmalı ve mezarlık sorunu çözüme kavuşturulmalıdır ve halkın da gönlü alınmalı ve hoşnut edilmelidir. Yine söylüyorum, bana göre; mezarlık alanı için en iyi ve doğru çözüm Şeyh Adil Mezarlığı etrafında genişleme yapmaktır.

Zaten hâlihazır durumda ekonomik durumu iyi olanların mezarlık yeri satın almasıyla veya önceden satın alınan alanlar sebebiyle ikilik bir durum yaşanmaktadır, imkânı olanlar Şeyh Adil Mezarlığından ya yer almaktadır, ya da daha önceden satın aldığı yeri kullanmaktadır, parası ve imkânı olmadığı için yer alamayanlar için zorunlu olarak Kılavuzlu seçeneği ortadadır.

Büyükşehir Belediye Başkanımız, bu sorunu Şeyh Adil Mezarlığı çevresinin kamulaştırılması ile çözerlerse halkın gönlünü kazanacaklardır. Şu an itibarıyla hiçbir sorun mezarlık sorunu kadar acil de değildir, önemli de değildir. Bugün çözüm bulunmazsa da bunlar zannederim ileriki yıllarda daha çok konuşulacaktır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —